www.posta.com.tr
  • Açılış sayfam yap
  • Üye Girişi
  • Canlı Skor
  • RSS
  • Mobil
  • ALTIN88,1580 %1,52
  • BIST84218 %0,47
  • EURO2,8087 %-0,35
  • USD2,0910 %-0,11

Beyrut'ta hayat gece 10'da başlıyor

19 Haziran 2010
Yazı Boyutu:

Birkaç hafta önce televizyonda Lübnan ve başkenti Beyrut ile ilgili bir program izliyordum... Bir tarafta duvarındaki kurşun deliklerinin taze olduğu binalar, İsrail tarafından bombalanma tehlikesi olduğu için kameraya çekmenin yasak olduğu sokaklar ve diğer bir tarafta ‘Ortadoğu’nun Paris’i’ olarak ünlenen bir yaşam ve gece hayatı. İçimden, “En kısa zamanda gitmeliyim” dedim. İki haftaya kalmadan kendimi Beyrut’ta buldum! Çünkü J&B’nin ‘Start A Party’ (Bir parti başlat) sloganıyla düzenlediği partilerin sonuncusu Beyrut’un hemen yakınındaki kıyı kent Byblos’ta 12 Haziran akşamı yapıldı... Ama bizim için J&B partisi 11 Haziran günü Beyrut havalimanına inince başladı ve 14 Haziran sabahına kadar üç gün üç gece sürdü.

Herkes dans ediyor hepsi sarhoş

Beyrut, McDonald’s restoranlarının kapısında bile vale hizmeti olan, Haagen Dazs dondurmacılarında bile nargile servis edilen, en lüks ve meşhur restoranlarının menülerinin bol meze ve kebaptan oluştuğu ilginç bir şehir. Lüks mağazalarının olduğu bölgenin adı Downtown. Buradaki binalar savaş sırasında altı defa yıkılmış, her seferinde tekrar yapmışlar... Son inşaatları beş ay önce bitmiş. Yakında buraya Hermes, Burberry, Dior açılıyormuş. Louis Vuitton, Gucci, Zara, H&M zaten var. Beyrut mağazalarında satılan koleksiyonların hepsi renkli ve bol desenli... Zaten aksini satsalar kimse satın almaz. Lübnanlı kadınlar süslenmeyi çok seviyor, ama abartılı değiller, çoğu güzel giyiniyor. Genetik mi bilinmez, hepsi büyük göğüslü. Kadın - erkek herkeste son model, lüks arabalar var... Beyrut’un yazlık barlarının üstü açık, en iyileri yüksek binaların çatısında. Biz ilk geceye Beyrut’un en popüler kulüplerinden birisi olan White’da başladık. İçeride tüketilen içkinin haddi hesabı yok. Burada Jehan adında bir kızla arkadaş oldum, bana ‘kendilerini’ anlattı... “Lübnanlı gençlerin hepsi üniversite mezunudur, iyi eğitimlidir. En az dil bileni dahi şakır şakır Fransızca, İngilizce, Arapça konuşur” dedi. Gençler için giyim kuşam çok önemliymiş. Azıcık parası olan bile tüm cebindekini kıyafete yatırabilirmiş. “Lübnanlı kızlar mutlaka zengin ve yakışıklı erkeklerle flört eder” dedi... Böyle bir şey duyacağımı düşünmemiştim, şaşırdım! Anlatmaya devam etti... “İçeriye bir baksana, burada çirkin erkek yok ki. Çoğu benden daha bakımlıdır, her gün spor salonuna gider.” Herkesin zengin olduğunu da ekledi. “Peki ne iş yapıyorlar?” diye sordum. Gençlerin tercih ettiği meslekler genellikle turizm, ticaret ve araba ithalatıymış.

Saat ilerlemişti, benim otele dönmeye niyetim yoktu. Jehan birazdan Cassino adlı bir bara gideceklerini söyleyip onlara katılmamı önerdi. Cassino’daki eğlence canlı müzikmiş. Masalarda oturup, genellikle Arak (Lübnan rakısı) içerek eğleniyorlarmış. Program beni pek açmadı, teşekkür edip yanından ayrıldım.

BU HABERİ PAYLAŞ

Yazarın diğer yazıları

YORUMLAR

Bu haberle ilgili hiç yorum yapılmamış. ilk yorum yazan siz olun