Cumhuriyet davasında ikinci gün...

'FETÖ/PDY, DHKP-C ve PKK/KCK terör örgütlerine üye olmamakla birlikte, örgüt adına suç işlemek’le suçlanan 11’i tutuklu 17 Cumhuriyet gazetesi çalışanı 9 ay sonra dün ilk kez Gazeteciler ve Basın Bayramı’nda hâkim karşısına çıkarak savunma yapmıştı. Davanın ikinci duruşması gerçekleşti. Savunma yapanların arasında Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu'da vardı

25 Temmuz 2017, Salı 23:19
Cumhuriyet davasında ikinci gün...
İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, gazeteci Ahmet Şık, Akın Atalay, Bülent Utku, Kadri Gürsel, Mehmet Murat Sabuncu, Önder Çelik, Musa Kart'ın da aralarında bulunduğu 12 isim katıldı. 

CHP'li milletvekili Mahmut Tanal, Can Dündar'ın eşi Dilek Dündar ile birlikte sanık yakınları ve yabancı basın temsilcileri duruşmayı takip etti.
 

FETÖ'CÜ SAVCI TARTIŞMASI


Sabah konuşan Murat Sabuncu'dan sonra Bülent Utku savunma yapmaya başladı. Utku'nun savunması öncesi savcı söz aldı ve iddianamede FETÖ'den yargılanan savcı Murat İnam'ın değil, savcılar Mehmet Akif Ekinci ve Yasemin Bal'ın imzasının olduğunu hatırlattı. Cumhuriyet avukatları iddianamede İnam'ın imzası olmasa da soruşturmayı onun başlattığını vurguladı.

Utku şunları söyledi: "Erdoğan 'cezaevindeki 177 kişiden sadece 2'si sarı basın kartı sahibidir' diyor. Sadece bu dosyadaki 9 kişinin sarı basın kartı vardır. Cumhuriyet 'cesur olma hakkını' kullanan gazetelerdendir. Çekinmeden sözünü söyler. Objektif, bağımsızdır. Çok bedeller ödemiştir. Cumhuriyet operasyonu 18/08/2016 tarihli 'resen soruşturma başlatma tutanağı' ile Savcı Murat İnam tarafından başlatılmıştır. Tutanakta soruşturmaya resen başlandığı yazılı ise de kimse buna inanmasın. Savcı Murat İnam, herkesi kandırmaya kalkıyor. Savcı Murat İnam operasyon başlatmak için Aydın Engin'in yazısı dışında başka bir haber ve yazıyı gerekçe olarak göstermemektedir. Dosyadaki 8 yazının PKK ile ilgili olmadığı görünüyor. Savcının FETÖ+PKK için operasyona başlama nedeni toplumda yaratılmak istenen algı. Cumhuriyet gazetesinin FETÖ ile ilintili olduğu algısının yalnız başına yaratılması yeterli bulunmamış, buna PKK da eklenmiştir. Matbaa, bastığı gazetenin her nüshasını savcılığa teslim eder, basın savcısı bakar, suç varsa dava açar. Böyle açılan hiçbir dava yoktur. Daha önce suçlama konusu yapılmayan haber ve yazılar daha sonra suçlama konusu olunca sormalı, “şimdiye kadar neden dava açmadın? örevin bu operasyon için atanan Murat İnam’a verilmesinin nedeni, müebbetle yargılanması nedeniyle iradesinin ipotek altında olmasıdır. Cumhuriyet soruşturmasının başlangıcı 18.08.2016 olsa da operasyon fikri 29 Mayıs 2015 tarihli MİT TIR'ları haberine dayanıyor."

 

'SALYA SÜMÜK AĞLAYAN HALLERİNİ GÖRDÜM'


Utku, soruşturma aşamasında savcının kendisine, "Fethullah Gülen'in kitaplarını okuyup okumadığını, haberlerini takip edip etmediğini" sorduğunu anımsatarak, "Fethullah Gülen'in sosyal medyada, televizyonlarda, ne dediği anlaşılamayan, salya sümük ağlayan hallerini gördüm. Kitaplarını okumadım. Okusaydım da beni kandıramazdı kimileri gibi. Çünkü genelde kanmak isteyen, kanmaya açık olanlar kandırılır" cevabını verdiğini söyledi. 
Daha sonra Fetullah Gülen'in gazeteye açtığı onlarca davadan örnekler veren ve "Allahın sopası yok" Utku, Mine Kırıkkanat'ın Gülen hakkındaki bir köşe yazısından dolayı davalık olduğunu, söz konusu iddianameyi de şuan duruşmanın savcılığını yapan Hacı Hasan Bölükbaşı'nın hazırladığını söyledi. 

Bunun üzerine Başsavcıvekili Bölükbaşı da sanık Bülent Utku'ya hitaben, verdiği binlerce kararın içinde bir kararı çıkarıp mahkemede delil olarak sunduğunu vurgulayarak, "Biz de yasal mevzuat çerçevesinde karar verdiğimizi düşünüyoruz. Diğer görev alan savcıların da ellerinden geldiğince yasal mevzuat çerçevesinde görevlerini yaptığını düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Utku da, "Hasan Bölükbaşı'nın makamına çok gittim centilmen bir savcıyla karşılaştım. Söylediklerim savcının kişiliğiyle ilgili değil. Ancak savcının iddianamedeki suçlamalara cevap vermediğimiz yönündeki görüşüne katılmam mümkün değil" dedi.

Bülent Utku'nun savunmasını tamamlamasının ardından mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi. 

MURAT SABUNCU'NUN SAVUNMASINDAN...


Bugünkü duruşma, gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu'nun savunması ile açılmıştı. Sabuncu savunmasına, "Bu dava bütün gazetecilere bir gözdağı davasıdır. Türkiye'de bağımsız gazeteciliğin bedeli tutuklanmaktır" diyerek başladı.

Sabuncu savunmasında "İddianameyi hazırlayan savcılar adetaları çok seviyor. Adetalarla dolu adeta bir iddianame sayın başkan. Siz gazetenin yüzde 10'ı dışında tüm gazeteyi, ailelerimizi dokuz aydır mağdur ediyorsunuz. Arkadaşımızın 5 yaşındaki çocuğunun mal varlığı bile sorgulanmış.

Türkiye'de bağımsız gazeteciliğin bedeli tutuklanmak, savunma için 9 ay beklemek. Benim hiç MASAK raporum yok. Ama savcı zengin göstersin diye iddianameye 'MASAK raporu da var' diye eklemiş.

2014 yılında gazetede çalışmaya başladım. Ama siz 2013 yılında vakıfta olanları bana soruyorsunuz. Tanımadığım insanlarla çalışmadığım gazetenin vakfını ele geçirmişim" dedi. 

Sabuncu, savunmasında "Ben Pensilvanya'ya hiç gitmedim. 'Gülen bana koku hediye etti, kalem hediye etti' diyen gazeteci olmadım. Gülen'i öven tek yazım yok. Bizler namus ve şerefle gazetecilik yapmış; geçmişi belli gelecegi de belli olan kişileriz..." ifadesini kullandı. 

Sabuncu, Mahkeme Başkanı'nın "Vakıf yönetiminin herhangi bir haberin yayınlanıp yayınlanamayacağı konusunda bir telkini olabilir mi?" sorusu üzerine "Göreve başlamamdan tutuklandığım ana kadar hiçbir etki olmamıştır. Her sabah vicdanımla masama oturur vicdanımla kalkarım" dedi.

Mahkeme Başkanı'nın "Terör örgütleriyle ilgili aranıza sınır konması için belirteciniz nedir?" sorusuna Sabuncu, şu yanıtı verdi:

"Vakıf Yönetim kurulu'nun belirlediği ana çerçeve ve temel ilke kapsamında Cumhuriye'te ayrımsız olarak şiddet savunulamaz. Terör eylemini gerçekleştiren örgüt terör örgütüdür. Bazen bir eylemin neden, kim tarafından gerçekleştirildiği konusunda bir belirsizlik varsa 'eylemci' ya da 'saldırgan' denir.

İlk duruşmada Cumhuriyet İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay, gazetenin Yayın Danışmanı Kadri Gürsel ve karikatürist Musa Kart savunmalarını yapmıştı


'AİLELERİMİZLE GÖRÜŞME HAKKINI KULLANMAK İSTİYORUZ'


Cumhuriyet yönetici ve yazarlarına yönelik 19 sanıklı davada, Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyesi sanıklar Güray Tekin Öz, Önder Çelik, Mustafa Kemal Güngör savunmalarını yaptı. Duruşmada söz alan gazeteci Ahmet Şık ise, cezaevinde hak kısıtlaması olduğunu belirterek "Diyorlar ki 'duruşmaya gitmeyin, burada kalın, o zaman görüş hakkınızı kullanırsınız'. Yani diyor ki 'ya benimsin, ya 27. ağır ceza mahkemesinin'. Bu sorunu sizin çözebileceğinizi düşüyoruz. Önümüzdeki hafta ailelerimizle görüşme hakkını kullanmak istiyoruz" dedi. 

Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi sanık Güray Tekin Öz meslek hayatına 1970 yılında başladığını belirterek "Laik, demokratik bir Cumhuriyet için çaba gösteren gazetecilik ilkelerine ömrü boyunca sadık kalmış bir gazeteci olarak şeriatçı, darbeci terör yöntemlerini benimseyen örgütleri desteklediğim, 'üye olmamakla birlikte örgüte bilerek isteyerek yardım ettiğim' iddiasını şiddetle reddediyorum.


'TEK BİR SOMUT KANIT BULUNMAMAKTADIR'


Soruşturmayı açan savcının FETÖ ile ilişkili bir davadan yargılanıyor olmasını da iddianın mesnetsizliğinin önemli bir kanıtı sayıyorum. Hiçbir zaman bir terör örgütüne üye olmadım. Herhangi bir terör örgütüne yardım olarak sayılabilecek bir eylem içine girmedim. İddianamede terör örgütleri ile ilişkili olduğuma dair tek bir somut kanıt bulunmamaktadır" dedi.

 
İddianamede, bir ByLock kullanıcısıyla irtibat kurduğu iddiasına yönelik sanık Öz, "ByLock kullanıcısına telefon etmedim. Sözü edilen kayıt telefon numarasının benden önceki kullanıcısına aittir. 2015 yılından sonra abone olduğum numaranın eski sahibinin iletişimidir. Benimle hiçbir ilgisi yoktur" diyerek abonelik belgesini sundu.

Öz, hakkında FETÖ'den  soruşturma yapılan bir kişiyle iletişim kurduğu iddiasına yönelik ise "Bu iddia birazdan fazla komiktir. İletişim kurduğum iddia edilen kişi Çankaya'da bir pidecidir. Ben arada bir pide ısmarladığım pidecinin hakkında soruşturma yürütülen bir kişi olduğunu bilme şansına nasıl sahip olayım. Arada bir, en son da doğum günümde bir pide ısmarlamışız. Tüm suçlamaları reddediyorum. Tahliyemi ve beraatımı talep ederim" diye konuştu.


"HER BASKI DÖNEMİNDE CUMHURİYET HEDEF ALINMIŞTIR"


Cumhuriyet Vakfı Yönetim Kurulu üyelerinden Önder Çelik'in savunmasında Çelik, "Rejimler ne zaman temel değerlerinden uzaklaşsa, her baskı döneminde Cumhuriyet hep hedef alınmış ve hırpalanmıştır. Cumhuriyete 12 Mart'ta, 12 Eylül'de de baskılar uygulanmış, kapatılmış ve toplatılmıştır. Birçok yazarı öldürülmüştür. Çok yakın geçmişte Ergenekonculukla suçlanmıştır. Şimdi ise FETÖ'cülükle suçlanmaktadır. Cumhuriyet Gazetesi öncesinde olduğu gibi bugün de laik, çağdaş, demokratik hukuk devleti ve  Atatürkçü ilkeleri korumanın bilinci içerisinde yayınını sürdürmektedir. Cumhuriyet Gazetesi yayın hayatına başlamasından itibaren çok cesur bir gazete olmuştur, cesaretini her zaman için sürdürmüştür, sürdürecektir" diyerek suçlamaları reddetti. 


"HİÇ KİMSE BU ABSÜRD İDDİAYA İNANMAZ"


Daha sonra sanık avukat Mustafa Kemal Güngör savunmasını yaptı. Güngör, "Ben 43 yıllık bir Cumhuriyet okuru olarak Fetullah Gülen'i 35-40 sene önce Hikmet Çetinkaya'nın yazılarından öğrendim.

Öğrenmekle kalmayıp, Fetullah  Gülen'in hakkındaki yazılarla ilgili olarak Cumhuriyet Gazetesi aleyhine açtığı onlarca davada gazetenin ve Hikmet Çetinkaya'nın avukatlığını yaptım. İroniye bakınız ki, şimdi Cumhuriyet Vakfı'nın Yönetim Kurulu üyeleri olarak Hikmet Ağabey ile, yani kelimenin tam anlamıyla FETÖ'nün kitabını yazan Hikmet Çetinkaya ile birlikte FETÖ'ye yardım etmekle suçlanıyoruz.

Türkiye'yi tanıyan, gazete okuyan, güncel olayları takip eden, objektif ve iyi niyetli davranan hiç kimse bu absürd iddiaya inanmaz" dedi. Duruşma yarın saat 13.30'a bırakıldı. 

DHA