Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Cumhuriyet tarihinde bir ilk yaşanıyor...

Çarşamba, 24 Şubat 2010 - 05:00

Ergenekon soruşturması başladığı sıralarda hayretler içindeydik. Dokunulmaz sayılan komutanların gözaltına alınmaları büyük bir heyecanla izleniyor ve bu olayın nereye kadar gideceği konuşuluyordu. Ardından yeni gözaltılar, yeni soruşturmalar, yeni iddianameler geldi.

Her defasında “Bu iş nereye kadar gidecek?” sorusu soruldu. Gözler Genelkurmay’a çevrildi ve “Bakalım ne tepki gösterilecek?” dendi.

Yine her defasında fazla ileri gitmeyeceğinin tahminleri yapıldı. Ancak durmadı, tam aksine giderek yaygınlaştı.

Pazartesi günü yaşananlar için “Türkiye Cumhuriyeti’nin yakın tarihinde bir ilk” denilebilir.

49 gözaltı yaşandı. 2’si Kuvvet Komutanı olmak üzere 6 orgeneral, 2 oramiral, 3 korgeneral, 1 koramiral, 2’si muvazzaf 4 tuğamiral, 2 muvazzaf tuğgeneral ve geri kalanlar da çeşitli rütbelerden subaylar...

Müthiş bir zamanlama mı yoksa tamamen raslantı mı?

Bütün bu gelişmelerde, kamuoyunun konuştuğu ve çok kimsenin dikkatini çeken birçok nokta var.

Bunların başında, özellikle son yıllarda arka arkaya 1’inci orduyu yöneten üç komutanın (Çetin Doğan , Hurşit Tolon ve Ergin Saygun) gözaltına alınmasıydı. Sanki her şey 1’inci ordu etrafında kümelenmiş gibi bir izlenim doğuyor.

Dikkat çeken bir diğer gelişme, müthiş bir zamanlamayla karşı karşıya kalındığı izlenimi. Toplumun bir kesimi için, kim oldukları bilinememesine rağmen, bütün bu gelişmeler, zamanlama ustaları tarafından dizayn ediliyormuş gibi görünüyor.

Siz isterseniz, bu algılamanın tamamen toplumumuzun içindeki komplo teorisi merakından kaynaklandığını söyleyebilirsiniz.

Ancak ortada da çok ilginç bir manzara var.

Tam yargı kavgası yaşanıyordu, iktidar partisi bundan dolayı eleştiri oklarını üzerine çekmişti ve genelde pek de haklı görünmüyordu ki, birden bire önceki günkü tutuklama fırtınası esti. Bütün dikkatler başka yere döndü. Gündem değişti. Karşılıklı müthiş bir psikolojik savaş yaşanıyor.

Bunların tümü komplo tümü düzmece mi?

Sorulan ve tartışılan diğer bir nokta da, tüm iddiaların Türkiye’yi bölmeye çalışanlar, Türkiye’yi din devletine dönüştürmek ve başka yönlere çıkmak isteyenler kolları sıvadılar ve böylesine büyük bir kampanya ile Silahlı Kuvvetlerimizi yıkmaya çalışıyorlar.

AKP’nin askerden intikam aldığına inanılıyor.

Bu görüşe karşı çıkanlar ise, savcıların böylesine büyük bir komplonun içine giremeyeceklerine dikkat çekiyorlar.

“Bu kadar büyük yalan hazırlanamaz. İddialardan büyük bölümü komplo olsa dahi, geri kalan bölümü yeter” yanıtı veriyorlar.

Şimdi işler çok ciddileşti.

Olay artık bir Ergenekon soruşturma davasının ötesine geçti. Yaşamakta olduklarımız, yeni bir dönemin başlangıcıdır.

Hangi yönde gelişirse gelişsin, ülke içi dengeler değişiyor.

Hangi yöne doğru değişecek şimdiden bilemeyiz, ancak tarihi günler geçiyor.

TSK’nın sabrı taşarsa ne olacak?

Dünden itibaren en çok sorulan soru bu...

TSK’nın tepkisi olacak mı, olacaksa ne yaşanacak?

Bu öylesine bir ince çizgi ki, atılacak adımların ölçüsü kaçtığı taktirde işin nereye kadar gidebileceğini kimse tahmin edemez.

Ülkenin sadece siyasi gidişi etkilenmez, ekonomisi dahi allak bullak olabilir.

Dikkat edecek olursanız, şu ana kadar yaşananlar karşısında piyasalarda bir kıpırdanma başladı, ancak henüz tehlike çanları çalmıyor. Panik yok, ancak bu duruma fazla da aldanmamak gerekli.

Hiç belli olmaz, birden bire piyasalar kötü bir koku alıverir ve istikrarsızlık sürecine girilir.

İşte bu yönden bakarsak, ister TSK, ister yargının olası tepkileri, örneğin yeni bir kapatma davası, belirli bir çizginin ötesine geçilmesi her şeyi değiştirebilir.

Gelin, bu konuyu yarın konuşalım...