“Cüppemi bırakırım motorumu ASLA”

Dalaman'da blue jean giydiği, motosiklete bindiği için tehditler alan, şikayet edilen 'turbo imam' içini döktü

Cumartesi, 11 Haziran 2011 - 05:00

“Cüppemi bırakırım motorumu ASLA”

RÖPORTAJ: SUNA AKYILDIZ

[email protected]

Tarık Balkı (21) kıpır kıpır bir delikanlı... Yaşına uygun giyiniyor ve yaşıyor. En büyük tutkusu motosiklet. Bu sevdası yüzünden Tarık Balkı’nın başı fena halde derde girdi. Bu genç adam geçen hafta gazetelere manşet oldu. Çünkü o bir imam ve Muğla-Dalaman’da motosikletle gezince önce tepki çekti, sonra tehdit edildi.

Gerekçe belli: Kılık-kıyafeti uygun değil, motoru var, üstelik bekar... Öyle ya; İmam dediğin motosiklet kullanmaz, blue jean giymez... Yüzü sakallı, kıyafeti cüppeli, eli tespihli, başı takkeli olur (!). Bir imamın hem motora binip, hem dans edip, hem de işini yapmasının ne kadar zor olduğunu okuyunca şaşıracaksınız...

İmamlığa kim yönlendirdi seni?

Ailem çok dindar. Küçüklüğümden beri dinle ilgili bilgi birikimim vardı. Doktor olmak istiyordum, ani bir kararla Anadolu İmam Hatip Lisesi’ne yazıldım. Baktım başarılıyım, imam olmaya karar verdim. 

Kaç yıldır yapıyorsun?

Bodrum-Türkbükü’nde 3 ay gönüllü imamlık yaptım. Geçtiğimiz ocak ayında Muğla- Dalaman’ın Kapıkargın Köyü’ndeki camiye vekil imam olarak atandım, 4 ay kalabildim. Motor tutkum sıkıntı yarattı. Baskılar geldi, psikolojik olarak rahatsızlandım, istifa ettim. 

O konuya birazdan geleceğiz. Ailenden motor tutkun ve giyim tarzın yüzünden uyarı aldın mı?

Amcalarım “Biraz daha oturaklı ol, bu kadar hareketli olma” diye uyardı, o kadar. Babam zaten eski motorcu, bu aşk ondan bulaştı. 

Ne zaman motora binmeye başladın?

6-7 yaşındaydım. Annem bana hamileyken babam onu motorla gezdirirmiş (gülüşmeler). Anne karnında bunun keyfini almışım yani. 15 yaşında spor motorlar kullanmaya başladım. 16 yaşından sonra da hız motorlarına başladım...

“Blue jean giymem onları rahatsız etti” 

Motorun ne zaman sorun yarattı?

Dalaman’da imamlığa başladığımda. Bir süre motorsuzdum. Sonra dayanamadım, motorumu da götürmek istedim. Babam “Götürme, başına birşey gelmesin” dedi, dinlemedim. Nisanda motorumu götürmüştüm. Ailem Bodrum’daydı, ben Dalaman’da yalnız yaşıyordum.

Dalaman’da neler oldu?

Arkamdan konuşulanları duyuyordum. “Çok genç imam” diyorlardı... Bekar imam olmaz. Cemaatten bana gelip bekar bir imamın arkasında durmak istemediklerini söylüyorlardı. Bekar ve hareketli olmam, kot pantolon giymem onları rahatsız etti. Daha önce Bodrum’da yaşadığım için bir ara şöyle bir dedikodu çıkmıştı: Bizim imam Bodrum’da bardan çıkmazmış, içkiciymiş... Bunlar beni çok üzdü. Genç olduğum, nefsime hakim olamayacağım, çılgın bir hayat yaşayacağım düşünülerek yakıştırmalar yapıldı.

Bekarlığını zor kabul etmişler, bir de başlarına motor mu çıktı?

Baktım, Dalaman’da hiç motor yok. Motoru getirmeden “Ben yandım” dedim, “Burada çok tepki olabilir. En iyisi yavaş yavaş ‘motor kullanıyorum’ diyeyim. Geldiğimde şaşırmasınlar...” Sonra da “Bodrum’a gidiyorum, motorumu alıp geleceğim” dedim. Hepsi “Hayırlı olsun” dedi. Bodrum’a gittim, motorumu alıp döndüm. Bir baktım; karşımda etten duvar örülmüş. Psikolojik olarak bir duvar: ‘İmam motor mu sürer!..’

“Tehditler hasta etti”

Sizi öyle görünce namaza gelmemişlerdir herhalde.

2-3 gün geldiler. “Senin motorun sesi çok çıkıyor, hızlı gidiyorsun” gibi uyarılar aldım. Ki ben motorumla köyün içinde aşırı hız yapmamıştım. Komşu mahallede 1-2 kişi vardı... Tanımadığım genç psikopatlar... Önümü kesip “Bu motoru burada süremezsin. Bizim kız kardeşimiz, bacımız, annemiz var. Onlara hava mı atıyorsun?” diye sataştılar. Canımı sokakta bulmadım ben de. Tırstım. Motoru caminin arka tarafına saklayıp yürüyerek giriyordum başıma birşey gelmesin diye. Sonra mütfü bey aradı, “Hocam ben seni anlayışla karşılıyorum ama bu motoru burada kaldıramadılar. Senin arkanda bu cemaat namaza durmayacak” dedi. O ara psikolojik olarak büyük bir çöküntü yaşadım. Sürekli başım ağrıyordu, ilaç kullanmaya başladım. . Sağlığından oldun desene... Çok üzüldüm. Bunun tarifi yok. İslam, hoşgörü dinidir. Ben oraya kötü amaçla gitmedim. Müftülük atamış beni imamları olmadığı için. 6 ay görev yapacak, “Allah razı olsun, sağolun” diyip gidecektim.

“Napiim, hep cüppeyle mi fotoğraf çektireyim?”

Dalaman’daki müftülük senin için “Bizi dinleseydi geleceği parlak bir imamdı” demiş...

Müftü ile telefonda görüştük. “Motosikleti kullanmasan olmaz mı?” dedi. Ben de “Olmaz” cevabını verdim. Benim hayat tarzım olmuş. Cemaat de söylüyordu “Bilgin çok iyi, çok güzel Kuran okuyorsun ama motosiklet kullanman, giyim kuşamın bize göre değil” diye. “İmam namaza gelirken blue jean giymez” diyorlar. Keten pantolon giyene bile kızılıyordu.

İlla içinin de ölmesi gerekiyor yani...

“Hayat Maksimum’da” diye bir reklam var ya... Öyle havaya zıplayıp el ve ayaklarımı çapraz yaptığım fotoğraflar var Facebook’da... Eeee, napiim, hep cübbeyle mi fotoğraf çektireyim?..

Facebook profilindeki yazın da çok tepki çekmiş. Ne yazmıştın?

Düşünsenize; altınızda şahane bir motosiklet var. Hava çok güzel... Ama yobaz insanların yobaz düşünceleri yüzünden motorunuzu süremiyorsunuz. “Köyümüze hakaret etti” diye müftü beye şikayet etmişler. Önümü kesen gençlerden biri de daha sonra da “Sen bizim köyümüze küfür mü ettin?” diye tekrar önümü kesti. Bu sefer muhtar araya girip yatıştırdı. Ben de o gün istifa ettim.

Bize din yanlış mı öğretiliyor?

Bir tabir vardır; ‘Takvim arkası hocaları’... Onlar okuduklarını anlamazlar, takvim arkalarındaki bilgileri okurlar. Kendi yorumlarını katarlar. Kulaktan dolma, büyük dedelerinden duyduklarıyla harmanlayıp sunarlar. İşte bu, bunların neticesi aslında.

Kafamızdaki ‘imam’ imajına uymuyor gibisin... Yaptıklarınla bu imajı mı yıkmak istedin?

İmam dendiğinde takkeli, elinde tespihi, saçları yana taranmış bir adam düşünüyor insanlar. Bazen mevlütlere Kuran okumaya çağırıyorlar. Gidiyorum, herkes bakıyor, “Hoca sen misin?” diye soruyorlar. Yaşlı birilerini bekliyorlar, inanmıyorlar (gülüşmeler)...

Aslında camiye gitmeyen gençlere de örneksin... Hem dini yaşayıp hem de yaşamdan keyif alınan şeyleri yapabilmek adına...

Bodrum-Türkbükü’ndeyken namaza gelmeyen gençleri camiye toplamıştım. Onlar küçük motorlarla geziyorlardı, benimki büyüktü. “Hadi” diyordum onlara, “namazı kıldıktan sonra size tur attırırım.” Böylece camiye gelip gitmeye alıştılar. “Hocam, biz senden çok memnunduk” dediler. O insanların çoğu tekneci, balıkçıdır. Neredeyse her akşam teknelerinde rakı-balık muhabbeti yaparlar... Ertesi gün de namaza gelirlerdi. Sonrasında oturup muhabbet ederdik. Onlar bile ben giderken “Keşke gitmesen, biz çok iyiydik” dediler. . Rakı-balık sohbetine katılır mıydın? Kahvehaneye giderken onlarla otururdum. Sürekli köyde gezerdim namaz aralarında. Hal-hatır sorar, insanları dinlerdim. Akşama kadar onlarla vakit geçirirdim.

“Benim için de Dalaman bitmiştir”

 Tekrar Dalaman’dan çağırsalar gider misin?

Gitmem. Başbakanımız “Benim için Davos bitmiştir” dedi ya, benim için de Dalaman bitmiştir (gülüşmeler).

Sana zarar vermelerinden korkmuyor musun?

Oradan buraya gelip bana birşey yapacaklarını sanmıyorum. En fazla arayıp tehdit ederler diye düşünüyorum. Çünkü motoruma karşı da olsalar kötü veya art niyetli olduklarını sanmam. Peygamber Taif şehrine girdiğinde üstüne taşlar atıyorlar... Üstü başı kan içinde... Allah-ü-Teala, Cebrail Aleyhisselam’ı yolluyor. Diyor ki; Ya resulallah, istersen bu şehri ters çeviririm.” Peygamber efendimiz şu cevabı veriyor: “Bilmiyorlar, bilselerdi yapmazlardı. Bırak git.” Onun gibi. Bu insanlar motosiklet kültürünü bilselerdi bunu yapmazlardı.

“Motosikletimden asla vazgeçmem” 

 İstifa ettin. Ya gideceğin başka bir yerde yine baskı görürsen?..

Yine istifa ederim ya da tayinimi isterim. Motorumdan asla vazgeçmem. “Motorun mu, işin mi?” deseler motorumu seçerim. Çünkü motorum, işimi yapmama engel değil. Her motoruma isim koyarım. Geceleri çıkarım... ‘Gazlamalarım’ vardır. 50-100 kilometre gidip dönerim. Yolda manzaralı bir yere oturur, bir bardak çay içip motorumla sohbet ettikten sonra dönerim.

Mesleğine devam edecek misin?

Çok istiyorum. Hatta bu hafta, sınav için başvurular var. 4430 imam alınacak. Tekrar başvuruda bulunacağım. Mesleğimi çok seviyorum. Özellikle de farklı olmak, örnek olmak istiyorum. Bunun günahı yok. Bu işi yaparken dini yasakları çiğnemeden, kimseye zarar vermeden, kimsenin hakkına girmeden istediğim hayatı da yaşayabilirim. Buna kimse bir şey diyemez. Beni motorumdan vazgeçirmek isteyen insan, aklını kaçırmış insandır.

İstifa ettikten sonra ailen ve çevren ne tepki gösterdi?

“Yapacak bir şeyim yoktu, istifa ettim” dedim. Babam da “Hayırlısı olsun” dedi. Gittik, eşyalarımı aldık. Ev sahibim çok iyi insandı. Ölen annesinin evini bana vermişti, kira da almıyordu. Ayrılırken ikimiz de ağladık. Bahçesine gül dikmiştim. Güllerimi ona emanet ettim.

“Kız arkadaşım yok olmasını da istemem”

Kız arkadaşın var mı?

Kız arkadaş, hayat tarzım açısından pek istemediğim bir olay. Kız arkadaşım olacaksa evleneceğim. Bu konuda biraz muhafazakarım.

Sevgilin olması günah mı?

Hayır, yanlış anlamayın. Sevmek, aşık olmak günah değil. Aksine Peygamber Efendimiz; “Birisini seviyorsanız Allah rızası için ona ‘Seni seviyorum’ diyin” der. Bir kalıbın içinde, dini yasakları çiğnemeden olması gerekir bunun. Bir kere olsun, tam olsun istiyorum.

Bu yaşına kadar hiç sevgilin olmadı mı?

Oldu tabii ki. Lise sondaydım. Ailem de biliyordu. Anlamaşadık, ayrıldık.

Mesleğinin de etkisi vardır sanırım kız arkadaş istememende.

Yo, öyle birşey yok. Sadece ben istemiyorum. Şu anda hayatımda en büyük yeri motosikletim kaplıyor.

Nefsine nasıl hakim oluyorsun?

Belki de içimden geliyor. Bir de nefsimi tutmak için Peygamber Efendimiz’in uygulamalarını ve sözlerini izliyorum. “Öncelikle...” diyor, “...oruç tutun.” Dalamanda’yken sıkıntı yaşamamak, kendimi de tutmak için gün aşırı oruç tutardım. Şimdi de pazartesi ve perşembe günleri tutuyorum.

Çok ilginç.

O şekilde hem nefsimi bastırıyorum hem de bunun en sağlıklı oruç tutma şekli olduğunu söyleyen Peygamber Efendimiz’e uyuyorum. Bilim adamları ve doktorlar da gün aşırı oruç tutmanın daha sağlıklı olduğunu açıkladı.

 Arkadaşlarınla istediğin gibi gezebiliyor musun? Dans edebiliyor musun mesela?

Yoo, tabii ki hayır. Bodrum’daki arkadaşlarım çok hareketli. Çoğunun dinle alakası yok. Ateist arkadaşlarım da var. Onlarla da oturup sohbet ederim. Geçenlerde arkadaşımın ablası evlendi, düğünde kolbastı oynadım. Yaparım, bunlar yanlış şeyler değil.

Özel yaşamında dikkatli misin?

Yanlış anlaşılacağını düşündüğüm yerlerde görünmemeye çalışıyorum. Barın önünden geçsem ‘imam bara gitti’ olur. Bunlar hassas şeyler. Geçtiğim yollara bile dikkat ederim. Temiz ve düzgün giyinirim. Saçımın ve sakalımın düzgün olmasına dikkat ediyorum. Gezdiğim insanlara dikkat ediyorum. İyi insanlardır ama dışarıdan kötü olarak algılanabilirler. Peygamber Efendimiz “İnsanlara kötü de düşündürtmeyin. Ona da dikkat edin” der.

İmamlıktan ne kadar kazanıyordun?

İmamlık yaptığım caminin asli imamı 1.880 TL maaş alıyormuş. Ben vekil imamdım, bin lira alıyordum. Kadrolu imam olduğunda, evlenince, bir de çocuğun olunca rakam değişiyor. Görev yaptığın caminin merkezinin köy olup olmadığına da bakılıyor.

 Motorunun masrafı ne kadardı?

(Gülüyor) Günde 20 liralık benzin alıyordum, 600 lira benzine gidiyordu. Kazandığımın tamamını motoruma harcıyorum. Bundan asla pişman veya mutsuz değilim.

“Cüppeli Ahmet Hoca jet-ski’ye biniyor”

Şu anda ne işle meşgulsün?

Bodrum’daki bir sinema salonunun kafesinde çalışıyordum. Bu haberler çıkınca bir televizyondan teklif geldi ama kafeden de çıkarttılar. Şu anda işsizim. Motor kullandığım için başıma gelmeyen kalmadı. Eee, o zaman Cüppeli Ahmet Hoca’ya ne demeli? Jet-ski’li fotoğrafları var. Onun arkasında da namaz kılınmasın, müritleri lafını dinlemesin... Cüppeli Ahmet Hoca jetski’ye binince sorun yok, imam Tarık motor kullanınca günah! Yok böyle bir şey.

“Motor yarışlarına katılmak isterdim”

Lakabın var mı?

Turbo İmam, Crazy İmam, Tek Teker İmam gibi isimler takıldı.

 Motor yarışlarına katıldın mı hiç?

Resmi olarak hayır. Yarışmak isterim. Dünya şampiyonumuz Kenan Sofuoğlu da imamlıktan gelen biri. En önemlisi; Diyanet İşleri Başkanlığı’nın sponsorluğuyla girdi yarışlara. Babası hacıdır, abileri çok dindardır. Kenan Sofuoğlu abdestini alır, 2 rekat namaz kılar, duasını eder, yarışa çıkar.

Diyanet’in sana da sponsor olmasını ister miydin?

Başvurmayı düşünüyorum. Bir yarışta 10 bine yakın para gidiyor, benim öyle bir maddi gücüm yok.

(04.06.2011 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır.)

4