Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Danıştay mağduriyet yetiştirdi!

Salı, 09 Şubat 2010 - 05:00

İki dönemdir iktidarda olmalarına karşın AKP’nin gerek seçim kazanmada, gerek ülkeyi yönetmede en büyük kozu “mağduriyet”tir! AKP, kendini ezilmiş, itilmiş, kakılmış, zulüm görmüş halkın temsilcisi gösteriyor! Kime karşı? Kim baskı ve zulüm yapar güçsüze? Güçlü olan. Kim güçlü? Silahı olan: Ordu. Birinci suçlu. Devlet. İkinci suçlu. Yargı. Üçüncü suçlu. Böyle bir şablon geliştirdiler: Bir yanda varoşlarda kıt kanaat yaşayan halk, başı örtülü kadınlar, kuran kursuna, imam hatip okullarına giden çocuklar, hastane kapılarında bekleyen namaz takkeli dedeler, amcalar; bir yanda da başı açık, yiyip içip eğlenen, devletin olanaklarını kullanan zenginler. İktidarda oldukları dönemde ne yaptılar? Sermaye aktarımı. Para el değiştirdi. Akçalı bütün işleri yandaşlarına verdiler. Bürokrasideki bütün koltuklara yandaşlarını oturttular. Devletin getirebileceği her göreve kendi kafalarından olanı getirdiler. Bir tür halk ihtilali gerçekleştirdiler ve görüldüğü gibi kıyamet de kopmadı. Ne ki sahip olunanın el değiştirmesi, sadece konut yapmakla, yolları ikilemekle iş bitmiyor. Ekonomi sıkıştırıyor. Gençlerin üçte biri işsiz. Yeni istihdam sahaları açılmadığı gibi yapılan özelleştirmeler de iş sahibi olanları sokağa döküyor. Bedava kömür dağıtmakla, yeşil kartla hayat bir yere kadar, sonra çark dönmüyor. İşte o zaman yeni mağduriyetler yaratmak, dikkati dağıtmak lazım. O kesimin siyasi istekleri belli, türbana özgürlük, imam hatip liselerine düz lise hakkı. Geçerli çıkış yolu bulunmadan, geri döneceği belli çözümler üretiliyor. Gençlere ve ailelerine bir parmak bal çalınıyor. Yargıdan geri döndü mü de, biz yapmak istedik ama izin vermediler, sizi mağdur ettiler, mazareti hazır oluyor! YÖK’ün katsayı inadı yine yargıdan döndü. Döneceği belliydi. Ama gel de sınava hazırlanan gençlere anlat. Kararın açıklanmasından itibaren internet haber siteleri yorum yazan gençlerin tepkileriyle dolu. Düz liseliler alkışlıyor, meslek liseliler ağlıyor. “Mazlum ve mağdur” oldular yine. Bu nasıl iktidarsa, bir türlü muktedir olamıyor. Yine boynu bükükler, yine muzafferler! Olan sorunları çözülmeyen halka, gençlere oluyor!

Tekel işçileri PKK’lıymış

Tekel işçilerinin direnişi, ülkede çok az kalmış örgütlü gücün, kazanılmış haklarını kaptırmama mücadelesi olduğu ve sadece kendilerine zarar vererek sürdüğü için toplumdan büyük destek görüyor! İşi olmayan insanlar bile destekliyor, onlar orada sokakta aç yatarken herkesin canı sıkılıyor. Hükümet, hem bileği bükülsün, bundan sonrakilere örnek olsun istemiyor, hem de örgütlü gücün başarısını önlemek istiyor! Nasıl? Çamur atarak. CHP destekliyor dediler. İdeolojik dediler. Şimdi PKK’lı diyorlar. Ya tutarsa hesabı. Tutmazsa? Gay derler, dinsiz derler. Suçlama çok, belki biri uyar diye, salla sallayabildiğin kadar! Hem zaten onların oyuyla iktidara gelmemişler ya, hak vermeseler de olur!

Üç tenordan müzik ziyafeti

Şimdi şarkı söylemek zamanı! Kışın soğuğunu ısıtacak, havanın kurşun gibi ağırlığını dağıtacak bir konseri duyurmak istiyorum size. Üç tenor, üç yakışıklı adam, üç bülbül! Onları ilk kez bu yaz Side’de Apollon Mabedi’nde, yıldızlı bir gecede, denizin kenarında dinledim. Rüya mı görüyorum, cennette miyim diye kendimi dürtükledim. İstanbul’daki ilk konserinizde haberim olsun, hem geleyim, hem duyurayım dedim. Ankara Devlet Opera ve Balesi’nin üç solisti, Ayhan Uştuk, Aykut Çınar ve Şenol Tanıllı, Şef Rengim Gökmen yönetiminde CRR İstanbul Senfoni Orkestrası eşliğinde bu Çarşamba, Cemal Reşit Rey’de şakıyacaklar! Beraber ve solo aryalarla sadece klasik müziğin sevilen parçalarını değil, türküleri de seslendirecekler. Kaçırmayın, pişman olmayacaksınız!