Darbe iddiaları korkunç ama daha kötüsü çok yakın!

a
a
Cumartesi, 23 Ocak 2010 - 05:00

Emekli askerlerin karıştığı iddia edilen darbe planları Türkiye’yi sarsmaya devam ediyor fakat ben bugün de ülkenin stratejik bütünlüğünü tehdit eden deprem konusunu gündemde tutmaya devam edeceğim.

Haiti’yi yerle bir eden depremin ardından gözlerimizi bir kez daha Türkiye’nin deprem risklerine çevirmek zorundayız.

Dünyadaki bütün bilim adamları İstanbul’un yıkıcı bir depremle karşılaşma ihtimalinin çok yüksek olduğu görüşünde birleşiyor. Anlaşmazlık konusu olan tek şey depremin büyüklüğü ve yol açacağı yıkımın boyutu. Kimileri depremin Richter ölçeği ile 7.0 ila 7.4 arasında değişeceğini söylerken kimileri ise “6.5 ve civarı” diyerek tahminlerini aktarıyor.

İstanbul Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oğuz Gündoğdu, İstanbul’u etkileyecek depremin büyüklüğünün kesinlikle 7.0 ve üzerinde olacağını kısa süre önce açıkladı.

Fransızların Le Suroit araştırma gemisinin yaptığı çalışmalardan elde edilen bulgular da benzer sonuçları verdi. Depremin yaşanma ihtimali neredeyse kesin olduğuna göre Marmara Depremi’nin yarattığı yıkımı hatırlayarak bugüne kadar yapılan çalışmaları gözden geçirmek ve eksik kalan noktaları süratle tamamlamak zorundayız. Yıllardır televizyon programlarımda ve gazete yazılarımda bu büyük tehlikeyi sürekli hatırlatmaya çalışıyorum. Bu çerçevede Türkiye’de en kapsamlı araştırmaları yapan Kandilli Rasathanesi’nin eski müdürü Boğaziçi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gülay Altay ile yarın sabah Kanal 24’teki televizyon programımda da deprem konusunu konuşacağız.

İstanbul yıkılırsa Türkiye altında kalır

Bugünün teknolojisi depremi önlem alabileceğimiz kadar önceden bilmemize imkan vermiyor. Ancak Marmara’daki enerji birikimi nedeniyle yıkıcı bir depremin yakın bir gelecekte yaşanacağını düşünenler çoğunlukta.

Prof. Celal Şengör deprem sonrasında Türkiye’ye yardım amacıyla gelecek olan dış güçlerin bir tür örtülü işgal gerçekleştireceğini söylemeye devam ediyor.

Bu görüşe karşı çıkanlar ve “Türkiye bir Haiti değil” diyenler de var. Bu konuda maalesef ben de kötümserler arasındayım. Türkiye’de bu tipte bir işgal söz konusu olmasa da çok korkunç bir deneyim yaşayacağız.

İstanbul’un yılda en fazla üç beş gün etkili olan bir kar yağışına karşı bile ne kadar hazırlıksız olduğu açık değil mi? Birkaç santimlik kar ve aralıksız olarak yağan 1 saatlik yağmur koca şehri teslim almaya yetiyor. Buradan bakınca yıkıcı bir deprem sonrasında olacakları tahmin etmek zor değil.

Bu yüksek riskleri göre göre İstanbul’daki bütün boş alanları konutlarla doldurmak, şehre milyonlarca yeni nüfusu çekecek imar düzenlemeleri yapmak, yeşil alanlara alışveriş merkezleri inşa etmek, Merkez Bankası’nı Ankara’dan alıp İstanbul’a taşımak hangi mantıkla açıklanabilir?