“Dayak yiyen kadınlara korunmayı öğretiyorum”

Amerikalı savaş sanatları hocası Teddy Wilson şiddet mağdurlarına aikido dersi veriyor

a
a
Pazar, 26 Eylül 2010 - 05:00


“Dayak yiyen kadınlara korunmayı öğretiyorum”

RÖPORTAJ: EYLEM KESKİN
Savaş sanatlarıyla ne zaman tanıştınız?

12 yaşında. Önce karate yaptım, sonra judo. Boksa da ilgim vardı. Aikido hobi olarak başlamıştı, Uzakdoğu ve Japonya kültürüne hayrandım. Hala da onların kültür yapısı, sosyal düzeni ve sanatını severim.

Dövüş sanatlarını profesyonel olarak sürdürmeye nasıl karar verdiniz?

Aslında bu bir yaşam şekli. Çok barışçıl, yardımsever ve aydınlatan bir yaşam yolu. Harlem’den gelen siyah bir adam olarak ne yapmak istediğime karar vermeliydim.
Savaş sanatları eğitim hayatımda da sosyal hayatımda da daha disiplinli olmamı sağladı. 18 yaşında karatede kara kuşak sahibi oldum. O günlerde böyle şeyler yapmak çok önemliydi. Yaşadığım çevre ve zaman düşünülürse, önemli bir aşamaydı.

Nasıl bir çevrede büyüdünüz?

Gençliğimde televizyonda hep dövüş filmleri izlerdim. Bütün çocuklar çok severdi. Bu yüzden bir dövüş sporu biliyor olmak çok önemliydi. Bizi sokaklardan uzak tutan, koruyan abilerimiz vardı.
Okul sonrası basketbol, pinpon gibi faaliyetler oluyordu. Aynı zamanda kilise de belli saatlerden sonra çocuklara kapısını açıyordu. Çok yakın bir arkadaşım judo şampiyonuydu, beni eğitmeye başladı.

Çocukken bile güçlüydünüz yani...

Evet, her zaman kendimi koruyabilecek, savunacak kadar güçlü oldum. Ortaokul ve lisede basketbol oynadım. Sonra dans eğitimi almaya başladım.

İlginç. Dövüş sporlarından dansa geçiş mi yaptınız?

Annem dansçıydı. Kendimi her zaman dansa yakın hissettim. Özellikle klasik baleyi çok seviyordum. Modern, caz ve klasik bale olmak üzere 10 yıl kadar dans ettim.
İkisini aynı potada eritmek bir yandan zor, bir yandan kolay. Bir dansçıysanız zaten çok esnek oluyorsunuz, ritmi iyi takip edebiliyorsunuz. Tüm bunlar savaş sanatları eğitimi alırken bana büyük avantaj sağladı.

“Kaçmayı değil savaşmayı öğrenin”
Sahnede balet olarak sizi gören arkadaşlarınızın gözünde karizmanız yerle bir olmuştur.

Klasik bale yaptığınızda insanlar gay olup olmadığınızı öğrenmeye çalışıyor. Bazen şakalara konu oluyordum. Oysa ben güzel kadınlarla dans ederken onlar dışardan bizi izlemekle yetiniyordu. Yine de ergenlik çağında biri olarak kötü muamele gördüm.

Peki hangisi üzerine eğitim aldınız?

Eğitimimi tamamen farklı bir dalda aldım. New York Üniversitesi’nde psikoloji ve işletme okudum. Ardından yine New York Üniversitesi’nde kurulu olan Uzakdoğu Sanatları ve Bilimleri Üniversitesi’ne gittim. Uzakdoğu Sanatları ve Zen Psikolojisi Bölümü’nü bitirdim. Pek çok filmde rol aldım, gösterilere katıldım, yarışmalarda dereceler kazandım. 44 yıldır savaş sanatlarıyla ilgili çalışıyor ve ders veriyorum.

İki dal da kadınlar açısından ilgi çekici. Aşk ya da evlilik yok mu?

Kadınlarla aram her zaman iyiydi. Türkiye’ye geliş sebebim de aşk. Eşim Türk. İstanbul’da yaşamak istedi, geldik. 17 yıldır bu ülkedeyim, gitmeyi de düşünmüyorum. Özellikle İstanbul’u çok sevdim.

Türkiye’de mi tanıştınız?

Hayır, New York’ta. Ben bir kulüpte işletmecilik yapıyordum. O Berkley Üniversitesi’nde okuyordu. Arkadaşlarını görmek için New York’taydı, bizim kulübe geldiler. Tanıştık, arkadaş olduk, kısa süre sonra da evlendik. Bir kızımız var.

Eşiniz, kızınız dövüş sporlarıyla ilgileniyor mu?

Ne yazık ki hayır. Karım kayak yapıyor, yüzüyor. Kızım moda tasarımcısı ve New York’ta okuyor.

Şiddet kurbanı kadınlara aikido dersi vermek için bir proje başlattınız. Ne tür bir proje bu?

Türk kadınlarına savaş sanatlarını öğretmek istiyorum. Çünkü burada kadınlara yönelik özel çalışmalar yapılmıyor. Belki kadınlara bunu başarabilecekleri güveni verilmiyor.
Şiddet gören kadınları yüreklendirmek ve savaş sanatlarını öğretmek için program hazırladım. Bu program kadınların güçlenmesini sağlayacak.

Program ücretsiz mi?

Tamamen ücretsiz değil. Burs şeklinde vermeye çalışacağız. Ancak belli sayıdaki kadına verebilirim. Diğerlerinden gelen talebe göre, burslu olacakların sayısı belirlenecek. Ne kadar büyük bir grup olursa o kadar kişiye burs sağlanır.

Şiddet gören bir kadın size nasıl ulaşabilir?

Belirli bir adres veremem. Çünkü farklı spor salonlarından gelen başvuruları değerlendiriyorum. Yani bir gün orada, bir gün buradayım. Ama bana ihtiyacı olanlar için internet sitemi verebilirim: www.clubaikido.com

Türk kadınlarının durumu nasıl sizce?

Türkiye’de durum, Amerika’da olduğundan daha kötü. Orada şiddet mağduru kadınlar aileleri, arkadaşları tarafından korumaya alınıyor, pek çok otorite devreye giriyor. Türkiye’de ise kadınlar ne yazık ki aileleri ya da yakınları tarafından tekrar aynı ortama gönderiliyor.

Şimdiye kadar kaç kadın başvurdu?

İlginç olan Türkiye’de bu kadar şiddete maruz kalan kadın olduğu halde bana kimsenin başvurmaması.

Sizce sebebi ne?

Korkuyorlar ve kendilerini çaresiz hissediyorlar. Onları o kadar iyi anlıyorum ki. Ama bu durum devam ederse kadın öldürülebilir de. Böyle çok olay var.

‘Erkek elini bir kere kaldırdıysa gerisi gelir’
İlginçtir, Türkiye’de şiddeti hak ettiğini düşünen kadınlar da var.

Evet, bazı kadınlar, hiç anlayamadığım bir şekilde kendini suçlu hissediyor. Bunu hak ettiğini, hata yaptığı için şiddet gördüğünü düşünüyor. Tabii ki çok yanlış bir düşünce.

Çoğu “Bir daha yapmaz, bu son” diyerek kocasını affediyor.

Şöyle bir gerçek var; Erkek elini bir kere kaldırırsa asla durmaz. Beni üzen şey, kadınların, kendilerine çok kötü bir şey olmadan bize gelmemesi. Yani kadının bize başvurması için geri dönülemeyecek bir şey olması gerekiyor. Aslında hiçbir erkek sevdiği için dövmez.

Kaçsın mı yani?

Hayır, ben kadınlara kaçmayı değil, savaşmayı öğretiyorum. Kendini korumayı, bu olayın olmamasını sağlamayı öğretiyorum. Eşiniz bir kere size vurabilir. İkincinin olmasına izin vermemelisiniz.
Kadınlara en azından kendilerini koruyabilecekleri inancını verebilirsek bu bile kendimizi iyi hissetmemizi sağlayacak. Bu da bizim sosyal görevimiz. Ama biz puzzle’ın sadece bir parçasıyız. Çocuklara da yardım edilmeli. Danışmanlık almalılar. Bizim amacımız kadınların kendi içlerindeki gücü fark etmesini sağlamak.

Ya erkekler? Şiddete başvuran bir erkek ne kadar normal olabilir ki?

Tabii, erkeklerin de yardıma ihtiyacı var. Onları bu kadar kontrol dışına iten, öfkelerine hakim olamamalarına yol açan şeyin düzelmesi gerekir.

Siz çocukken şiddete maruz kaldınız mı ya da böyle bir şeye şahit oldunuz mu?

Ailemde değil, çevremde gördüm. 14 yaşındaydım, koruyucu anne dediğimiz bir kadın vardı. Bizi kırsal bir bölgeye götürmüştü. Kocası kadını çok kötü dövmeye başladı.
Yüzü kan içindeydi. Kendimi kaybetmişim. Elimde bir beyzbol sopasıyla adamı kovalamaya başladım. Herkes beni tutunca adam kaçtı. O görüntüyü unutamıyorum.

Şiddete karşı bu kadar duyarlı olmanız bu olaydan mı kaynaklanıyor?

Hayatta nefret ettiğim iki şey var: Çocukların ve kadınların şiddete maruz kalması. Erkekliğini bu şekilde ıspatlamaya çalışan kişi, gerçek erkek olamaz.
Annem, bana kadınlara saygı duymam gerektiğini öğretti. Bu çağda hala bu tip şeylere izin veriyor olmamızı kabullenemiyorum. Belki her şeyi değiştiremeyiz ama önemli noktaları unutmamak gerekir: Çocuklar geleceğimiz, kadınlar yoldaşımız.

Sokakta böyle bir olayla karşılaşıp müdahale ettiğiniz bir durum oldu mu?

Garip ama gerçek: Hayatındaki kadına şiddet gösteren birini görüp müdahale ettiğinizde, kadın araya girip erkeği koruyabiliyor. Hatta “Sen işine bak, ne karışıyorsun?” diyebiliyor.
Araya girecekseniz çok dikkatli olmalısınız. Sözel olarak durdurmaya çalışmak daha doğru. Benim tercihim bu. Fiziksel olarak araya girerseniz kötü adam siz oluyorsunuz.
Üstelik, şiddete karşı şiddet göstererek onlardan biri oluyorsunuz. Bu yüzden şimdiye kadar şiddet göstererek müdahale ettiğim bir durum olmadı.