Dedektif Behzat'ın rütbesi ne?

a
a
Salı, 28 Eylül 2010 - 05:00

Bana bazen okurlar neden aynı dizileri sürekli olarak gündeme getirdiğimi filan soruyorlar. Çoğunluğu da kötü niyetli olduğumu filan iddia ediyor...

Kendimi şöyle anlatayım. Eğer sürekli dile getirdiğim bir diziyi yazmayı bırakırsam ortada ciddi bir sorun vardır. Yazılacak kadar kıymetli olmaktan çıkmıştır...

O yüzden, iyi ya da kötü yaptığım tüm eleştiriler, izleyici gözünde farklı mertebelerde de olsa itibarlı olan işler içindir. Hangi diziyi görmüyor, eleştirmiyor isem; asıl onun akıbetinden korkun kardeşlerim...

Giriş uzun oldu, gelişme ve sonuç kısa olacak. Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi (Star TV) giderek yerine oturan senaryosu, düzeltilmiş şiveleri ve bir de tavşanla çıktı izleyici karşısına...

Tavşan bile mi iyi oyuncu çıkar be birader? O değil de dizideki araba sahnelerinin bazılarının yollarda, bazılarının da stüdyo ortamında çekilmiş olduğu gözlerden kaçmadı...

[[HAFTAYA]]

Hızlı bir çekim takvimi için stüdyo büyük kolaylık sağlıyor ama işin samimiyetinden götürüyor...

Bir de Behzat Ç. bildiğim kadarıyla dedektif bir başkomiser. Ama rütbesini tam olarak anlamak mümkün olmadı izleyici için... Dizinin kimi sahnesinde komiser iken kimi sahnesinde emniyet amiri sıfatıyla anıldı. Sanıyorum dedektif Behzat’ın uzun künyesini rica etsek bozulmaz senaristler. Hayır, adamımıza ne diye hitap edeceğimizi bilelim, kızdırmayalım kendisini!

Doktorum’da üçüncü sunucu var!

Doktorum (Kanal D) üçüncü sunucuya kavuştu. Bildiğiniz gibi daha önceleri iki sunucusu vardı programın. Zahide Yetiş ve Dr. Aytuğ Kolankaya. Üçüncü sonucu olarak da programın yönetmeni girdi topa... Şaka bir yana, birkaç bölümdür sunucuların mikrofonlarından telsiz anonsuna benzeyen sesler duyuluyor. Hemen açıklayalım; o ses sunucuların kulaklarında bulunan ve rejiyle bağlantılarını sağlayan interkom isimli aletlerden geliyor... Reji masası sesi yüksek tutuyorsa, yönetmenin komutları da güçlü geliyor kulaklıklara ve doğal olarak hassas mikrofonlar o sesleri de alıyor. Durum budur; ayarlanır, geçer!

O işin uzmanı Veli Çelik’tir!

Ay Yapım’ın genç patronu Kerem Çatay önceki gün Bloomberg HT’de Alev Alatlı’nın “Yaseminler Tüter mi, Hâlâ?” adlı romanını sinema filmine çekeceklerini söyledi...Çatay aynı zamanda filmin yönetmeni olarak Ferzan Özpetek’in adının geçtiğini ekledi. Kardeşim gibi sevdiğim Kerem’e önemli bir bilgi vermek istedim... Adı geçen roman çok uzun süredir çeşitli isimler tarafından senaryolaştırılmaya çalışıldı. Ve bildiğim kadarıyla o roman üzerine en çok emeği yönetmen Veli Çelik verdi. Yani hikayenin her harfine aşina bir yönetmenden bahsediyorum... Kerem belki bu bilgiyi atlamıştır diye hatırlatmak istedim. O işin hakkını verebilecek tek yönetmen Veli Çelik’tir!

Başkomiser yanlış otobüste

Geçen akşam Adanalı’da (atv) Yavuz Başkomiser misafirini Bursa’nın ünlü bir otobüs firmasına bindirerek yolluyor İstanbul’dan Adana’ya... An itibarıyla posta kutumuza Bursa’da yaşayan arkadaşlarımızdan önemli bir uyarı geliyor. “Mesut ağabey, o firmanın Adana seferi yok, hiç de olmadı” diye... Bu tür firmalar sponsor olarak giriyorlar dizilere. Ama ne bileyim, Adana’nın birbirinden ünlü seyahat firmaları dururken, o hat üstünde seferi olmayan bir firmayı tercih etmek izleyiciyi yanlış terminale sokabilir diyorum ben de...

İzleyici de ayrışıyor!

Çok ilginç bir seyirci profili var bizim ekranların. Pazar akşamı prime time denilen televizyonların en çok izlendiği saat dilimindeki sıralamaya baktım... Toplam izleyici olarak bilinen grupta Fox TV’nin Arka Sıradakiler isimli dizisi birinciliğe oturmuştu. Star’ın Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi isimli dizisi de dördüncü kanal yapmıştı yayıncısını... Sonra AB izleyici grubuna baktım. Profil olarak daha “seçkin” bir kitleyi temsil ediyor bu grup. Orada ise Behzat Ç. açık ara birinciydi. Fox TV’yi zirveye taşıyan Arka Sıradakiler ise sıralamada ancak beşinci yapabilmişti kanalını... Bahsettiğim sıralamalar arasındaki büyük farkları düşündüm. Sanıyorum giderek farklılaşıyoruz birbirimize. Birinin yücelttiğini öbürü dibe indiriyor; ilginç!

Krallıklar hakkında!

Benim program da başladığı için cuma gecesi Disko Kralı’nı izleyemedim ama önceki gece Okan Bayülgen’in yeni programı Kral Çıplak ile tanışmak nasip oldu... Anladığım kadarıyla Okan bağırtılı işlerden vazgeçmiş ve sükunet yolunu seçmiş. Fazla sakin gördüm kendisini, bu bir... Ayrıca konuklarına gösterdiği nezaketi iyi bildiğim için kendisi gibi nezaket abidesi konuğu Orhan Gencebay’la karşılıklı kırılma halleri Okan’ın ekranında değişik durdu, bu iki... Program sanki sinema kanallarının “Ustalara Saygı Kuşağı” tadındaydı. Kimi zaman da ekranda Uğur Dündar’ın bir dönem yaptığı “İşte Hayatınız” isimli portre programını izliyormuşum hissine kapıldım. Bu da üç... Okan’ın uysal hallerini Muhabbet Kralı’nda izleyip seven bir adamım. Ama kitlesi ne bileyim, benim kadar sakinlikten hoşlanmıyor olabilir... Okan geçen sene Medya Kralı’yla uykusuz bıraktığı kitleyi fazladan sakinliğiyle kaçırırmış gibi geldi bana. Alternatifi mi var; yok elbette. Ama bu rahatlatmamalı Okan Bayülgen’i...