'Dekolteyle prim yapan kıyafetlerden hoşlanmam'

20 yıldır haute couture alanında önemli bir yeri olan ünlü modacı Dilek Hanif'in, 60'ların ikonik yıldızları Kim Novak, Grace Kelly ve Ingrid Bergman'dan esinlendiği yeni hazır giyim koleksiyonu çok beğenildi

'Dekolteyle prim yapan kıyafetlerden hoşlanmam'

Bu romantik tasarımlarını konuşmak için buluştuğumuz Dilek Hanif; şu sıralar, ocak ayındaki Paris Haute Couture Haftası’na katılacağı couture koleksiyonunun yoğun hazırlığı içinde. Bir yandan bunları konuşurken bir yandan da yaklaşan yılbaşı için giysi tüyoları aldık ünlü modacıdan. Dilek Hanif, yarattığı giysilerdeki seksiliği şöyle yorumladı: Soyunmayla gelen değil, klas ve şık görünümlü seksilikten yanayım. Dekolteyle prim yapan kıyafetlerden hoşlanmam. Aşırı dekolte ucuz görünür.

Uzun yıllar haute couture yaptınız, bir süredir Dilek Hanif Boutique’le hazır giyime de yöneldiniz. Dilek Hanif’in hazır giyimini nasıl tanımlarsınız?

Aslında çok gündelik ve harcıalem bir hazır giyim yapmıyorum. Sizi günden geceye taşıyabilecek kıyafetler, iş kadınları için döpiyesler, küçük elbiseler tasarlıyorum; ama gündüz bir hırkayla, gece de bir fularla ve yüksek topuklu ayakkabıyla giyilebilecek tarzda elbiseler bunlar. Biraz zamansız bir şıklık benim tercihim. 60’lı yılların elbiseleri gibi; zamansız kıyafetler...

Hazır Giyim 2009-2010 Sonbahar-Kış Koleksiyonu’nda ilham kaynağınız 1960’ların ikonik yıldızları Kim Novak, Grace Kelly ve Ingrid Bergman olmuş. 2010 Koleksiyonu için neden 60’lara dönüp oradan ilham aldınız?

Ben özellikle 60’lı yılları bir kadının en iyi göründüğü dönem olarak görüyorum. Kadınların çok elegan, çok zarif durduğu bir dönem ve benim hayatımda da, gardrobumda da hep vardır 60’lar. Koleksiyonumda bunu daha geniş kitlelerle paylaşmak istedim.

60’lara ait vintage giysileriniz çok var mı?

Hayır, tarz olarak çok beğendiğim, benim kendi giyim stilime adapte ettiğim yıllardır 60’lar. Modanın peşinden gitmem, dolayısıyla o tarz giysilerim her zaman vardır.

60’lı yılların kadınlarını yeniden yaratmak mı istiyorsunuz?

O yıllardaki kadınları çok beğeniyorum. Şimdi de kadınları o şekilde görmek hoşuma gidiyor.

60’ların kadını nasıldır?

Çok kadın kadın bir zaman. Ama kadınlığın da çok soylu olduğu bir dönem. Asil bir duruş var. Bir seksilik var ama bu soyunmayla gelen bir seksilik değil. Kendinizi teşhir etmeden klas ve şık olabildiğiniz bir dönem.

Dekolteye yer vermemişsiniz koleksiyonunuzda; neden?

Dekolteyi her zaman dozajında kullanmaktan hoşlanırım. Dekolteyle prim yapan kıyafetlerden hoşlanmam. Yani dozunda bir dekoltenin kadında şık ve elegan durduğunu düşünürüm. Aşırıya kaçtığı zaman ucuz görünüyor çünkü. Ama bu zaten günlük hayatta kullanılabilecek bir kış koleksiyonu. Yani dekolteye ihtiyaç hissettirmeden çok seksi duran kıyafetler var.

Siz kıyafeti ve dolayısıyla kadını nasıl seksi gösterirsiniz?

Dekolteye ihtiyaç hissetmiyorum, çünkü bunu öyle güzel kup ve kesimlerle yapabiliyorsunuz ki.

60’ları 2010 ile nasıl kaynaştırdınız? Bu seneden neler aldınız?

Düz çizgilerin içine kuplar ve biyeler ekledim. Dolayısıyla onlar bu seneye bir gönderme oldu. Hem modern ve dinamik bir görüntü elde edildi hem de o elegan ve asil seksapeli ve duruşu da elde ettik.

Neden kıyafetlerinizin yüzü olarak Demet Şener’i seçtiniz?

Tarz olarak Demet’i hep beğenmişimdir. Demet özel gecelerde de benim kıyafetlerimi severek giyer. Tarz olarak da beni çok beğenerek taşıyan bir isim. Düşündüm ki onun üzerinde güzel durur. Onun kibar bir duruşu vardır. Uzun zamandır da çalışmıyordu; böyle bir işbirliği hoş olur diye düşündüm. O da kabul etti.

Abiyede bu yıl neler moda ve siz koleksiyonunuzda moda olanın hangi noktalarını aldınız?

Ben sadece kup ve kesimlerdeki bazı noktaları aldım. Burada bir Dilek Hanif stili var; zaten bir marka imajı yaratabilmek için kendinize ait stilinizin olması lazım. Ben hazır giyime bu stili daha geniş kitlelerle buluşturmak amacı ile geçtim. Olması gerektiği kadar moda olandan alındı ama genel olarak Dilek Hanif stilinde hazırlandı.

Dilek Hanif stilini nasıl tanımlarsınız?

Sade ve şık, abartıdan uzak, aslında çok iddialı ama kendi kupunda, dikişinde, asil duruşunda yani kendi içinde iddialı. Kısaca sade ve şık olması benim için önemli.

Müşterilerinizin isteği mi ağır basar sizin isteğiniz mi?

 Bir ortak noktada buluşmak her zaman en doğru sonuca ulaştırır. Ben muhakkak onların isteklerini dinlerim. Onlar için en doğrusu neyse tavsiyelerde bulunurum. Ama benden yanlış bir şey istedikleri zaman asla yapmam. Çünkü o kıyafetin altına Dilek Hanif imzası atılıyor. Olmayacak bir kıyafetin altına imzamı koyamam.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül’ü de giydirdiniz. Giydirmeye devam ediyor musunuz?

Cumhurbaşkanının eşi Hayrünnisa Hanım’la belli özel günlere katılacağı kıyafetler için birlikte çalıştık. Zaten abiye hazırlamak her zaman olacak bir şey değil. Zaman zaman ihtiyacınız olur, birkaç parça dikilir dolaba konulur. Çünkü bizim yaptığımız kıyafetler her gün her dakika günlük hayatta giyilecek kıyafetler değil.

Hayrünnissa Hanım’a sadece abiye mi hazırladınız?

Özel günlerde giydiği bazı özel kıyafetlerini hazırlamıştık. Hala da ihtiyaç olduğu zaman çalışırız.

Peki kıyafetleri hazırlarken Hayrünnisa Hanım’ın mı sizin mi istekleriniz ağır bastı?

Ortak bir noktada buluşuluyor sonuçta. Ben bu konuda çok konuşmak istemiyorum çünkü bunun bir reklam aracı gibi hissedilmesini istemiyorum... ‘Klas olabilmek için çok para harcamak gerekmez’

Yılbaşı yaklaşıyor, artık yavaş yavaş kıyafet hazırlıkları başladı. Her kadın her abiyeyi kaldırabilir mi?

Kaldıramaz! Her kadına her abiye tabii yakışmaz. Ama her kadının giyebileceği farklı bir tarz vardır. Kişi kendi için doğru olanı zaman içinde bulup kullanmaya başlıyor.

Bu konudaki önerileriniz ne?

Bu kıyafetler her zaman giydiğiniz kıyafetler değildir. Dolayısıyla daha özenilenerek yapılan hazırlıklardır. Nadir yapılan hazırlıklar olduğu için çok da hata yapılır. Aşırı bir makyaj, aşırı bir aksesuvar kullanımı gibi dozaj aşıldığı zaman kötü sonuç verir. Makyaj, saç, aksesuar da kıyafet kadar önemlidir ve hiçbirinde abartı olmamalı. Ve en önemlisi bence insanlar kendilerine yakışanı giymeliler; moda olanı değil. Kendinize yakıştığı zaman giyimden doğru şekilde istifade etmiş olursunuz. Giyinmek sizi olduğunuzdan iyi ya da kötü yapabilir. Doğru değerlendirmeli ki sonuç sizi mutlu etsin. Bir kadının klas olabilmesi için illaki çok para harcaması gerekmiyor. Biraz zevkle ve belli bir bilinçle çok şık olunabilir.

Bir kadın abiye kıyafet içinde nasıl görünmeli?

Bir kadın abiyenin içinde hoş, soylu ve şık gözükmeli. Salondan içeri girdiği zaman gözlerle “Ne kadar hoş ve farklı olmuşsun”u hissetmeli. O zariflik çok çok önemli.

Her abiye her yerde giyilebilir mi?

Abiyenin dozajı önemlidir, ne dereceye kadar daha da abiyeleşmesi gerektiği gidilecek yerle doğru orantılıdır. Bir mezuniyette giyeceğiniz kıyafetle abinizin düğününde giyeceğiniz abiye aynı olmaz. Abinizin düğününde ev sahibisiniz ve gelecek herhangi bir misafirin giyeceğinden daha iyi hazırlanmış olmanız gerekir. Eğer misafirseniz, ev sahibinin önüne geçecek kıyafet yanlış bir seçim olur. Düğün sahibi gibi giyinip ortalarda dolaşılmaz. Nerede ne giyeceğiniz önemli.

Abiye ile takılacak mücevher seçimi nasıl olmalı?

Takılacak takı ile kıyafetin uyumu çok önemli. Ben kendi müşterilerimle çalışırken büyük düğünlerde önceden sorarım, “Özellikle o gece takmak istediğiniz mücevher var mı? Varsa, mesela mücevherin üzerindeki yakut, elmas, zümrüt, ona göre renk seçelim, takmak istediğiniz broşa göre yakayı yapalım” derim. Diktirme imkanları yoksa kıyafeti hazır alırken de takacakları takının özelliklerini göz önünde bulundurmaları gerekiyor. Tek başına çok şık bir takı, çok şık bir kıyafet ama ikisi yan yana gelince çok kötü sonuç verebiliyor.

Bu yıl abiyede hangi renkler öne çıkıyor?

Yumuşak renkler seçtim ama benim genelde koleksiyonlarımda tercihlerim yumuşak renklerdir. Ama koleksiyonun bütününde oranjla tarçın arası bir ton kullandım, onun dışında senenin de çok rengi olan ekru ve antrasit yani grinin tonları ve siyah var.

Eskiden gece şıklığında tafta, ipek gibi kumaşlar kullanılıyordu. Şimdi çok farklı kombinasyonlar görülüyor. Sizin koleksiyonunuzda da öyle...

Hakikaten artık bir deriyi bile gece kıyafeti için kullanıyorsunuz, ya da triko bir hırka bile bir gece kıyafetinin içine adapte edilebiliyor. Artık böyle çok esnek bir durum söz konusu. Ben bu sene şifon, kadife, triko, kürk kullandım. Kürkle trikoyu karıştırdım mesela. Başta da söylediğim gibi benim gündüz kıyafetlerim akşama devam edeceğiniz kıyafetler olduğu için bir gece kıyafeti olarak da kullanılabiliyor.

Ellerinde modelle gelenler oluyor mu size?

Eskiden modelle gelen oluyordu, “O zaman gidip bir terzide diktirin” diyordum. Artık zaman içinde haute couture müşterisi de farklı bilince sahip oldu. Bu tarz isteklerle artık karşılaşmıyorum...

‘HERKESTEN DAHA SADE VE DÜZ GİYİNİYORUM’

Siz modacısınız, bir yere gittiğinizde herkes sizin ne giydiğinize bakıyordur. Bu sizi zorluyor mu?

Yoo, benim belli bir gardrobum vardır, belli bir stilim vardır. Çok net parçalardan oluşan bir gardrobum var. Giyeceğim şeyler zaten bellidir. Bir yere giderken çok fazla zaman harcayan biri değilim. Koleksiyonumu yaparken ciddi şekilde kendimi tatmin ettiğim için kendime çok fazla zaman ayırdığımı söyleyemem. Zaten bunları yapan, üreten bir insan olunca kendiniz için bir ekstra bir şey yapmaya ihtiyaç hissetmiyorsunuz. Hatta çoğu zaman herkesten daha fazla sade ve düz olduğumu da söyleyebilirim.

Hep kendi tasarımlarınızı mı giyersiniz?

Evet; eskiden günlük kıyafetlerimi tabii ki dışarıdan alıyordum, şimdi hazır giyim koleksiyonu yapmaya başladığımdan beri gardrobomun yüzde 80’i Dilek Hanif Boutique kıyafetleri.

Zamanı nasıl durdurdunuz; siz yaşlanmıyorsunuz! Öyle mi diyorsunuz?

Ciddi çalışma temposunun bunda etken olduğunu düşünüyorum. Onun dışında da dikkat ediyorum. Giyinmek için çok çaba sarf etmem, hoş ve şık olmak için bir kadının duru, bakımlı olması en önemli etkenlerdendir. Çok fazla makyaj yapmam, makyaj malzemesi, krem gibi şeylerle hiç zaman kaybetmem. Saçımla çok oynayan bir insan değilim. Sadece temiz, iyi ve bakımlı olmaya, sağlıklı olmaya, sağlıklı beslenmeye, erken yatmaya, haftanın birkaç günü spor yapmaya çok dikkat edip sağlıklı bir yaşam biçimini benimsemeye özen gösterdiğiniz zaman bu size bonus olarak geri dönüyor.

Şimdi yalnız bir kadın olarak iş dışındaki hayatınızda neler yapıyorsunuz?

Kızlarım New York’ta. Biri moda tasarım, diğeri bunun işletmesini okuyor. Ben de senede iki kere onların yanına gidiyorum. Senede 4 koleksiyon hazırlıyorum, dolayısıyla çok tempolu bir çalışma hayatım var, sabah çok erken buraya geliyorum. Gün içinde ofisten çıkmamaya özen gösteriyorum. Akşamları da saat 10.30-11.00 gibi yatıyorum. Haftanın üç günü spora gidiyorum. Haftada bir iki gece arkadaşlarımla küçük kısa yemeklerim oluyor. Türkiye İş Kadınları Derneği’nde yönetim kurulu üyesiyim, oraya da zaman ayırmam gerekiyor. Düzenli bir hayatım var. Düzenli hayatı seviyorum.

SERAL CUMALI-POSTA

3