Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Deliler serbest mi dolaşır?

Perşembe, 14 Ağustos 2014 - 05:00

Sosyal medyada örgütlü ve ciddi çalışan bir hayvanseverler grubu var. Geçen akşam paylaştıkları bir video, hepimizin canını sıktı: bir kadın yavrularını korumaya çalışan anne bir kediye rağmen tekmeleyerek yavru kedileri öldürüyordu. Kadın yakalanmış. Akli dengesi yerinde olmadığı için serbest bırakılmış. Benim asıl şimdi kanım dondu. Elbette hasta bir kadının hapse atılmasını istediğim için değil. Ama bugün kediye, yarın çocuğa öbür gün başka bir canlıya saldırıp saldırmayacağı belirsiz ve toplum için tehlike yaratan biri “Serbest” mi bırakılmalı, adli kontrolden bir hastaneye alınıp orada mı kontrol altında tutulmalı? Zaten ortalıkta raporlu olmayan o kadar akıl hastası varken bir de raporlular serbest kalıyor!

[[HAFTAYA]]

Aslında gelecek için bir umut var!

Cumhurbaşkanlığı seçimi sonuçlarının analizleri çok önemli. On ay sonra yine seçim var ve ders almak gerek. Bu kampanyada üç adayın medyada görünürlüğü o kadar adaletsizdi ki, çıkan sonuçlar az bile! Örneğin Demirtaş, basın kampanyasına bir kuruş harcayamamış, RTE 236, İhsanoğlu 31 sayfa ilan vermiş. TV reklamları açısından dağılım, 300; 33 ve 4 dakika diye gidiyor! Zaten biri 55, biri 8 biri bir milyon bağış toplamış ki yasal olarak kampanyalarını bununla yapmak zorundaydılar. Sosyal medya kullanımı ise ilginç: AKP, 26 bin gönüllü (!) kullanmış! Necati Özkan, (Radikal) bu verdiği rakamları inceleyerek RTE’nin medyada görünürlüğünün sonuçları etkilediğini iddia ediyor. Bence sonuçlar hiç de öyle göstermiyor! Eğer medya kullanımı çok etkili olsaydı bu kadar agresif ve farklı bir kampanyayla RTE, yüzde 51’den çok daha fazlasını almalıydı. Hemen hiç paralı propaganda yapamayan Demirtaş ise oylarını böyle arttıramamalıydı. Üstelik adaylar en çok kendilerini destekleyen medyalarda yer aldı. Propagandayı kendilerine yaptı. RTE, havuz medyasında her akşam çıktı, her gün kendi gazetelerinde ilanı yayınlandı, yayınlanmasaydı sanki AKP seçmeni ona oy vermeyecek miydi? Seçmeni asıl yanıltan şişirilmiş kamuoyu araştırmaları oldu. Ve asıl, her iki aday da, çok da mali güç gerektirmeyen biçimde sosyal medyada daha aktif yer alabilirdi. Hep aynı örnek ama Obama, ilk seçimini neredeyse twitter’la almıştı!

Muhalefetin muhalefetine ciddiyet

Çatı aday projesine ve adayın kimliğine itiraz eden CHP’li muhalifler, alınan sonuçlar üzerine basının karşısına geçip parti üst yönetimini kamuoyuna şikayet ettiler. Bu nasıl bir muhalefet etmek anlamıyorum. O zaman da altı kişiydiler, şimdi de altı kişi. O zaman da Emine Ülker Tarhan’ı aday göstermek istemiş ve 20 imza bulamadıkları için vazgeçmişlerdi. Şimdi kurultaya gidelim diyorlar ama yine gerekli imzaları bulamayacaklar. Bir siyasi partide seçim sonuçlarının başarılı olmamasının tartışılması hak değil görevdir. Elbet oturup tartışsınlar. MYK’da mı olur, AKP’nin çok sık yaptığı gibi genişletilmiş il başkanları toplantısında mı olur, bilimsel verilerle, sayılarla incelesinler, hatta sonuçları da kamuoyuyla paylaşıp bizi de aydınlatsınlar. Ama bireysel çıkışlarla yok istifa edelim, yok siz istifa edin diye ortalığa dökülüp suyu bulandırmasınlar. Olsa olsa havuz medyasına malzeme olurlar. Üstelik de herkes AKP içinde Gül-Erdoğan kavgası çıkacak mı diye beklerken onlar ballı güllü mesajlar veriyor; bunlar “Buyrun, eski hastalık depreşti, CHP yine birbirine düştü” dedirtiyor. Zaten seçmenin siniri tepesinde, biraz ciddiyet lütfen! Oturun çalışın.