Demet'e bir özür borcumvar ama...

Cuma, 02 Temmuz 2010 - 05:00

Kimi zaman yazı yazarken insanın şeker ayarını kaçırmaması gerekiyor. İster istemez kalp kırıyor belki bu yüzden... Önceki gün Show TV’deki Evlilik Hayatı programını eleştirirken, ekranda gördüğüm fotoğrafa makul ölçüde bir isyanı dile getirdiğimi düşünmüştüm... Ama dün daha sakin bir gözle fotoğrafa bakınca özellikle Demet Akalın için fazladan bir haksızlığa imza attığımı düşündüm... Çünkü bilmiyordum. Demet’in buradan alacağı paranın tamamıyla kimsesiz çocuk okutacağını, daha önce de ismini gizleyerek çeşitli derslik ve kütüphanelere destek çıktığını bilmiyordum... Bu ulvi yaklaşım elbette ki ekrandaki bulanıklığı ortadan kaldırmaz ama Demet’in insanlığını netleştirir. Sevgi ve özürle...

Behlül trend yarattı...

Vallahi Behlül’ün Aşk-ı Memnu finalinde efsane olan o Yaban sakalından sonra çok konuşulacak bir kıl/tüy meselesini daha gördü bu gözler... Malum Tardu Flordun’un Mükemmel Çift’te (Kanal D) canlandırdığı Bora Başaran karakteri bir kuaför faciası olarak çıkıp duruyor karşımıza... Dana yalamış o saçları bir kenara koyarken, adamımızın benzerinin Behlül’ü aratmayan saç ve sakalıyla ekranda boy göstermesi, bugünlerde Yaban modasının çok revaçta olduğunu hissettirdi bana... Yağlı uzun saçlar, yüze yapışık duran sakallar ve uzamış burun kılları. Yeni erkeğin yükselen trendlerini beğeninize sunarım. Artık kim takılır; bilemem?

Kadir Azabı...

Kişisel olarak hakikaten sempati duysam da gündelik konuşmalar sırasında ekranların en tepki alan isminin Kadir Çöpdemir olduğunu anlıyorum... Aynı anda birbiriyle alakasız üç ayrı markanın reklamında, birbiriyle aynı karakteri canlandıran Kadir için bulunan isim çok komik. Hoşgörüsüne sığınarak not düşüyorum; Kadir Azabı. Dünyanın kanunudur, kimine azap eder, kimini abat eder. Kolay gelsin diyelim...

Hanımeli’ne hanımeli...

Yasemin Türkmenli dizi sektöründe tanıdığım en sakin yönetmenlerden biridir. Elinin ustalığı kimi zaman bu köşeden alkışlanmıştır, okurlarımız bilirler... Önceki gün lafladığımız Yasemin, annelik molasından çıkarak yeniden setlere döndüğünün müjdesini verdi. Onun naif kadrajından mahrum kalmayacaktık yani... Hangi dizi olduğuna gelince; çeşitli kaynakların bittiğini dillendirdiği TRT’deki Hanımeli Sokağı olduğunu öğrendim yeni işinin... Dünya Kupası için ara verildiğini bildiğim diziden fazla abartılı mafya sahneleri ve vurdu/ kırdı hali çıkarılarak su gibi bir mahalle dizisine kavuşacağımızı ekledi... Yasemin yapar. Hanımeli Sokağı’na bir hanımın eli değdiği zaman her şey değişir biliyorum. O yüzden keyifli bir hoş geldin notu düşüyorum Hanımeli Sokağı’na...

Sektörde iki yeni yönetici

Sektörden notları da düşelim. Başarı bazen ödülsüz kalmıyor bizim piyasada. Yıllarını ekranın hayata nüfuzuna ayıran iki isim oturdukları yeni koltuklarla yola devam edecek... Doğan TV CEO’su İrfan Şahin’in duyurduğu iki şık gelişmeye göre Şahin’in genç ekibinden Pelin Diştaş Yaşaroğlu, Kanal D Genel Yayın Yönetmenliği’ne ve yine aynı ekibin cebbar isimlerinden Çağatay Önal da Star TV Genel Yayın Yönetmenliği’ne getirildi. Dedik ya; başarı ödülsüz kalmıyor. Hayırlısı olsun diyelim...

Bakan yanıtı hayatta verdi...

Dün yazının şehvetine kapılarak sayfaya koymadığı unuttuğum önemli bir notum var. Cüneyt Özdemir önceki gün CNN Türk’teki beşN birK isimli programında kendi deyimiyle “Yazın en çok ses getirecek” haberini ele aldı... Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’na, Boğaz’daki müzikli mekanların akıbetini sordu. Bakan konu hakkında geri adım atmadı. Yani belli ki bu yıl sosyetik mekanlar gün yüzü görmeyecek... Bu arada Cüneyt iki önemli maddeyi de cesurca taşıdı gündeme. İlki Boğaz’daki yüzen gürültü makineleri diyebileceğimiz gezi teknelerindeki ses yüksekliğiydi. Bakan ağır para cezalarıyla yıldırıcı olacaklarının altını çizdi... İkincisi de kentin bazı camilerinden yükselen ölçüsüz ve makamsız ezan sesleriydi. “Onlar için bir önlem düşünülüyor mu?” diye sordu Cüneyt. Yanıt bu kez programdan değil, hayatın kendisinden geldi hemen ertesinde. Dün itibarıyla kutsal ezanı çirkinleştirmeye çalışan ölçüsüz sesler hakkında soruşturma başlatıldı ve seslerin bazıları kısıldı bile...

Yılmaz Morgül reloaded!

Biri Yılmaz Morgül’ü tutsun kardeşlerim. İki hafta önce ünlü futbolcu Cristiano Ronaldo vücuduyla albüm çıkaran Yılmaz o ekran senin bu ekran benim dolaşıyor... Yaramaz çocuk gibi yerinde oturamıyor da bir türlü. Albümden konuşurken söz ne zaman sportif vücuduna(!) gelse hop sahneye atlayıp kültür fizik hareketlerine başlıyor... Önceki akşam Saba Tümer’de amuda kalkınca “yok artık” dedim içimden. Hani çıkanın bir müzik albümü olduğunu bilmeseydim “Yılmaz da pilates işine girdi” diyip kapatacaktım konuyu. Ama bu taklaların hepsi müzik için olunca bugüne kadar yapılan en sağlıklı promosyon çalışmasıyla karşı karşıya olduğumuzu not düşmeden edemedim...