Oral Çalışlar

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170725.png

Demokrasi birikimi, şaka mı?

Salı, 30 Ocak 2018 - 05:00

Geçen yazımda Türkiye ile diğer Ortadoğu ülkeleri arasında gözlemlediğim bir farka işaret ederek şunları yazmıştım: "Türkiye'nin diğer bölge ülkelerine üstünlüğü, çok partili rejim geleneğine/geçmişine sahip olması. Bunun ne kadar değerli bir birikim olduğunu şimdi daha iyi görebiliyoruz."

Bu değerlendirmeme, geçmiş kazanımları yok sayan tepkiler geldi: "Baktım da birikim falan görmüyorum... Neymiş efendim çok partili demokratik birikim."

O zaman ne demek istediğimi daha fazla açmalıyım.

Demokrasi ve çok seslilik taraflısıysanız, Türkiye'nin evrensel ölçüler içinde bir yönetim biçimine sahip olmasını gerekli görür, ülkenizi buna layık bir ülke olarak düşünürsünüz. Sistemin bu yönde gelişmesi ve daha özgürlükçü bir demokratik rejime ulaşabilme yönünde çaba harcarsınız.

1946'da başlayan çok partili rejim denemesi, özürlü de olsa bir demokratikleşme yolu izleyerek ilerledi. Toplum sandıkta iradesini çoğunlukla çoğulculuktan yana gösterdi. Devletin merkezine egemen olan klik ise askeri darbelerle antidemokratik müdahalerle dönüşümün önünü kesmeye çabaladı.

Tüm iniş çıkışlara rağmen, Türkiye çok partili rejimden vazgeçmedi. Darbeciler bile toplumun eğilimini bildikleri için, darbenin ertesi günü "Çok partili rejime kısa süre içinde geçilecektir" açıklamasını yapma gereğini duydular. AK Parti de çok partili rejim ve serbest seçimler sayesinde iktidara geldi.

Ortadoğu ve Türkiye

Yanıbaşımızdaki, çevremizdeki Ortadoğu rejimleriyle karşılaştırıldığında Türkiye çok partili rejimiyle ve serbest seçimleriyle daha ileri bir yerdedir. Zaafların olması, otoriterleşme eğiliminin siyaset sahnesinde sık sık boy göstermesi gibi gerçeklere rağmen; İran, Mısır, Suudi Arabistan, Suriye, Irak vb. ülkelerdeki rejimlerle karşılaştırıldığında, Türkiye, mukayese bile kabul edilemeyecek düzeyde üstünlüğe sahip.

Kazanımlar

Bu üstünlük, yalnızca siyasi sonuçlar doğurmuyor. Ekonomi, gelir dağılımı, sendikal örgütlenme düzeyi, hak arama imkanları, gündelik yaşamın zenginliği açısından da önemli kazanımlar içeriyor.

Eğer böyle bir birikim görmüyor veya görmekle ilgilenmiyorsanız, daha güçlü bir demokrasi için çaba gösterenlerin de fantezi peşinde koştuğunu düşünebilirsiniz.

Eğer demokrasi ve özgürlüklerin bulunduğu nokta üstüne kafa yoruyor, daha ileri bir yere ulaşmak istiyor, ülke ve insanların daha iyi koşullarda yaşamasını önemsiyorsanız; kazanımları sahiplenirsiniz.