'Demokrasi dinle karıştırılırsa demokrasi olmaktan çıkar'

Perşembe, 25 Şubat 2010 - 00:38

Süleyman Demirel, devletin işlerinin resmi organlar dışında bir takım eller tarafından görülüyor hale gelmesinin vahim olacağını söyledi. Şüpheler doğunca “Acaba cumhuriyet ve devrimlerle bir mücadeleye mi girişildi?” sorusunun akıllara geldiğini ifade etti.


Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile Ankara’da Güniz Sokak’ta yaptığımız sohbetin ilk bölümünü dün buradan aktarmıştım. Güncel konular hakkında görüşlerini paylaşan Demirel, Türkiye’nin bir korku dönemine girmesinden endişe duyduğunu söylemiş ve “Devlet efelikle yönetilmez” demişti.

Süleyman Demirel, siyasi iktidar “asker masker tanımam” gibi bir hava estirmek istiyorsa bunun yanlış bir olduğunu söylemişti. Süleyman Demirel ile tartışmaların odağında yer alan cemaatler konusunda da konuştuk. Demirel, cemaatlerin topyekün suç odağı gibi gösterilmesinin doğru olmadığını ve geniş kitleler üzerinde incitici etki yapacağını belirtti. Dış politika ve ekonomi konularında da görüşlerini paylaştı.

Demirel’le yaptığımız sohbetten satır başlarını aktarıyorum:

Son tartışmalar askerlerin itibarını nasıl etkiliyor?

Anketlere bakıyorum. Türkiye’de genellikle askere duyulan güven yüzde 85-90’lar seviyesinde. Son yapılan anketlerde 67 olmuş. Şöyle söyleyeyim, vatandaş böyle konularda kanaat belirlerken bazen aklıyla bazen hisleriyle karar verir. İnsanlar olup bitenler karşısında “Bu ordu benim ordum bu benim generalim onların moralinin yüksek tutulması benim menfaatimedir” diye düşünecektir. Bu coğrafyada devraldığımız tarihi şartlar içinde, “güçlü bir ekonomi”, “güçlü bir demokrasi” ve “güçlü bir ordu”, benim 30 sene önce koyduğum altın üçgendir. Bunların birbiriyle çelişik tarafı yoktur. Birisi olmazsa diğeri de olmaz. Cemaatler çok tartışılıyor.

Cemaatleri rejime bir tehdit olarak görenler de var, toplumsal yapının doğal bir parçası olarak bakanlar da. Siz nasıl görüyorsunuz?

Cemaat diye bir hükmü kişilik yoktur. Bizim kanunlarımız cemaatleri tanımıyor. Diğer taraftan halkı Müslüman olan bir ülkedesiniz. Bu ülkede çeşitli dini cereyanlar vardır. İslam dininde çeşitli gruplar mevcuttur. Ana inanç aynıdır fakat farklı bakış açıları söz konusudur. Geçmişte cemaat denen yapılar siyasetle bu kadar ilgili değildi. Bir yerden sonra el altından ilgilenmeye başladılar. Birbirlerinden ayırt etmeksizin bütün cemaatleri suçlar yönde konuşursanız bu toplumda bir incinmeye neden olur. Ama işin diğer boyutunda eğer devletin işleri resmi organların dışında bir takım eller tarafından görülüyor hale geliyorsa vahimdir. Bu durumda milli irade başkalarının eline geçer, değerini kaybeder.

Türkiye Cumhuriyeti’nin rejimi tehdit altında mı?

Hayır. Türkiye’nin rejimini hiçbir şey tehdit edemez. Devlet ayakta duracak kadar güçlüdür.

Batı’dan bakınca Ilımlı İslam etiketi Türkiye’nin üzerine yapıştı

Ben bu kavramı doğru bulmuyorum. Ilımlı demokrasi olmaz, ılımlı İslam demokrasisi de olmaz. Demokrasi dinle karıştırılırsa demokrasi olmaktan çıkar. Mesele iktidar partisinin, laikliğe aykırı fiilerin odağı haline geldiğini gösteren karara muhatap olmasıdır. Bu karar ister istemez zihinlerde bir takım şüpheler yaratıyor. Şüphe meydana gelince ister istemez “Acaba cumhuriyet ve devrimle bir mücadeleye mi girişildi?” sorusunu sorduruyor. Zihinler bundan ötürü bugün karışık. Türkiye’de hala Anayasa Mahkemesi’nin bu kararının gölgesi var. Bugünden yarına Türkiye’yi bu tartışmadan çıkarmak kolay değildir.

Bu kavganın sonu nereye varacak?

Tartışmalar tarafların gücünün tükendiği yere kadar devam edecek, sonra bitecek ama sonra tekrar başlayacak. Sosyal hadiselerde son yoktur, deniz bitmez. Sorunun çözümünde mucize reçeteler bulamazsınız. Doğru olan cumhuriyete ve demokrasiye sarılmaktır.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün sorunları çözmek yönündeki gayretlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hiçbir katkısı olmaz diyemem ama çaredir de diyemem. Çare şudur; zamana imkan tanıyacaksınız. Olup bitenleri sevmeyebilirsiniz ama zamana imkan tanıyın.

Olup bitenler ekonomiyi nasıl etkiler?

Olumsuz etkileyeceği kesin.

Tekel işçileri konusu?

Çok ısrarla hak aradıklarını söylüyor bu insanlar. Bu kadar sert davranılmamalıydı.

Demokratik Açılım Süreci ne durumda?

O sözünü ettiğiniz şeyin zarfı var da içi yok. İçi hiç olmadı.

Ama hükümet bir iyi niyet ortaya koydu, akan kanı durduracağım dedi.

Ne yapmak istediğini bilmeden niyet olmaz ki... Akan kanın durması neye bağlı?Kan niye akıyor onu sormak lazım. Sorunu çözmenin yolu Türkiye’de ayrımcılık yapmak değildir. Türk kökenli olsun Kürt kökenli olsun, vatandaş sorunun çözümünü birlikte beraberlikte görüyor, sağ duyulu davranıyor.

Ermeni soykırımı yasa tasarısı tekrar gündemde. ABD Başkanı Barack Obama 24 Nisan’da bu kez “soykırım” sözünü kullanır mı?

Hayır kullanmaz. Öyle bir şey söylerse İsviçre’de imzalanan protokolleri uygulanamaz hale getirir. Büyük devletler bazı meselelerde çok aceleci olmazlar.

İsrail’le ilişkiler nereye gidiyor?

Türkiye-İsrail ilişkileri iyi safhada değil. Burada her iki tarafın da düzeltmesi için gayret sarf etmesi lazım. Komşularıyla sıfır politika takip ederken İsrail ile ilişkileri bozmak olmaz. Orası da Türkiye’nin komşusu sayılır. Bir devletle saç saça baş başa olmamak gerekir. İsrail de Türkiye’nin dostluğunu küçümsememelidir.

NOTLAR:

* Süleyman Demirel’in başucu kitapları daima ilgi çekmiştir. Demirel’in masasında çoğunluğu İngilizce olan yayınlar arasında bu kez İran lideri Mahmud Ahmedinejad’ı anlatan bir kitap ve “When China Rules the World-Çin Dünyaya Hükmettiğinde” adlı yine İngilizce bir kitap vardı.

* Demirel’in Güniz Sokak’taki evinin önünde kalabalık bir koruma ordusu görev yapıyor. Her gün onlarca kişinin ziyaret ettiği evin kapısının girişinde ayakkabılara otomatik olarak galoş giydiren bir makine konmuş.

* Demirel’in basınla ilişkilerini aynı zamanda doktoru ve danışmanı olan Dr. Aylin Cesur yürütüyor.

* Demirel’in oturma odasındaki masasında çok sayıda objeyle birlikte Beşiktaş üniformalı oyuncak bir bebek, eşi Nazmiye Hanım’ın fotoğrafı ve Avrupa Birliği bayrağı da var.

3