Demokratik açılımın gölgesinde 30 Ağustos Zafer Bayramı

Pazartesi, 31 Ağustos 2009 - 10:54

Büyük Zafer’in 87’inci yılını bu yıl, hükümetin demokratik açılım sürecini tartışarak geçiyoruz. Görünen o ki, açılımın en önemli ayaklarını bölgenin ekonomik kalkınması ve sosyo-kültürel değişiklikler oluşturacak. Terör nedeniyle bölgeye bir türlü gidemeyen özel sektör bundan
sonra nasıl gidecek ve yatırım yapacak bilemiyoruz.

Güneydoğu kökenli vatandaşlarımız bile bölgeye yatırım yapmaktansa yüzlerini batıya çeviriyor. İş gene devlete kalacak. Cumhuriyet hükümetlerinin şimdiye kadar bölgeye yaptıkları yatırım zaten diğer bölgelere göre kat kat fazla. Orta ve Kuzey Anadolu’daki fakirlik belki de Güneydoğu’dan daha çok. Sadece GAP projesine yatırılan milyarca dolar tüm Türk vatandaşlarının vergileriyle yapıldı. Ancak bölgenin feodal düzeni değişmediği için bir türlü tabana inememiş güzel projeler. Büyük Zafer’den 87 yıl sonra Güneydoğu’daki okullarda Kürtçe
eğitimin programlanması, Cumhuriyetimizin 86’ıncı yılında Milli Eğitim sistemimizin başarılı olmadığının en önemli göstergesi. Ne yazık ki 86 yılda bölge halkına Türkçe öğretememişiz. Belki de bölge halkı bilinçli olarak Türkçe öğrenmemiş ve Türkçe’yi benimsememiş. İşin aslına bakılırsa Cumhuriyetin kurulduğu dönemde Türkiye’de bulunan etnik azınlıkların neredeyse tümü Kürtler hariç Türkiye ve Türkçe’ye uyum sağlamış. Lazca, Arnavutça, Çerezce v.b. bugün sadece bir yaşlı kuşağın kullandığı diller olarak kalmış. Bugün Yunanistan ve Ege
adalarında bile Türkiye’den göç eden Rumlar kendi aralarında Türkçe konuşurlar. Masum bir hak gibi görünen Kürtçe eğitim isteği, bir süre
sonra “Kürtçe bölgenin resmi dili olsun” şeklinde karşımıza çıkarsa şaşırmayalım.

Sorunun temeli, 86 yıllık Cumhuriyet sürecinde aşırı olarak artan veya bilinçli olarak arttırılan Kürt nüfusu, Kürtlerin büyük kısmının kapalı bir toplum olarak yaşaması ve eğitimsizlik. Demokratik açılım sürecinin sonucunu birlikte göreceğiz.