Deniz Akkaya artık iş kadını

a
a
Pazar, 05 Eylül 2010 - 05:00


Deniz Akkaya artık iş kadını

Deniz Akkaya Efe Önbilgin’den hamile kalmış, geçtiğimiz Aralık’ta kızı Ayşe’yi dünyaya getirmişti. Amerika’da doğum yapan Deniz Akkaya oradan alışveriş yaparken Türkiye’deki çocuk tekstilinin gelişmemiş ve pahalı olduğunu fark etmiş. İş hayatına atılmaya karar veren eski manken oyuncu, yabancı bir firmanın temsilciliğini Türkiye’ye getirmeye karar vermiş. Ten firması için ‘hatları gizleyen’ giyim koleksiyonu tasarlayacak olan Akkaya, Cengiz Abazoğlu’yla birlikte bir de bebek koleksiyonu için konuşuyor... InStyle Kids’in Eylül sayısına konuşan Deniz Akkaya, Ayşe bebekle de dergiye poz verdi...

Deniz Akkaya bugünlerde Bağdat Caddesi’nde açacağı Chic Frog isimli bebek mağazasının son detaylarıyla uğraşıyor. Bu mağazayı açma fikri elbette kızı Ayşe (8 aylık) ile birlikte düşmüş aklına Akkaya’nın. “İnsan bebek sahibi olduktan sonra birtakım şeylerin nasıl da gereksiz alındığını, bir bebeğin gerçekte nelere ihtiyacı olduğunu anlıyor. “Bebek alış verişine Ayşe’ye hamileyken başladım. Özellikle 3.5 ay kaldığım Amerika’da bebek sektörünün inanılmaz ilerlediğini gördüm. Çok güzel şeyler var ve üstelik fiyatları hesaplı. Ayşe doğup Türkiye’ye döndükten sonra ise bebek tekstilinin Türkiye’de ne kadar az geliştiğini fark ettim. Bizim ülkemizde kaliteli bir şeyler almak istediğinizde inanılmaz paralar ödemek zorunda kalıyorsunuz” diyen Akkaya’nın mağaza açma fikri Londra Brick Line’da Ayşe için alış veriş yaptığı Oh Baby London markasıyla tanışmasıyla iyice pekişmiş (Şimdilerde bu markanın Türkiye distribütörü). Kate Moss’un erkek kardeşinden aldığı bu adreste satılan her ürüne bayılmış Akkaya. “Gördüğüm en güzel bebek kıyafetleriydi” diyor Akkaya. Türkiye’ye döndükten sonra ilk önce üretim yapmak istemiş. Fakat marka yaratmanın ve tasarım yapacak insanları bir araya getirmenin zorluğu nedeniyle önce bir mağaza açıp işe distribütörlükle başlamayı tercih etmiş Akkaya. Marka yaratma fikrinden vazgeçmiş değil. İşin bir sonraki aşaması da o.

İlk mağaza için Bağdat Caddesi’ni seçmesinin ilk nedeni bu caddenin günün her saati bebek arabalı annelerle dolup taşması. Uzun zaman Anadolu yakasında oturan Akkaya, çevreyi çok iyi biliyor. Önünde minik bahçesi olan bir mağaza istedim” derken bir sonraki şubelerini Avrupa yakasında açmayı planladığından söz ediyor.

İşin çıkış noktası Ayşe’nin gardırobu olunca elbette seçilen ürünlerde de onun tarzını görmek mümkün. “Ben kızımı çok süslemiyorum. Çünkü şimdiden tepki veriyor. Toka istemiyor, ayakkabılarını ayağından fırlatıyor. Bazen özenip fırfırlı elbiseler giydiriyorum ama kısa zaman sonra sıkılıp ağlamaya başlıyor. Çıkarıyoruz. İster istemez sportif bir tarzı oluyor” diyor. Ayşe’ye doğduğundan beri çok kalın şeyler giydirmemeye özen gösteriyor. “Doğum yaptığımda Miami’nin son 45 yıldır yaşadığı en soğuk kışa denk geldim. Dışarıda hava -1 dereceydi. Paltolarla dolaşılıyordu. Ayşe’yi o zaman bile üst üste giydirmedim. Çünkü orada doktorlar bunu özellikle vurguluyorlar. Şimdiye kadar hiç hastalanmadı çok şükür” derken tahtaya vuruyor.

Amerika’ya gitmeden önce hazırlıklarının çoğunu bitirmiş Akkaya. Sadece dönünce Ayşe’nin odası için evde biraz tadilat yaptırılması gerekmiş. O güne kadar evinde hiç duvar yokken, mimar Yeşim Coşkun Ayşe için yoktan bir oda yaratmış. Şimdi kızının bembeyaz bir odası var. “Mobilyaları lake. Sadece Ayşe’nin yatağı çok önemliydi. Çünkü ileride kemirebileceğini tahmin ediyorum. Uzun süre araştırdıktan sonra sadece bebek yatağı üreten Leander’i bulduk. Tek işleri bu. Kemer Country’deki Treehouse’tan aldık. Yalın bir oda oldu. En ilginç yanı gardırobunun açık düzende olması. Renk renk minik kıyafetlerin askılarda duruşlarını seyretmeye bayılıyorum” diye anlatıyor.

Ayşe ile günün nasıl geçtiğini anlamıyor Akkaya. “Çok hareketli. Beni yoruyor. Ama hareketsiz bir bebek olmasındansa böylesini tercih ederim. Şimdiden derdini net bir şekilde anlatabilen bir çocuk. Zaten bu şekilde büyümesi en büyük amacım. Biz yorulalım. Hem bu sayede zayıflatıyor annesini” diyor. Ayşe ise o sırada kırmızı Stokke arabasından (Uzun boylu anneler için, yüksekliği ayarlanabilen bu arabanın harika olduğunu söylüyor Akkaya) kafasını kaldırıp annesine bir gülücük atıyor. Annesi, “Kurabiyem” diye sevmeye başlıyor kızını. “Bizim görevimiz onu hayata hazırlamak” derken bunun için şimdiden özenle davrandıklarını ekliyor. Mesela yemeklerini Ayşe’yi de masaya dahil ederek yiyorlar, salonda otururken onu da yanlarına alıyorlar... Zaten doğduğu günden beri sabahın 7’sinden akşama kadar plajda, alışveriş merkezinde, restoranlarda, parklarda annesine eşlik eden Ayşe tüm ortamlara ayak uydurabiliyor.