Deniz Feneri savcılarına beraat

Yargıtay, Deniz Feneri soruşturmasında görevden alınan 3 Cumhuriyet savcısının yargılandığı davada beraat kararı verdi. Davanın tarihe geçeceğini belirten Savcı Nadi Türkaslan, “Suçlu değildim, beraate sevinmedim” dedi

Deniz Feneri savcılarına beraat

Deniz Feneri e.V bağlantılı soruşturmayı yürütürken ''resmi belgede sahtecilik ve görevde yetkiyi kötüye kullanma'' iddiasıyla soruşturmadan alınan Cumhuriyet Savcıları Nadi Türkaslan, Abdulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz’ün yargılandığı davada karar çıktı.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nde görülen davanın duruşmasına, sanıklar ve avukatlarıyla müdahil avukatları katıldı.

Duruşmada Cumhuriyet Savcısı, sanıkların üzerlerine atılı suçların maddi ve manevi yasal unsurları oluşmadığından beraatlarını istedi.

Duruşmada beraatını talep eden sanıklar, mahkumiyet kararı verilmesi durumunda, haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmamasını talep etti.

TÜRKASLAN: 100 KERE DAHA AYNISINI YAPARIM

Sanık Nadi Türkaslan, savcı olarak görevini yerine getirdiğini belirterek, ''100 kere daha böyle bir dava önüme gelse ben 100 kere daha böyle hareket ederim, buraya geleceğimi bilsem de'' dedi.

Müvekkilinin görevini kötüye kullandığı için değil, kötülere karşı kullandığı için yargılandığını savunan Türkaslan’ın avutakı da''Verilecek karar deniz feneri savcılarını olduğu kadar binlerce savcıyı da sindirmesin, aydınlığın, adaletin, hakkın sesine kulak versin'' diye konuştu.

AFRİKALI AÇ ÇOCUKLARIN FOTOĞRAFLARINI GÖSTERDİ

Devletin verdiği görev doğrultusunda Almanya'da delilleri incelediklerini, 600 kişinin belgesini taradıklarını anlatan Sanık Abdulvahap Yaren de, bu kişilere yardım yapılmadığını, yardım yapılanlara ise verilenden fazla miktarda yardım yapılmış gösterildiğini belirlediklerini söyledi.

Afrika'daki aç çocukların fotoğraflarını gösteren Yaren, ''Yardım paralarının bana göre buralara gitmesi gerekiyordu. Peki nereye gitti? Niye ben bu paralara, şirket mallarına el koydum? Evli kadın, evli adamlar hovardalıklarını, metreslerini elinde tutmak için zekat paralarını bu şirketlere hisse payı olarak aktarmışlar. Niye? Cinsel istismara, şantaja devam etmek için. İşte bunun için malla el koyduk'' diye konuştu.

‘SİYASETİN DİZAYN ETTİĞİ BİR DAVA’

Savcı Yaren'in avukatı ise ''50 yıllık hukuk hayatımda sanık veya şüphelinin talebinin Cumhuriyet savcısı veya hakim tarafından reddedilmesinin görevi kötüye kullanma olarak kabul edildiğini ilk defa görüyorum. Bu dava siyaset tarafından dizayn edilmiş bir davadır. Suçun unsurları oluşmamıştır'' dedi.

SAVCI TAMÖZ: SANIK OLMAKTAN UTANIYORUM

Sanık Mehmet Tamöz de idealler uğruna bu mesleği seçtiğini belirterek, ''Bir Cumhuriyet savcısının bir sanık olmasından üzüntü duyuyor ve utanıyorum. Bu olaya rağmen vatan, millet ve bayrak sevgimi yitirmedim ama kırgınım. Kırgınlığım suçun unsurlarının oluşmadığını bildiği halde beni buraya getiren meslektaşlarımadır'' dedi.

ÜÇ SAVCIYA BERAAT

Aranın ardından kararı açıklayan Mahkeme Başkanı Hüseyin Eken, sanıklardan Türkaslan'a yüklenen ''kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve görevi kötüye kullanma'' suçları ile diğer sanıklar Yaren ve Tamöz'e yüklenen ''görevi kötüye kullanma''suçlarının Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2 . maddesi (c) bendi uyarınca yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşıldığından, sanıkların üzerlerine atılı suçlardan ayrı ayrı beraatlerine karar verildiğini bildirdi.

Mahkeme Başkanı Eken, karara Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na temyiz yolu açık olmak üzere itiraz edilebileceğini bildirdi.

''Görevi kötüye kullanma'' suçundan verilen beraat kararının oy birliğiyle alındığını açıklayan Eken, sanık Türkaslan'a yüklenen ''kamu görevlisinin resmi belgede sahtecilik'' suçuna yönelik beraat kararının ise, Daire Üyesi Ahmet Turan Doğan'ın, bu suçun nitelik değiştirerek ''görevi kötüye kullanma'' suçuna dönüştüğü ve bu suçtan mahkumiyet hükmü kurulması gerektiği yönündeki karşı oyu ve oy çokluğu ile alındığını kaydetti.

Karar, sanık savcıların yakınları tarafından alkışlarla karşılandı.

'SUÇLU DEĞİLİM, BERAATİME SEVİNMEDİM'

Kararı değerlendiren Savcı Türkaslan, davanın tarihe geçeceğini söyledi.

Türkaslan, “Kişisel olarak, insan olarak bugün beraat ettiğime sandıkları kadar çok fazla sevinmedim. Suçlu olan insan beraat ettiği zaman sevinir. Ben zaten suçlu değildim. Ama şuna sevindim; bu karar Türkiye'de görev yapan hakimlere, savcılara 'Hiç korkmayın, hukuk içinde kalın. Hukuk içinde ne yapmanız gerekiyorsa karşınızdaki kişilerin kim olduğuna bakmayın, görevinizin gereğini yapın' demiştir.''

Savcı Abdulvahap Yaren ise üçüncü celsede ''Adalet ağır işler, ince öğütür. Ama erinde veya gecinde doğru sonuca ulaşır'' dediğini anımsatarak, ''Üç savcının yargılandığı bu dosyaya baktığımız takdirde Adalet Bakanlığı ve HSYK'nın belli bir şekilde kurgulamış olduğu ve hukuk dışı bir soruşturma dosyası olduğu apaçık ortaya çıkmıştır. Ümit ediyorum bu şekilde kesinleşir'' dedi.

Davayı izleyen CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan da suç unsuru oluşmadığı için beraat kararı verildiğine dikkati çekerek, ''Çünkü aslında böyle bir suç yoktu. Bu dava tarihi bir davadır. Bu nitelikteki davaların özellikle 'Ankara'da hala bazı yargıçlar var' duygusunu bize vermesi nedeniyle, bir umut olduğunu düşünüyor ve devamını diliyorum” dedi.

KILIÇDAROĞLU: ADALET OLAN DEVLETLER GÜÇLÜDÜR


Öte yandan, duruşmayı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Genel Başkan Yardımcıları Sezgin Tanrıkulu, Erdoğan Toprak, CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan ile bazı milletvekilleri izledi.

Duruşma arasında gazetecilere konuşan Kemal Kılıçdaroğlu, ''Alman yargısı bunu yüzyılın soygunu olarak dillendirmişti. Davayı Türkiye'de soruşturan savcılar, yargının karşısına çıkarmıştır. Adaletin tecelli ettiği bir devletin güçlü olabileceğine hepimiz inanıyoruz. Adalet mülkün temeli ise bu ayıplı davaların adalete uygun sonuçlanması gerekir'' diye konuştu.

Oda TV davasıyla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Kılıçdaroğlu, şunlar kaydetti: “O davada yargılananlar birer gazeteci, ellerinde sadece kalemleri var. Onları tutuklamak, hapse atmak, uzun süre hapislerde bekletmek doğru değil. O davanın da hukuka uygun sonuçlanmasını bekliyoruz, tahliyeler bekliyoruz. Bu hem Türk kamuoyunu hem de dünya kamuoyunu rahatlatacaktır. Türkiye'ye bakış acısına değiştirecektir.”

MİLYONLARCA EURO YOLSUZLUK İDDİASI

Görevden alınan savcılar, Deniz Feneri soruşturmasının hazırlığı için 2.5 yıl çalışmış, daha sonra da operasyon için düğmeye basmıştı.

4 ayrı dalgada gözaltına Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) eski Başkanı Zahid Akman, Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman'ın da aralarında bulunduğu 9 kişi tutuklanmıştı.
Zahid Akman dahil 6 zanlı serbest bırakılmıştı.

Soruşturma Almanya'daki Deniz Feneri Derneği'nin topladığı milyonlarca Euro’nun kuryelerle Türkiye'ye sokulduğu iddiasıyla başlatılmıştı.

SAVCILAR GÖREVDEN ALINMIŞTI

Haklarındaki iddialar nedeniyle Savcılar Nadi Türkaslan, Abdulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz soruşturmadan alınmıştı.

Savcılar hakkında "evrakta sahtecilik" ve "görevi kötüye kullanma" iddiasıyla dava açılmıştı.

Davanın son duruşmasında, savcılar soruşturmanın genişletilmesi talebinde bulunmuştu.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, HSYK Başkanvekili Ahmet Hamsici, HSYK Birinci Daire Başkanı İbrahim Okur'un da aralarında bulunduğu 17 kişinin tanık olarak dinlenmesi talep etmişti.

NTVMSNBC