'Deniz Feneri' tamam da, İslami holdingler ne olacak?

Cuma, 02 Nisan 2010 - 05:00

Başbakan Erdoğan dün çok yerinde bir açıklama yaptı: “Kim olursa olsun, hangi kuruluş, hangi sivil toplum kuruluşu olursa olsun, yolsuzluk yapana, hele hele insanların gönlünden kopan yardımlara el uzatanlara asla ve asla müsamaha göstermedik. Bundan sonra da göstermeyeceğiz. Hukukun işletilmesi konusunda, bu hususta en küçük bir tereddüdümüz olamaz.”

ZAHİT AKMAN'I SAVUNMUŞTU

Bu açıklaması, halen süren ‘Deniz Feneri e.V’ soruşturmasıyla ilgiliydi. CHP’li Kemal Kılıçdaroğlu ‘ıslak imzalı’ teslimat belgelerini ortaya çıkarınca Başbakan Erdoğan bu açıklamayla hangi noktada duracağını da göstermiş oldu. Oysa ‘Deniz Feneri e.V’ davasının en ateşli olduğu günlerde hakkında soruşturma yapılan Radyo Televizyon Üst Kurulu eski Başkanı Zahit Akman ile Kanal 7’nin başındaki Zekeriya Karaman’ı Başbakan şöyle savunmuştu: “Dava devam ederken o insanları (Zahit Akman ve Zekeriya Karaman) hedefe oturtmak yargısız infaz ve hatta ahlaksızlıktır. Hangi hakla bunu yapıyorsun? Sen hukuk musun, mahkeme misin?”

BİR ARPA BOYU YOL ALINAMADI

Başbakan’ın bu sözlerine bakılırsa; ‘Deniz Feneri e.V’ soruşturması siyasi niteliğini kaybedip hukuki boyutlarıyla tartışılacak demektir. Fakat yıllardır kanayan yara İslami holdingler konusunda bir arpa boy yol alınamıyor. Almanya’da kurulan ‘Deniz Feneri e.V’ derneği ile ilgili davanın parasal boyutu toplam 25-30 milyon euro civarında. Ancak 10 milyar euro olarak tahmin edilen İslami holding vurgunu ne siyasette, ne de basında yer bulabiliyor. Çünkü, ‘Deniz Feneri e.V’ dosyası siyasetçilerin en iyi polemik konusu da ondan.

Bu dosyanın bir boyutu da AK Parti ile ilgili. ‘Deniz Feneri e.V’den iktidar partisine para aktarıldı mı aktarılmadı mı? Muhalefet en çok bunun üzerinde dururken, aynı konuda savcılık da soruşturma yürütüyor. Buna karşın İslami holdinglerin “siyasi boyutu” fazla bilinmiyor.

Oysa İslami holdinglerdeki siyasetçi bağlantısı çok daha açık. İslami holdingler kâr payı vaadiyle para toplarken son dönemde bakanlık koltuğunda oturan birçok isim bu şirketlerin yönetim kurullarında görev yapıyordu. Buna rağmen, İslami holding vurgunu hiç konuşulmazken onun yanında devede kulak kalan ‘Deniz Feneri e.V’ gündemden inmiyor. Bu durumda, İslami holdingzedeler ellerinden geldiği kadarıyla seslerini duyurmaya çalışıyor. Eylem yaptılar olmadı, Almanya’da Başbakan’ı sıkıştırdılar olmadı. Kitaplar yazıldı olmadı. Şimdi sıra sinema filminde.

FİLMİN ADI: ‘TAKİYE’

Bu konuda ilk film nihayet yapıldı. Yapıldığı yer paraların toplandığı adres ile aynı; Almanya. Filmin adı ‘Takiye’. Erhan Emre, Rutkay Aziz, Ali Sürmeli, Fahriye Evcen, Stipe Erceg ve Mahir Günşıray gibi oyuncular rol almış. Filmde bir İslami holdinge tüm parasını kaptıran bir ailenin dağılması konu ediliyor.

Filmin senaryosunu gerçek olaylardan yola çıkarak yazan Kadir Sözen, yapımcı kimliğiyle beş yıldır bu projenin hayata geçmesi için çaba harcıyormuş. Takiye, 7 Mayıs’ta sinemada izleyicisiyle buluşacak. Filmin ilginç yönü Jetpa Holding’i andıran Jimpa isimli bir holdingten söz edilmesi! Bakalım holdingzedeler bu filmle dikkat çekmeyi başarabilecekler mi?

Hak arayanlar, Adana usulü cezanın kaldırılmasını istiyor

Kebabıyla meşhur Adana’da hak aramak için basın açıklaması yapmak isteyenler Adana usulü cezalandırılıyor. Valilik, basın açıklaması yapan sivil toplum örgütlerinin eylemlerine katılanları tek tek belirleyip ‘Kabahatler Kanunu’nun 32’nci maddesine dayanarak adam başına 140 TL para cezası yazıyor. Öyle ki; Eğitimsen Adana Şube Başkanı Güven Boğa 7, şube sekreteri Abdullah Yalçın ile yöneticilerden Mehmet Akarsubaşı ise 6 kez 140 TL para cezasına çarptırıldı. Bu yöneticiler yalnızca hak aramak için basın açıklaması nedeniyle 1000’er TL para cezası ödeyecekler! Ama bu yöneticiler yalnız değil. Adana Valiliği, DİSK, Türk Eğitimsen ve diğer çalışma örgütlerinin yöneticilerinin de aralarında bulunduğu kişilere 148 ceza tutanağı düzenledi. Tam 25 bin TL para istiyor. Eğitimsen Adana Şubesi Başkanı Güven Boğa, Zonguldak 2’nci Sulh Ceza Mahkemesi’nin benzer davalarda beraat kararı verdiğini hatırlatarak, “Aynı hukuk Türkiye’nin bir ilinde farklı diğer ilinde farklı uygulanabilir mi?” diye soruyor. Beklentileri, memur maaşıyla ödenemeyecek kadar büyük olan bu cezaların kaldırılması.

2