Denizli ve Ekrem

Pazar, 25 Ekim 2009 - 05:00

Bunu bir seri olarak düşünürsek ve de Ankaraspor maçını dışarı alırsak milli piyangodaki son rakamı 3 olan ligde bir amorti kazanmış Beşiktaş’ı tanımlayabiliriz. Tabii buna Wolfsburg beraberliğini de ilave edersek Beşiktaş ve Mustafa Denizli adına küçük de olsa bir başkaldırış olarak notlara geçer.

Ama Denizli’nin Eskişehir önünde daha fazla ofansı düşünen bir 11’i sahaya sürmesi ve Almanya’daki 4-4-2’deki ısrar edişi, bu maçın kopartılışındaki ana etkendir. Tabata ile Gençlerbirliği önünde 4. haftada ilk 5 topu rakibe atan Erhan Güven değişikliği ve bu futbolcunun asisti ile maçın kazanılması da Beşiktaş adına kenardan gelen oyuncunun hazır komutunun alındığıdır. Bu sebeple Denizli’nin fazla ofans oyuncuyla Çalımbay’ın kafasını karıştırması da sezon başından bu yana denenmemiş oyun biçimidir.

Dahası ayağa pas yapmadaki ustalık, Almanya’daki maçtan bu yana daha düzeyli bir biçime gelmiştir. Maç kazanmaya alışmak, bunu bir seriye bağlamak moral ve güvendir. Beşiktaş istikrara doğru bir bayrak açmıştır. En kötüsü bile şu anda en iyi işi yapmaya çalışan bir nefer gibi sivrilmektedir. Hoca kendi haklılığına doğru güven veren bu 11’i ezberletmeye çalışırsa güzel günler yakındır.

Rıza Çalımbay’ın Eskişehir’ini de anlatmadan geçemeyiz. Ekrem Dağ ile gafil avlandılar ama oyunun bütününde Rüştü’nün yumruklaya yumruklaya topu uzaklaştırma adına yapmış olduğu gayret takdire şayandır. Bir paragraf da Eskişehirspor seyircisi için. Orkestrası örnek bir davranış biçimidir.

Küfürsüz maça doğru başlattıkları tavır ise alkışlanacak bir başka duruştur. Bu maç berabere bitse kimse bir şey söyleyemeyecekti. Ekrem’i kutlamak her Beşiktaşlı’nın alacağı prim adına önemli bir alkış vesilesidir. Hani diyorlar ya kim atarsa atsın, kazançlı olan Beşiktaş olduğuna göre, bu Ekrem’in yaptığı iş de o zaman bir büyüklüktür.