'Deprem haberlerine bakamıyorum, hep babam var'

Bundan tam 14 yıl önce Düzce'yi yerle bir eden depremin ardından enkaz çalışmaları sırasında kucağındaki ekmeklerle gözyaşları içinde görüntülenen Eşref Cengiz'in oğlu, 2004 yılında kanserden ölen babasını anlatırken, 'Deprem haberlerine bakamıyorum, onun fotoğraflarını kullanıyorlar, hüzünleniyorum' dedi

'Deprem haberlerine bakamıyorum, hep babam var'

12 Kasım 1999 Düzce depreminden sonra çekilen, kolunda ekmekler gözünde yaşlar olan adamın fotoğrafı sembol olmuştu. Eşref Cengiz 2004 yılında kanserden öldü. Oğlu Önder Cengiz, “Babam, arkasında görülen enkazda kalan 2 kadını kurtarma çalışmalarını izlemiş. O sırada ekmek dağıtmışlar. Çok duygusaldı, ağlamaya başlamış” diye konuştu.

Dönemin Anadolu Ajansı Fotoğraf Haberleri Müdürü Abdurrahman Antakyalı’nın çektiği, elindeki ekmek, arkasındaki enkaz ve gözyaşlarını sildiği fotoğrafla 12 Kasım 1999 Düzce depreminin simgesi haline gelen merhum Eşref Cengiz’in hikayesini oğlu anlattı.

>>>İŞTE 14 YIL ÖNCE YAŞANANLAR

2004 yılında 75 yaşında yakalandığı kanser nedeniyle hayatını kaybeden Cengiz’in oğlu Önder Cengiz (59), AA muhabirine yaptığı açıklamada, yaşanan felaketleri ve babasının fotoğrafını gördükçe, geçmişe döndüğünü söyledi.

"O dönemleri unutmak istiyoruz. Allah kimseye bu acıları bir daha göstermesin" diyen Cengiz, babasının fotoğrafının Türkiye hatta dünyada depremin simgesi olduğunu belirtti.

'HEYKELİN DİKİLECEK' DEDİLER, 'OLMAZ' DEDİ

Babasının fotoğraf çekildiği sırada 5 katlı binanın enkazının yanında olduğunu anlatan Cengiz, şöyle konuştu:

"Beş katlı binadaki iki kadın sağ mı çıkarılacak?’ diye bakıyordu. Yardım dağıtanlar deprem zamanı Ankara’dan Melih Gökçek Beyefendinin gönderdiği ekmeklerden birkaçını babama verdi. Babam duygusal bir insan olduğu için o esnada ağlamaya başladı. O meşhur fotoğraf da o esnada çekildi. Oysa bizim aileden vefat eden olmamıştı. Bir gazeteci o anı bulup fotoğraflamış. Babamı 8 sene önce kaybettik. Müsait oldukça iki, üç günde bir mezarını ziyaret ediyorum. Babamın o fotoğrafından sonra Ankara ve İstanbul’dan çok gazeteci geldi. ’Amca heykelin dikilecek, ne diyorsun’ dediler. Rahmetli babam razı gelmedi. ’Ben hocayım, dinimize göre aykırıdır’ dedi."

'DEPREM HABERLERİNE BAKAMIYORUM'

Babalarını kanserden kaybettiklerini dile getiren Cengiz, "17 gün içinde evde, hastanede yatmadan hayatını kaybetti. 75 yaşında rahmetli oldu. Herhangi bir deprem olduğunda gazetelere bakmak istemiyorum. Dayanamayıp baktığımda ise babamın fotoğrafını görüp hüzünleniyorum" ifadesini kullandı.

Depremin olduğu dönemde Kaynaşlı’nın Saz köyü muhtarı olduğunu dile getiren Cengiz, yaşadıklarını şöyle anlattı:

'BURADA DOĞDUK, BURADA ÖLECEĞİZ'

"Depremin ilk stresi yatıştıktan sonra Ankara’dan mühendisler geldi. Kaynaşlı 7 mahalle ve 20 köyden oluşuyor. Muhtarlar olarak bizi toplayıp, depremin oluş şeklini, neler yapılması gerektiğini anlattılar. Ayrıca insanları depremlerin değil, bilinçsiz yapılan çürük binaların öldürdüğünü defalarca anlattılar. Hatta bir tanesi ’Kaynaşlı’dan başka yer bulamadınız mı, burası kötü, niye gitmiyorsunuz’ dedi. Biz burada doğduk, burada öleceğiz. Bizim dedelerimizin mezarları dahi burada, memleketimiz burası.

'DEPREMLE YAŞAMAYI ÖĞRENMELİYİZ'

Deprem var’ diye terk edemeyiz. ’Devletimiz depreme uygun binalar yaparsa, biz de bildiğimizi yaparsak, burada yaşarız’ dedik. İyi ya da kötü doğup büyüdüğümüz yer. Depremle yaşamayı öğrenmeliyiz."

AA