Depreme karşı acil devlet zirvesine ihtiyaç var

Perşembe, 11 Mart 2010 - 05:00

İstanbul’un çok büyük bir deprem riskiyle karşı karşıya olduğuna dair neredeyse her gün yeni bir rapor yayınlanıyor. Geçtiğimiz günlerde Amerika’nın saygın gazetelerinden The New York Times’da, Marmara bölgesinde yaşanacak depremin Haiti’den daha yıkıcı olacağına dair bir analiz yayınlamıştı. Ankara’da Başbakanlık tarafından hazırlanan raporda da benzer sonuçlar elde edilmişti.

Son olarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Akşam Gazetesi’nden Nebahat Akkoç’a, 7.5 şiddetindeki bir depremde İstanbul’un çökmesi halinde Türkiye’nin ayağa kalkamayacağını söyledi.

İstanbul, bir şehir olarak kurulduğu günden bu yana deprem riski altında. Tarihin farklı dönemlerinde meydana gelen büyük depremlerde binlerce kişi hayatını kaybetti. Türkiye’nin deprem konusunda gerçek anlamda uyanışı ise ancak 1999’daki Marmara depremiyle oldu. Türk ekonomisinin atar damarı konumundaki İstanbul- Kocaeli-Gölcük- Adapazarı bölgesinde büyük bir yıkım yaşanması gerçek tehlikenin boyutlarını gözler önüne serdi.

1999 depreminden bu yana alınan önlemlerin son derece yetersiz olduğunu Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş da kabul ediyor ve İstanbul için özel bir deprem yasası çıkarılmasını öneriyor.

Tehlike ortada, ne bekliyoruz?

AK Parti’den seçilen Kadir Topbaş uyarılarını tekrarlıyor, hükümet de deprem gerçeğini biliyor. Öyleyse ne bekliyoruz? Böyle bir adım atmak için yeni ve yıkıcı bir depremin daha mı yaşanması gerekiyor?

İstanbul’daki 7.0 ve üzerindeki büyüklüklerde oluşacak depremde 550 bin konutun hasar göreceği, 40 ila 100 bin arasında kişinin hayatını kaybedeceği, yüz binlerce kişinin yaralanacağı neredeyse kesin gibi. Deprem sonrasında kritik bir rol üstlenmesi beklenen hastanelerin durumu da çok kötü. Hastanelerin önemli bölümünün büyük bir sarsıntıya dayanamayacağı bilimsel olarak kanıtlanmış durumda.

İstanbul’daki konutların niteliğini kısa sürede düzeltmek elbette mümkün değil ancak depremden bu yana geçen 11 sene resmen harcandı. Yapılması gerekenlerin 10’da 1’i bile yapılamadı. Afet hazırlıkları çok yetersiz kaldı, toplum eğitilemedi. Siz hiç halka acil yardım eğitimi veren bir kurum duydunuz mu? Depremden sonra şehrin çeşitli yerlerinde büyük yangınlar çıkması bekleniyor. Siz hiç binaların yangın merdivenlerinin ne durumda olduğunun kontrol edildiğini işittiniz mi? İstanbul’daki apartmanların büyük bölümünde zaten yangın merdiveni yok! Yollar ve viyadükler kullanılamaz hale gelecek, telefonlar susacak. Siz hiç alternatif ulaşım ve iletişim planı yapıldığına tanık oldunuz mu?

Olası bir deprem sonrası kamunun ruh sağlığını bozacak en büyük tehlikelerden biri yağmalama olaylarıdır. Şili ve Haiti’de neler olduğunu gördük. Siz yardımsever Türk halkının böyle şeyler yapmayacağını düşünüyor olabilirsiniz. Ben elektronik eşya mağazası açılışlarında daha ucuza televizyon alabilmek için yağmaya girişen insanların bir büyük depremde neler yapabileceğini tahmin bile etmek istemiyorum.

Depremle ilgili hazırlıkların konuşulup, ciddi kararların alınacağı ve uygulamaların denetleneceği bir devlet mekanizmasının bugüne kadar oluşturulamaması vahim bir hatadır.

Hiç vakit kaybetmeden, ciddiyetle böyle bir mekanizma oluşturulmalı. Neler yapılacağının belirlenmesi için Başbakanlık veya Cumhurbaşkanlığı’nın inisiyatifinde acil bir zirve düzenlenmeli. Bu mekanizma yerel yönetimleri, sivil savunma ekiplerini, gönüllüleri ve medyayı koordine edebilmeli, Türk Silahlı Kuvvetleri ile işbirliği yapabilmeli.

Büyük bir deprem sonrasında İstanbul’da Birleşmiş Milletler idaresinde geçici bir yönetim istemiyorsak bir dakika bile beklemeden en kötü durum senaryosuna kadar hazırlık yapmalıyız. Tehlike tahmin ettiğimizden de büyük!