Derdiniz büyük

Pazar, 21 Şubat 2010 - 05:00

Altı bloklu 60 daireli bir sitede oturuyorum. Bir blok içindeki bazı daireler ‘Yasa bize hak tanıyor’ diyerek bloğun ortak yerine kalorifer kazanı koydu ve bununla ısınmaya başladı. Ancak buna karşı olanlar dava açtı, davayı kazandı ve davayı kaybedenler kararı temyiz etti. Kazanı kaldırılanlar da dava açanlara karşı dava açtı ve kapatılmış balkonlarının açılmasını dava etti. Onlar da davayı kazandı, şimdi bu dosyalar da temyizde. Ancak balkon kapatanlar kat malikleri kurulunda bu konuda karar aldıklarını iddia ediyor. Bir de balkon kapatanların sayısı çok olduğu halde sadece bir kısmı için kaldırma kararı verildi. Şimdi bunlar adil mi? Sorun nasıl hallolur? A.U.

Soru uzun, özeti bile işte bu kadar, peki yanıtı? O da uzun çünkü çok yaygın bir problem ve kanunda yanlış anlaşılan hususlar var. Önce kazan meselesi. Artık herkes bilmeli ki, bir bina tasdikli projeye göre inşa edilir (veya edilmelidir) kullanırken de tasdikli projede görüldüğü şekliyle kullanılmalıdır.
Sizin problemli binada kalorifer yoksa, daire sahipleri buna katlanmak ve mevcut hali ile kullanmak zorundadır. (Kalorifersiz bir bina kaloriferli hale getirilemez mi? Getirilebilir, bunun da hukuki yolu vardır ama bunu başka zaman açıklarım zira cevap oldukça uzar.) Öyle kendi başlarına ortak alana kazan koyarak kalorifer emrivaki ile kurulmaz.
Nitekim mahkeme kaldırılmasına karar vermiş, şimdi dosya Yargıtay’da. Onun gelişini bekleyeceksiniz. Peki balkon kapatanlar ne yapacak? Onlar da kazan yapanların durumunda. Projede balkon açık ise açık kalacak. Çünkü projeye uymak zorundasınız. Nitekim mahkeme de kaldırılması yönünde karar vermiş.
Bunun da dosyasının Yargıtay’dan gelmesini bekleyeceksiniz. Şimdi bizim yasalarda değişiklikler yapılıyor. Yeni değişiklikler başarılı değil. İşte bu hususta da bir değişiklik yapıldı ve sayı ve arsa payı çoğunluğu ile alınan kararlarla bazı değişikliklerin yapılabileceği hükmü getirildi. Ancak bu ibare sayı ve arsa yapı çoğunluğu ile proje dışı işler yapılabileceği şeklinde algılanıyor ve millet binalarını tadil edip bunun bir hak olduğunu ileri sürüyor ve de herkes mahkemelerde soluğu alıyor.
İşin daha kötüsü bu maddeyi vatandaş gibi yorumlayan hakimler de var. Ancak sadece karar alınarak balkon kapatılamaz, binada değişiklik yapılamaz. Projeye aykırı iş yapılacak ise bu ancak tadilat projesi tasdik ettirilerek yapılabilir. Bunun başka bir yolu da yoktur. Bakın bir maddedeki tereddüt bile önemli hukuki problem çıkartmaktadır. Bir de günümüzdeki hukuka aykırı icraatlardan kaynaklanan sıkıntıyı düşünün. İşte hukuk bu kadar önemli. Sistem sağlıklı yürürken hukukun önemini anlamazsınız.
Hukuk ortadan kalktığında görürsünüz ki meğerse çok ama çok önemliymiş. Şimdi de bir kısım balkonlara niye dokunulmadı onu söyleyeyim. Çünkü mahkemeler davada taraf gösterilenler hakkında karar verir, gösterilmeyenler hakkında karar vermez. Bir gün diğerleri hakkında da dava açılırsa onların balkonlarındaki ilavelerin de kaldırılmasına karar verilir.

Acaba ne sözleşmesi yapıldı?
Bir halı yıkama fabrikasına kar ortağı oldum. Bir sözleşme imzaladık. Ben de orada çalışacaktım. Bunun için bir miktar para verdim, çalışmaya başladım ama bana vermesi gereken kardan pay vermedi. Sonunda oradan ayrıldım ama sermaye olarak verdiğim parayı da alamadım. Galiba hala orada çalışıyor görünüyorum ve SSK’lıyım. Bu parayı nasıl alırım? A.T
.

Söze başlarken ortaklıktan bahsediyorsunuz. Bir işte ortaksanız SSK’lı değil Bağ-Kur’lu olursunuz. Yani patron olursunuz. İşçi statüsünde iseniz verdiğiniz paranın niteliği başkadır. Yani önce sizin hukuki durumunuzun açıklık kazanması gerekir ki hukuki çözümü doğru bulalım. Bunun sağlıklı yanıtı vermek için imzaladığınız sözleşmenin incelenmesi gerekir. Sözleşme incelenmekle hukuki vasfı belirlenir ve ona göre çözüm önerilir. Dolayısı ile tavsiyem sözleşmeyi bir hukukçuya yorumlatmanızdır.