'Derin Amerika'ya rağmen seçildi

Perşembe, 08 Kasım 2012 - 05:00

Barack Obama siyahi bir politikacı olarak ilk kez Amerikan başkanı seçildiğinde bazıları “Derin Amerika bir daha buna izin vermez” gibi yorumlar yapmıştı. Bir ismi de “Hussein” olan Obama’nın yeniden seçilmesi, Amerikan yaşam modelinin aslında her kökenden insana nasıl açıkça şans verebildiğini ortaya koydu.

“Fırsatlar ülkesi” kavramı da tam karşılığını bulmuş oldu. Bu ülke herkese şunu gösteriyor: Çok çalışıp dürüstçe mücadele ederseniz açamayacağınız kapı, geçemeyeceğiniz engel yok.

[[HAFTAYA]]

Olgunluk sınavını geçtiler

Irk ayrımının kaldırılmasının üzerinden çok zaman geçmedi. Daha düne kadar Amerika’da pek çok eyalette siyahlar ve beyazlar otobüste farklı yerlerde oturuyordu. Obama’nın bir dönem daha başkanlık yapacak olması Amerikan demokrasisinin olgunluk sınavını geçtiğinin çok önemli bir göstergesidir.

Avrupa’dan farklı olarak Amerika, ülkeyi oluşturan farklı etnik gruptan insanlara fırsat eşitliğini sağlayarak süper güç konumunu sürdürebiliyor. Obama, her ne kadar Demokrat Parti’nin sahil şeridindeki eyaletlerden oy alma geleneğini değiştirememiş olsa da elde ettiği zafer tarihi nitelikte. Üstelik bunu çeşitli lobilerin engelleme çabalarına rağmen başardı.

* * *
Obama’nın kazanmasının çok nedeni var. Ekonomi ve dış politika yönetiminden sosyal medyayı etkin kullanmasına kadar onlarca sebep sıralanabilir fakat asıl faktörlerden biri kamu sağlığı alanındaki adımları oldu. Amerika ve Türkiye, sağlık politikalarının seçim sonuçlarına nasıl etki yaptığının en somut görüldüğü iki ülkedir.

AK Parti’nin seçim başarılarında Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ’ın halk sağlığı konusundaki çalışmalarının önemli rolü olmuştu. Akdağ, bunu başarabilmek için güçlü lobileri karşısına alma cesaretini göstermişti. Aynı şeyi çok daha büyük ölçekte Obama da başardı. “Büyük ölçek” diyorum çünkü bütün zenginliğine rağmen Amerikan sağlık sistemi yerlerde sürünüyordu. Obama dev bir reforma girişip yoksulların ve dar gelirlilerin tedavi imkânlarından yararlanmasına kapı araladı.

* * *

Türk- Amerikan ilişkilerinin her konuda eksiksiz ve mükemmel olduğu söylenemez; ancak Cumhuriyetçi Başkan George Bush dönemine oranla çok daha iyi bir anlayış söz konusu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, resmen telaffuz etmese de Obama’ya desteğini hissettirmişti. Obama ve Erdoğan arasında güçlü bir diyalog olduğunu herkes biliyor. Obama’nın Ortadoğu ve İslam coğrafyasını daha iyi tanıyor olması ve Türkiye ile ilişkilere önem vermesi, yeni işbirliği fırsatları yaratıyor.

Obama’nın Türkiye hedefi

Şimdi önümüzde yeniden açılmayı bekleyen PKK terörüne karşı işbirliği, İran, Irak ve Suriye gibi dosyalar var. Amerika bütün bu coğrafyalarda Ankara ile açık bir dayanışma içinde olmak istiyor. Obama için asıl ciddi hedef, Türkiye’nin Batı ittifakıyla zayıflayan bağlarını yeniden güçlendirmek olacaktır. Erdoğan’ın “TL Zone kurabiliriz” ya da “Şangay ittifakına katılabiliriz” gibi sözleri bir anlamda Batı’yla ilişkilerde yaşadığı hayal kırıklığından kaynaklanıyor.

Nitekim Ankara, Rusya, Çin ve İran gibi ülkelerle daha yakın olmanın yollarını arıyor. Erdoğan, Almanya’da yaptığı konuşmada Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği için 2023 hedefini son tarih olarak açıkladı. Bu mesajın Avrupa’dan önce Amerika’da alınacağını ve önümüzdeki aylarda bu yolda somut destek geleceğini göreceğiz.