Derya Alabora: Patronunu dövemeyen karısını dövüyor

Dram filmlerinde izlemeye alışkın olduğumuz Derya Alabora, ters köşe yaptı ve ‘Deliha’ da herkesi güldürdü. Deniz Çakır ile sahneye koydukları ‘Beyaz’ da seyirciyle buluştu. Diyor ki, “Türkiye’de belli bir yaştan sonra kadın olarak yok sayılıyorsun. Sadece anne olarak varsın.”

10 Şubat 2018, Cumartesi 05:00
A A
Oya Çınar
oya.cinar@posta.com.tr


Yaşınız 58. Hayatın nasıl bir dönemi?

Acısıyla tatlısıyla iyi bir hayat yaşadım. Pişmanlığım yok. Her şeyi iyi ki yapmışım diyorum. Hep istediğimiz gibi, kafamıza göre ilerledik. İyi filmler yaptık, güzel kitaplar okuduk, çok güzel eğlendik.

O tatmini bugün alabiliyor musunuz?

Maalesef o mümkün olamıyor. Sırf o ‘bir şey yaratma arzusu’ için heykel yapmaya başladım mesela.

Sizi eskisi kadar sık sinemada görmüyoruz ama ‘Deliha’ ile döndünüz...

Maalesef artık tercih ettiğim türde filmler yapılmıyor. Hayat istediğimiz gibi akmıyor. O yüzden eskisi kadar sık sinema yapmıyorum. Ama Gupse’yi ve BKM ekibini çok seviyorum. Onların yaptığı işlerde yer almak hoşuma gidiyor. Gupse’nin absürde yakın bir kalemi var. Tatlı, esprili bir iş çıktı ortaya.



Yönetmen olarak nasıl buldunuz Gupse Özay’ı?

Bu kadar egosuz insan görmedim. O kadar saygılı ki siz eziliyorsunuz karşısında. Başarılı bir komedi yönetmeni.

Sizin içinde yer aldığınız filmler Türk sinemasının en iyileri arasında. Bu bir tesadüf mü?

Tesadüfün de etkisi var. Ama biraz da dönemle ilgili. O filmlerim 1990’ların sonu 2000’lerin başına denk geliyor. O zaman insanların para kazanmanın dışında gerçekten sanat yapmak gibi kaygıları vardı. Şimdi paranın tadına biraz fazla varıldı sanırım.

Oğlunuz Can da yönetmen. Onun filminde oynamak ister misiniz?

İsterim tabii. O da isterse. O kadar çok seviyorum ki onu. Hiçbir şekilde “Hayır” demeye kıyamam.

Ama hiç Uğur Yücel’in yönettiği bir filmde oynamadınız...

Sevmiyoruz öyle şeyleri. İkimiz de tercih etmedik.
 

UĞUR İLE NEDEN BİR ARADAYIZ BİLMİYORUM


Uğur Yücel ile 35 yıldır evlisiniz. Sizi bir arada tutan şey ne?

Valla evliliğimi hayatımda istikrar olsun gibi ince hesaplarla korumuyorum. O sorunun cevabını bilmemek belki de bizi bir arada tutuyor.

Hâlâ aşık mısınız?

Sevgi ve saygı çok önemli. Bu ikisi olmazsa hiçbir şeyi devam ettiremezsiniz hayatınızda. Günümüzde bakıyorum, her yerde yükselen bir şiddet var. Sevgiyi, o naif duyguları unuttuk resmen.



“Aşkı öldüren kaybetme korkusudur” demişsiniz. Bazıları da, “Kaybetme korkusu aşkı taze tutar” der...

Kesinlikle bitiriyor. İnsanlar zaman içinde bencilleşiyor, kıskançlaşıyor... Kıskançlık sıkıntılı bir duygu. Tamamen özgüven eksikliğinden kaynaklanıyor. Bir ilişkinin içindeyken, her an gidecek mi, biriyle mi beraber sorgulamaları hızla sona götürüyor. Kendimize güvendiğimiz zaman karşımızdakine de güveniyoruz. O sürekli sorgulayan insanlara dikkat edin, mutlaka kendilerine karşı güvenleri eksiktir.

Terk edilince hayat bitti diye düşünenler var bir de...

Hiç anlamıyorum. İnsanlar giderse gider. Hiçbir şeyin sonu değil. Ne yapabiliriz ki? Onun temelinde de kendi içimizdeki eksiklik duygusu yatıyor.

Yaşlanma korkusu hissediyor musunuz?

Gerçekten ‘son’ diye bir yer varsa o sona doğru yaklaşıyorsunuz. Başta bir telaş oluyor, sonra sakinleşip kabulleniyorsun...

Oyunculuğa etkisi nasıl oluyor?

Türkiye bizim yaşımızdaki oyuncular için uygun değil. Avrupa ve Amerika sinemasına bakıyorsun, 80 yaşında başrol oyunuyor. Bizde belli bir yaşa gelmiş kadını yok sayıyorlar, sadece anne olarak görüyorlar. Ama bu annenin de bir hayatı, bir karakteri var. Kimse yeni bir şey deneme cesareti göstermiyor.

Temelinde ne var sizce?

Kadının değeri yok toplumumuzda. Sadece varlığı bile başlı başına sorun gibi görülüyor. Tahammül edemiyorlar kadının önce çıkmasına. Okumuş, meslek sahibi insanlar bile şiddet uyguluyor. Çocuk zaten dayakla büyütülüyor. Büyüyünce o hıncı patronundan çıkaramıyor, onu dövemeyince, evde ya kadını ya çocuğu dövüyor. Korkunç şeyler okuyoruz, görüyoruz. Yine de her şey iyi olacak diye umudumuzu yitirmemeye çalışıyoruz...

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;