Devlete 'cinsiyetçi bütçe' geliyor

Kadın-erkek eşitsizliğinin önüne geçilmesi amacıyla kadınlar lehine 'cinsiyetçi bütçe' oluşturulacak

Salı, 13 Ekim 2009 - 16:00

Devlete 'cinsiyetçi bütçe' geliyor

Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, cinsiyetçi bütçe planlamasına 2010 yılından itibaren başlayacaklarını söyledi. Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinde başlayan ve 16 Ekime kadar sürecek "Uluslararası Multidisipliner Kadın Kongresi"nin "Parlamenterler" oturumunda konuşan Bakan Kavaf, kadınların siyasete katılımının siyasi istikrarın ayrılmaz bir parçası olduğunu, siyaseti toplumun her kesimine açmak gerektiğini anlattı. 

Kadınların siyasete atılma süreciyle ilgili katılımcılara bilgi veren Bakan Kavaf, bu yönde hükümetin yaptığı çalışmaların küçümsenmeyeceğini, hedeflerinin ve çıtalarının yüksek olduğunu anlattı. 

"KADINLAR LEHİNE BÜTÇENİN DESTEKLENMESİ
Bakan Kavaf, şunları söyledi: "Maliye Bakanlığımızdan başlamak üzere cinsiyetçi bütçe planlamasına 2010’dan itibaren başlıyoruz. Kadının Statüsü ve Sorunları Genel Müdürlüğümüz bu çalışmayı yürütüyor. Bunun toplantısını geçtiğimiz günlerde gerçekleştirdik. Bu olumlu gelişme. Bunu ilk etapta 2 ya da 3 bakanlığımızda hayata geçirip sonrasında da diğer kamu kurumlarına yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Cinsiyetçi bütçeden kastımız kadın erkek fırsat eşitsizliğini ortadan kaldıracak şekilde bu eşitsizliğin söz konusu olduğu alanlarda, bu eşitsizliğin kadınlar lehine düzeltilmesi adına bütçenin desteklenmesi." 

Cumhuriyet tarihinde kadınların vali olabilmek için 68 yıl, başbakan olmak için 70 yıl, kaymakam olabilmek için 72 yıl beklediğini anımsatan Bakan Kavaf, kadınların 1935 yılında yapılan seçimde ilk kez oy kullandığını ve seçildiğini söyledi. Şu anda 550 milletvekilinden 50’sinin kadın olduğunu dile getiren Bakan Kavaf, Türkiye’de seçme ve seçilme hakkının kadınlara batıdan çok önce verilmesine karşın siyasete katılımın geri kaldığını, toplumların sosyal gelişmişliklerinin en önemli göstergelerinden birinin, kadınların sosyalleşmesi ve siyasete katılma süreci olduğunu vurguladı. Bakan Kavaf, kadınların siyasete katılımının birey olmayla doğrudan ilgisi bulunduğunu, birey olma bilincinin sadece kadının tek başına geliştirebileceği bir şey olmadığını ifade etti. 

"TEMEL İNSAN HAKKI"
Kadının siyasette var olma ya da olamama meselesine temel insan hakkı sorunu olarak baktıklarını, kadının sosyalleşemediği yerde siyasallaşmasından bahsetmenin doğru olmadığını vurgulayan Bakan Kavaf, şöyle konuştu: 

"Evinizden çıkın gidin çocuğunuzun okuluna, karar alma süreçlerine katılın, burada lobicilik yapmayı, oy kullanmayı öğrenin, dedik. Bütün bunlar siyaset öncesi sosyalleşme sürecinin önemli basamaklarıdır, dedik. Çoğu defa küçümseyerek baktığımız ev hanımlarımızın kendi aralarında gerçekleştirdikleri toplanma günleri, altın günlerinin aslında kadınlarımızı hiç de küçümsenmeyecek şekilde sosyalleştiren önemli süreçler olduğunu düşünüyorum. Çünkü kadınların sosyalleşmesindeki ilk adımları bunlar. Kocası, çocukları olmadan arkadaşlarıyla kendi olarak yer aldığı bir süreç. Kadının haklarını siyasette sadece kadınlar mı temsil eder? Bu soru bizce mutlaka cevabı bulunması ve verilmesi gereken sorudur.

Bunca yıldır gerek parlamentoda gerek yasa çıkarırken ya da hizmet götürürken nüfusun yüzde 49’u olan kadınları ne kadar düşündüler, ne kadar gözettiler? Seçim zamanı oya ihtiyaçları olduğu zaman kadınları hatırladılar ama seçim süreçleri sona erdikten sonra kadınları unuttular. Parlamentoda yerel yönetimlerde kadın temsilcinin artması kadın sorunları için tek başına yeterli mi? İşte biz siyaset yaparken bu sorulara sağlıklı cevaplar almaya, toplum değerlerine uygun çözümler üretmeye çalışıyoruz. Siyasi partilerin de bir sivil toplum kuruluşu olduğunu unutmamak gerekir. Bu anlamda sivil toplum kuruluşlarıyla beraber siyasi partilerde siyasi bilincin oluşması, siyasete katılımın demokratik yaşamı sürdürmek için ne kadar elzem olduğu noktasında çalışmaların yürütülmesi adına son derece önemlidir. Siyasetten hoşlanmayan insanlar bunu sivil toplum kuruluşları aracılığıyla yapabilirler." 

"GELİNEN NOKTAYI KÜÇÜMSEMİYORUZ"

Yasalar çıkardıklarını, komisyonlar kurduklarını dile getiren Bakan Kavaf, geldikleri noktayı küçümsemediklerini ancak hedefleri yüksek olduğu için gelinen noktanın kendilerini memnun etmediğini ifade etti. Daha fazlasını yapmak için uğraştıklarını belirten Bakan Kavaf, şöyle devam etti: "Ancak takdir edersiniz ki yasa çıkarmak, komisyon kurmak önemli, onlar altyapıdır ama yeterli değil. Sonuçta yasaların hayata geçmesi gerekir. Yasaların hayata geçmesi zihinsel değişim ve dönüşümle mümkün olacaktır. Bu da nesillerle gerçekleşen bir şey. İnsanları zihinsel olarak değiştiremezsiniz. Bunun için küçük yaştan itibaren eğitim süreçlerinde bugünün çocuğu, yarının yetişkini olacak insanın doğru şekillendirilmesi gerekir. Bunu yapacak olan ebeveynlerdir. Sonra eğitim kurumlarındaki öğretmenlerdir ve toplumsal cinsiyet eşitliği noktasında bunların doğru yönlendirilmesi gerekir. Yani yasaların hayata geçmesi, zihinsel dönüşüm, toplumun toplam kalitesiyle alakalıdır. Eğitimin standardını yükseltecek yatırımların daha da hızlandırılması gerekir." 

SİYASETE KATILIMI ETKİLEYEN FAKTÖRLER
Kadınların siyasete katılımını engelleyen faktörlerden de bahseden Kavaf, kadının toplumdaki cinsiyet rolü, bir takım fırsatlardan kadının eşit olarak faydalanamaması ve siyasi partilerin teşkilatlanma biçimlerinin bunda etkili olduğunun altını çizdi. Siyasetin kadınlar için zor olduğunu, kadınların bir yandan sosyal sorumluluklarını yerine getirirken diğer yandan çalışıp daha sonra da siyasete girdiğinde zaman kaybettiğini, yarışa çok geriden başladığını dile getiren Bakan Kavaf, konuşmasını şöyle sürdürdü: 

"Bunları aşabilmesi için kadının mutlaka desteklenmesi, hem devlet tarafından hem yakın çevresi, ailesi tarafından desteklenmesi, bu anlamda sorumluluğunun azaltılması lazım. Siyasi partilerin kadın katılımını artıracak şekilde yapılanmalarını yeniden gözden geçirirken o zihinlerde var olan ön yargının da aşılması gerekir. Siyasi partilerde teşkilatlarda bir kadının bir yere aday olması ya da seçilmesi söz konusu olduğunda, sayısız kriterler gündeme getiriliyor. Üniversite mezunu olacak, olabiliyorsa akademik kariyeri olacak, bir kaç dil bilecek, sıralanıyor. Seçilmek demek kadın için bir takım yüksek standartlar demek ama erkekler için böyle bir şey söz konusu değil. Onlar için sadece seçilmek demek. Hem bu zihinsel anlamda düzeltilmesi gereken bir şey hem de siyasi partilerin yapılanması sürecinde düzeltilmesi gereken bir şey. Mecliste üniversite mezunu olmayan kadın yok ama erkek var. Onlar için böyle bir kriter ve şablon konmuyor, bunun da düzeltilmesi gerekir. Kadınların siyasete girmesinin barış sürecine katkı vereceğine inanıyorum. Kapital, para, parasal güç erkeğin elinde, kadınlar ise siyasette sosyal sermayenin iştirakçileri. Sosyal sermayelerini kullanarak toplumu yeniden restore edeceklerine inanıyorum." 

AA