Dilan Tatlıses: 27 yaşından sonra baba otoritesi fazla geliyor

İki yıl önce İbrahim Tatlıses’in kızı olduğu iddiası ile gündeme geldi. Ardından İbrahim Tatlıses, “Aslını inkar eden bizden sayılmaz. Evet, Dilan’ın babasıyım” diyerek kızını kabul ettiğini söyledi. Amerika’da müzik eğitimi alan Dilan, yeni single’ı ‘Maalesef’ ile karşımızda.

09 Haziran 2018, Cumartesi 05:00
A A

Oya Çınar

oya.cinar@posta.com.tr


Sizi ‘İbrahim Tatlıses’in sonradan kabul ettiği kızı’ olarak tanıdık. Artık gerçek Dilan’ı tanımak istiyoruz...

Her türlü manyaklığa sahibim. Takıntılıyım. Biri olumsuz bir şey söylese üç gün uykularım kaçar. Ama aynı zamanda rahat biriyim. Politik olamam. Ne düşünüyorsam bodoslama söylerim. İçimden gelmiyorsa kralı gelse yapmacık ve zorunlu saygı göstermem. Hiç önyargılı değilim. Kimseyi başkasının sözüyle değerlendirmem. Kendi kurduğum ilişkiye bakarım. Buna rağmen arkamdan iş çeviriyorsa o da onun vicdanı. Bana davranışları sahte gelmiyorsa, beni kandırmış demektir. Hahaha! Yapacak bir şey yok. Yine onu sevmeye devam ederim.

Nasıl bir çocuktunuz?

Aklım fikrim müzikteydi. Üstelik annem ve birlikte büyüdüğüm babam müzik ile alakasızdı. Annem tekstilci, babam futbolcuydu. Ama müzik küçük yaştan itibaren hep içimdeydi. İbrahim babamdan geçen genetik bir durumdu galiba. Keman ve flüt dersleri alıyordum. Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde Hafif Batı Müziği eğitiminden sonra Amerika’da müzik eğitimi aldım.

Babanız İbrahim Tatlıses’ten ayrı büyüdünüz. Sizi 2016’da, 25 yaşına geldiğinizde kabul etti. Şimdi ilişkiniz nasıl?

Arkadaş gibiyiz. Kimseyle konuşmadığı şeyleri benimle konuşur. Ara sıra dedikodu yaparız. Ama bazen de karşınızdakinin baba olduğunu hatırlayıp ona göre davranmanız gerekiyor. Çekindiğim konular var.

Kaybettiğiniz yıllara üzülüyor musunuz?

Yoo! İbrahim babamla büyüseydim daha çekingen olurdum. Çünkü İbrahim Tatlıses baskın bir karakter. Çok otoriter. 27 yaşından sonra baba otoritesi de bana biraz fazla geliyor. Onunla büyüseydim bambaşka bir karakterim olurdu. Bugünkü ben olamazdım. Her işte bir hayır var. Bunca sene sonra görüşmemiz daha doğru oldu pek çok açıdan.

Hangi açılardan mesela?

Bu kadar özgür yetişemeyecektim. Birlikte büyüdüğüm babamla İbrahim babam çok farklı. Diğer kızları ona karşı çekingen ve mesafeliler. Geri plandalar. Benim mesleğimde geri planda olmak olmaz. Aksine cüretkar olman gerekiyor. Onunla büyüseydim üzerimde bir imparator himayesi olacaktı ve bugün belki de mesleğimi yapamıyor olacaktım. Bu düşünce bile beni korkutuyor.

Zaten İbrahim Tatlıses’in, hayatındaki tüm kadınlara fazla otoriter olduğu söylenir...

Kimseyi bu şekilde kabul etmek zorunda değilsin ama bir yanıyla bakınca da yapacak bir şey yok. Çünkü bu, o insanın kendi doğruları. Babamın doğduğu yer ve aldığı kültürde maalesef namus ve edep gibi konular çok daha keskin. Bu konularda daha dikkatli ve otoriter olmak zorunda hissediyor sanırım. Doğru veya yanlış. O böyle görmüş ve bunu uyguluyor. Ama bu, kendi doğrularımızı başkasına dayatabileceğimiz anlamına gelmiyor. Biri de çıkıp, “Namus ve edepten söz ederken bu kadar çok kadınla birlikte olması doğru mu?” diyebilir. Ama bu da yine aldığı kültürle, ataerkil toplumun özelliklerini üzerinde taşımakla ilgili. Biri tavuğu elle yer, öteki çatalla... İnsanlar bunu eleştirebilir ama yargılama hakları yok.

Siz eleştiriyor musunuz?

Tabii ki! Bazen, “Bir dakika, kendinize gelin” diyorum. Ama tavrı sert olmuyor, hatta gülüyor. Öyle olunca ben de, “Bunlar bana uymuyor” diyerek hayatımdan çıkarma noktasına gelmiyorum. Neticede o bir baba ve onu bu şekilde kabul ediyoruz. O da beni olduğum gibi kabul ediyor.

Önemli bir karar alacağınız zaman mutlaka onun onayını almak zorunda hissediyor musunuz?

Bazı durumlarda evet, bazı durumlarda hayır. Mesela ben çoktan bu doğru diye karar verdiğim konularda eleştiriye kapalıyım. Onu eleştirdiği zaman, "Ama geçmiş olsun baba, ben artık bunu yapmış bulunmaktayım" deyip kaçarım oradan, hahaha!

Siz çok aşıksınız ama babanızdan o kişiye onay çıkmıyor mesela?

İbrahim Beyin şöyle kötü bir tutumu var. Bazen çok ön yargılı olabiliyor. Tanımadan sinirle refleks tepkiler verebiliyor. Öyle durumlarda mutlaka onu tanımasını sağlarım. Zaten çok duygusal olduğu için kolay kolay kimseyi kasten üzecek biri değil hiç. Kolay kolay hayır da diyemez mesela. Başta çok tepki verse de tanıyınca tamamen değişebiliyor yaklaşımı.

Kardeşleriniz İdo ve Elif Ada'yla çok yakınsınız...

Evet ikisini de çok seviyorum. İdo zaten başından beri en büyük destekçim. Her zaman her konuda yanımda. Köydekileri görmedim. Onlarla tanışma fırsatım olmadı. Ama onların da dünya tatlısı insanlar olduğunu duyuyorum tanıyan herkesten.

İbrahim Tatlıses ve Perihan Savaş'ın kızı Melek Zübeyde ile hiç fotoğrafınızı görmedik...

Evet hiç tanışmadım. Açıkçası karşı taraftan öyle bir adım gelmedi. Öyle durumlarda da benim kendi kendime adım atmak gibi bir tarzım yok. O nedenle hiç görüşmedik.

AŞK HAYATIM YOLUNDAYSA HER ŞEY YOLUNDA GİDER

AŞK HAYATIM YOLUNDAYSA HER ŞEY YOLUNDA GİDER

Üç yıldır Levent Dörter ile berabersiniz. Nasıl gidiyor ilişkiniz?

Ben aşkla var olan bir insanım. Duygusalım. Hayatımdaki kişiyi sadece sevgilim değil, ailem yapıyorum. Öyle olunca da her şeyimle ona endeksli yaşıyorum. Doğru değil belki ama elimde de değil. O yüzden aşk her zaman hayatımın merkezinde oluyor maalesef.

Nasıl anlatırsınız aşkı?

Eğer kullanmayı beceremezsen acıya dönüşebilen bir duygu bence. İnsanın canını çok yakıyor. Biraz zekanı kullanman gerekiyor ama aşk da doğası gereği zekanın da yetmediği bir duygu hali.

Evlenmeyi planlıyor musunuz?

Hayır şu an düşünmüyoruz. Hele şimdi single çıkınca iyice işim gücüm demeye başladım. İşime çok konsantre olduğum zamanlarda, "Bir dakika, aşka biraz mola" da diyebiliyorum. Ama diğer yandan eğer aşk hayatımda her şey yolundaysa diğer her şey de yolunda gidiyor. Ama aşk hayatımda mutsuzsam herşeyle kavgalıyım gibi bir durum oluyor. İşim de ters gidiyor. Ailemle bile keyifli vakit geçiremiyorum o zaman. Hiçbir şeye konsantre olamıyorum. Benim kurallarımın geçmediği noktada her şey zorlaşıyor. O yüzden birlikte olduğum insan da mutlaka benim kurallarıma saygı duyan bir insan olması gerekiyor.

İkili ilişkide kuralları siz mi koyuyorsunuz?

Biraz öyle oluyor. Ama o yüzden de hep çatışıyorum karşımdaki insanla. Biraz zor ve karmaşık bir insanım galiba, (gülüyor).

ELİT SEMTLERDE RAHATIM BAĞNAZ YERLERDE ŞİDDET VAR

ELİT SEMTLERDE RAHATIM BAĞNAZ YERLERDE ŞİDDET VAR

Gündemle ilgileniyor musunuz?

Haberleri izleyemiyorum. Tüm dünyayı saran bu itiş kakış haline çok üzülüyorum. Hepimizin üzerinde fazlasıyla bir hayat yorgunluğu varken bir de bunların üstüne politik meselelerin eklenmesi çok yıpratıcı.

Genç bir kadın olmanın zorluklarını ne derece hissediyorsunuz?

Bu Türkiye’de semtten semte değişiyor. Burjuvanın yaşadığı semtlere gidince kadın olmanın zorluğunu yaşamıyorsunuz. Ama bir de okumamış, görmemiş, bağnaz bir kesim var. Onların yaşadığı yerlerde ister istemez rahatsızsın. Oralarda şiddet ve taciz gibi durumlarla her an karşılaşabiliyorsun. Ama burjuva kesimin, elit kesimin yaşadığı semtlerde kesinlikle bu tip durumlarla karşılaşmıyoruz. Biraz insanın kendini yetiştirmesiyle alakalı galiba. Bu ülkede bir kesim kendini çok iyi yetiştirmiş, bir kesim hiç yetiştirememiş. Onlar kendini toplumdan uzaklaştırıp başka bir merkeze yerleştirmiş. Ve orada kendilerini yetiştirmemeye devam ediyorlar. ‘Tamamen elit’ dediğimiz kesimde kadına saygı sonsuz.

GİDERLİ ATARLI ŞARKILAR BANA GÖRE DEĞİL

GİDERLİ ATARLI ŞARKILAR BANA GÖRE DEĞİL

Yeni single’ınız ‘Maalesef’ çıktı. Daha önce Mansur Ark’tan dinlemiştik, neden bu şarkıyla çıktınız?

Amacımız yepyeni bir şarkıyla çıkmaktı. Ama ‘Maalesef’i ne zaman sahnede okusam ruhuna çok güzel giriyordum. İki üç single’dan sonra albüm yapacağım. O zaman kendi yazdığım şarkılar da olacak içinde. İnsanlara kendimi anlattıktan sonra yabancı şarkı ya da tekno deneyebilirim. ‘Yüzde 100 hit’ denen şarkılar hiç benim müzik dilime uygun değil. Çünkü onlarda hep bir atar gider durumu var. Ben daha Edis kafasında, Ayşe Hatun Önal kafasındayım.