Dilin kemiği

Perşembe, 27 Temmuz 2017 - 05:00

Yargıyı lütfen rahat bırakır mısınız?

Kimi oturduğu yerden, onu bunu terörist ilan ediyor, kimi adalet yok diye bağırıyor, kimi savcı ve hakimlere ağız dolusu hakaret yağdırıyor.

Ne masumiyet karinesi kalmıştır ne de tutukluluk ölçüsü.

Bütün kurumlar birbiriyle yüz göz halindedir.



Bu durumda yargı ne yapsın? Kaç türlü mahalle baskısı altındadır. Her mahalle güç gösterisindedir.

Siz hiç ömrünüzde savcı veya hakim oldunuz mu? Bir kerecik olun da görelim bakalım, bu saygısızlığa kaç gün dayanabileceksiniz.

Adaleti çiğneyerek adalet aranmaz.

Savcı ve hakimlerin de adalete ihtiyacı vardır.

Kısa notlar



Öğrenciler değil, bu defa üniversiteler yarıştı. Hangisi şampiyon bilmem ama anne babaların nakavat olduğu muhakkak.



● Fransız Macron’a benzer bir aday aranıyor. Durun bakalım, liyakat ve kapasitesini görelim önce. Yunan Çipras’a da bayılmıştık. Fos çıktı.

Ne yapalım?

- Komşunun tavuğu, komşuya kaz görünür.



● Darbe girişimini ulusalcı laik kesim yapmış, öyle mi?

Yoo, bu kadarına tevazu denir.

Lakin başarılı olsaydı “ben yaptım” olacaktı.

Yazı-tura bu. Yazı gelirse kontrollü darbe, tura gelirse ulusalcı laik kesim.

Para, dik duracak değil ya...





Tıpkı bunun gibi...

Prof. Ahmet Ercan “2033 yılına kadar İstanbul’da deprem olmaz” dedi.

Sahiden olmazsa yaşadık.

Olursa da “niye bizi kandırdın hocam” diye yakasına yapışacak tek canlı kalmaz zaten.

Yani, her iki halde de Ahmet Ercan balkonda.