Dingo'nun ahırı neresi?

Pazar, 06 Eylül 2009 - 10:16

Fox TV’de birkaç kez denk geldiğim Kandıramazsın Beni isimli yarışmanın son bölümü bir hayli neşeliydi. Gece yarısını geçmesine rağmen sorulan her soruya birbirinden ilginç yanıtlar veren ünlülerin haline bayıldım... Haftanın konuğu Melek Baykal olunca da sonuna kadar izledim Kandıramazsın Beni’yi. Müjdat Gezen’den Yıldo’ya kadar birçok ünlünün küçük kabinlerde oturtulduğıu yarışmanın genel görüntüsünün komik olduğunu ilk not olarak düşelim. Ama en can alıcı bölümleri sorular oluşturuyor. Mesela “Dingo’nun ahırı adı nereden gelir?” sorusuna Yıldo’nun abartarak verdiği yanıtı yok artık diye dinledim. Hemen aktarayım, zamanında İstanbul’da atların çektiği tramvaylar Taksim Meydanı’nda bulunan bir ahırda dinlendirilirmiş. Ahırda çalışan seyis Dingo ismini taşıyan Rum kökenli bir vatandaşmış. Dingo yorulan atları alır, dinlenmiş olanları bağlarmış tramvaya... Bunu Nasreddin Hoca tadınca anlatınca Yıldo’ya “Amma da salladı” dedim ama yanılmışım. Hikaye tamıtamına doğruymuş. Yıldo’nun hakkını yedim ama yeni bir şey öğrendim. Ona ve böyle lüzumlu lüzumsuz bir dolu bilgiyi izleyiciye aktaran Kandıramazsın Beni ekibine teşekkürler!

Elveda Rumeli yeniden!

Elveda Rumeli (atv), yarın yeni bölümüyle ekranda olacak. Bu köşe yarın tatilde olduğu için erken bir hoşgeldin çekmek isterim kendilerine... Bu arada tanıtım fragmanlarında anlatıcı yine Ramiz baba. Yani 1907 yılındaki Balkan coğrafyasını yine onun ağzından dinleyeceğiz. Buna sevindim... Sevindim çünkü, bu yaz atv ile Ramiz baba (Erdal Özyağcılar) arasında ciddi bir anlaşmazlık yaşandı. Oyuncunun ücret artışı konusunda görüşmeler tıkandı ve Erdal Özyağcılar diziden ayrılma noktasına kadar geldi... Bereket versin ki önceki hafta sorun çözüldü ve Ramiz baba dizideki yerini aldı. Dedim ya, yine onun ağzından dinleyeceğiz olup biteni. Bir de dikkatinizi çekti mi bilmem, tanıtımda genç subay Mustafa Kemal bir harita çiziyor. Ve ekliyor; “Burası Misak-ı Milli olacak”. Yeni Türk Cumhuriyeti’nin adımlarının önce akıllarda atıldığının gerçek bir belgesi o. Öngörü de denebilir. Dilerim sınırda açılımlar yapanlara ilham olur da, ucuz kahramanlıktan vazgeçerler bir an önce!

Seslere dikkat!

Uygun Adım Aşk (Fox TV) en iyi mealiyle bir dönemin fenomen dizisi Emret Komutanım’ın gözden geçirilmiş yeni versiyonu. Bu arada dizinin eski hali de sabah saatlerinde iki kanalda birden gösterimde. Biz yeni olanından gidelim... Hikaye yine bir kışlada, ancak bu kez daha az sayıda karakter etrafında dönüyor. Bölüğün tamamı iki bölüm içinde tanınabiliyor yani. Hikayede kimin ne yaptığı çok belli. Yani hangisi güldürecek, hangisi aşk yaşayacak, hangisi kötü karakteri yüklenecek çok belli... İlk izlediğimde biraz zaman alsa da sevdirdi kendini bana Uygun Adım Aşk. Özellikle bölükteki Fındık isimli karakteri çok başarılı buldum. Gerçek bir Karadeniz gencini gözümüze sokuyor, oyuncu kardeşim... Ve fakat, bir eleştirmen olarak dört başı mamur diyemiyorum diziye. Mesela dış çekimlerdeki sahnelerde çok ciddi ses sorunu yaşanıyor. Setin yanından geçen otobandaki kamyonların sesi diyalogları bastırıyor. Doğal olarak ben de kendimi sessiz sinema izliyormuş gibi hissediyorum... O sahnelere bir filtreleme ya da miksaj yapılmalı. Olmazsa dublajla durum toparlanmalı. Hadi bakalım yönetmen kardeşim; marş marş...

Hangisi doğru?

Teketek’te (HaberTürk), önceki akşam Fatih Altaylı, diplomasi uzmanı Doç. Dr. İhsan Bal’ı ağırladı. Mevzu manşetlerden inmeyen demokratik açılımdı. USAK (Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu) üyesi bilim adamı demokratik açılım hakkında iyimser görüş beyan ettikten sonra 10 yıl sonrasının, yani 2019 yılının falını açtı... Bal’a göre Türkiye o tarihte Avrupa’dan Asya’ya uzanan bir coğrafya içinde en güçlü ve en belirleyici devlet olacaktı. Hocanın kehanetinde çıkış noktası olarak gösterdiği “Türk sinemasının şaha kalkışı” bana biraz tuhaf bir örnek gibi geldi ama olsun. Hoca çok ama çok iyimserdi gelecek için... Tam “içim ferahladı, evladımın geleceği aydınlandı“ diye düşünürken gözüm alttan geçen haber bandına takıldı. Terörle Mücadele Zirvesi, enflasyondaki artış yüzdesi, elektrik zammı, Ermenistan açılımının yan etkilerini anlatan bir dolu haber geçip gidiyordu ekrandan... Bir o banda baktım, bir de müjdeci gibi konuşan Doç. Dr. İhsan Bal’a. “Zıtların bu ironik mücadelesinde, kazanan kim olacak acaba?” diye, yanıtını 2019’da bulacak soruyu ortaya atıp, kanal değiştirdim!

Neşet Ertaş her yerde

İlginç bir program var 24 isimli haber kanalında. İsmi Kafadengi. Benim bilmediğim ama belli bir tribünü olduğu söylenen iki arkadaş sunuyor programı. Hatta sunuyor demeyelim, yaşıyorlar; Selahattin Yusuf ve Sırrı Süreyya Önder... Önceki akşam konukları Türkçe rock müziğin haşarı kızı Aylin Aslım’dı. Daha çok yerelden başlayarak dünya müziklerinin konuşulduğu sohbetten entelektüel bir haz almadım desem yalan olur... Hele ki sunuculardan birinin Aylin’e sorduğu “Neşet Ertaş’ı tanıyor musun?” göndermesi enfesti. Nil Karaibrahimgil’i düşündüm. Dil faturası ne ağır, arlısından arsızına kadar herkese bir şekilde ödüyorsun işte... Belki de son sözünde kısmen haklıydı bile; “Sayemde Neşet Ertaş’ı herkes tanıdı”. Kısmenin kalanını şöyle düzeltelim; evet, sayesinde çoğumuz Türk Halk Müziği’nin yaşayan en büyük ozanı Neşet Ertaş’ı hatırladı. Teşekkürler!