Dink cinayeti aydınlanmazsa hepimiz karanlıkta kalacağız

Salı, 19 Ocak 2010 - 08:05

Üç yıl önce bugün, 19 Ocak 2007’te gazeteci Hrant Dink İstanbul’un orta yerinde ensesinden vurularak öldürülmüştü. Önceleri cinayeti, İstanbul’da gideceği yeri birkaç kişiye sormadan bulamayacak durumda olan 17 yaşındaki Ogün Samast’ın milliyetçilik duygularıyla işlediğine inanmamızı beklediler. Sonra Trabzon’da Büyük Birlik Partisi üyesi olan ve 2004 yılında Mc Donalds’ı bombalayan Yasin Hayal’in yakalanmasıyla zincirin halkaları tek tek ortaya çıktı.

Soruşturma sırasında bu işin vebali iki jandarma istihbarat görevlisinin üzerinde kalacaktı ki, alay komutanı Albay Ali Öz’ün de aralarında bulunduğu sekiz kişinin her şeyden haberdar olduğu ortaya çıktı.

Polisteki ihmaller zinciri

Dink cinayeti azmettiricisi Erhan Tuncel’in (nam-ı değer ‘Büyük abi’), yakalanması cinayetin Trabzon, Ankara ve İstanbul polisinden oluşan ihmal halkalarının tamamlanmasını sağladı. Erhan Tuncel, Ramazan Akyürek’in Trabzon Emniyet Müdürü olduğu dönemde İstihbarat Şube’nin muhbiri (Yardımcı İstihbarat Elemanı) yapılmış (2004 yılı), Hrant Dink cinayetinin planlanmasında önemli rol oynamıştı. Erhan Tuncel’in anlatımlarına dayalı olarak Trabzon’da hazırlanan 17 Şubat 2006 tarihli “Yasin Hayal ne pahasına olursa olsun Hrant Dink’i öldürecek” ifadesini içeren rapor Ankara’ya, “Yasin Hayal, Hrant Dink’e yönelik ses getirici bir eylem hazırlığında” ifadelerini içeren rapor ise aynı tarihlerde İstanbul İstihbarat Şubesi’ne gönderilmişti. Cinayetten 11 ay önce gazeteci Hrant Dink’in öldürüleceği biliniyordu. Ortadaki raporların gereğini yapmayan İstihbarat Dairesi Başkanlığı yetkilileri ile Hrant Dink’in yaşadığı ve öldürüldüğü İstanbul Emniyet Müdürlüğü ihmal zincirinin halkaları arasındaki yerini aldı.

Şimdi soru şu; Trabzon’da jandarmalar görevi ihmal iddiasıyla yargılanıyorsa, cinayetin planlanmasında önemli rol oynamış polis muhbiri Erhan Tuncel, 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde katil Ogün Samast, Yasin Hayal ve diğer sanıklarla beraber mahkemeye çıkıyorsa, neden hiçbir polis hakim yüzü görmedi?

Hrant Dink’i uyaran MİT’çi

Bir soru daha; Aranızda MİT’çi Ö.Y’yi hatırlayan var mı? Hani, Hrant Dink’i 2004’te İstanbul Valiliği’ne çağırıp “dostane bir şekilde uyardığı” söylenen kişiyi. Ergenekon soruşturmasında bir şüpheliyi “Tutuklanacaksın, kaç” diye uyardığı için savcıların ifadesini aldıkları bu MİT’çiye, Hrant Dink ile yaptığı o görüşmeyi soran oldu mu acaba?

Yalnızca Dink Ailesi değil, adalet arayan her vicdanlı yurttaş ihmal halkalarını tek tek ortaya koyduğumuz bu zincirin bizi gerçeğe ulaştırması için çalışmalı. Yoksa bu ülkede kimse kişisel güvenliğinden söz edemez. Abdi İpekçi’yi öldüren silahın tetiğini kimin çektiğini biliyoruz. Peki o silahın arkasındaki karanlık güç kim biliyor muyuz? Tıpkı Uğur Mumcu tıpkı Hrant Dink cinayetinde olduğu gibi... Oysa Hrant Dink cinayetinin üzerindeki karanlığı kaldırmak, elektrik düğmesine basmak kadar kolay. Ya o düğmeye basıp aydınlanacağız ya da hep birlikte karanlıkta kalacağız.

***

Ağca, Ogün Samastlar'a ilham verecek mi?

Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi’yi 1 Şubat 1979’da öldüren Mehmet Ali Ağca’nın 30 yıllık hapishane serüveninin bittiği gün, Hrant Dink’in öldürülüşünün üçüncü yıldönümüne rastladı. Ben burada “maktulleri” değil “katilleri” karşılaştıracağım. Yani gazeteci katilleri; Ağca ile Ogün Samast’ı.

İşledikleri cinayetlerden sonra her ikisi de mealen, cinayetleri milliyetçilik duygularıyla işlediklerini söylemişlerdi. Hatta Ogün Samast’ın bu ifadesine dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah aracılık etmişti.

Ağca’nın yanlış hesaplama yüzünden hapishaneden erken çıktığı günlerde Mercedes otomobille kapıdan alınması, herkes gibi beni de korkutmuştu.

Demek ki; onun işlediği cinayeti onaylayan bir zihniyet hapishane çıkışı karşılayabilecek kadar güçlü olarak aramızdaydı. Şimdi ise ilk gecesini beş yıldızlı otelde geçirecek durumda. Ayrıca milyonlarca dolarlık kitap, dizi ve film teklifleri aldığından söz ediliyor. Umarım bunlar Ağca ve avukatlarıyla, ailesinin “piyasa yapmak” için etrafa yaydıkları söylentilerdir. Eğer Ağca ve etrafındakiler istediklerini elde edebilirse, yeni Ogün Samast’lar için iyi bir “rol model” olacaktır.

***

TEŞEKKÜR

- Evrensel İnsan Hakları Belgeleri ve Anayasa, yurttaşların bilgi alma hakkını güvence altına almıştır. Bu fiil de basın çalışanları aracılığıyla gerçekleşir. Ve bir gazeteci olarak kişisel tarihinizde unutulmayan anlar vardır. Bunlardan birisi de POSTA’nın genel yayın yönetmeni Rıfat Ababay’a uzun süre önce “Haftada bir-iki sizde yazı yazsam” dediğimde cümlemi bitirmeden “Anladım tamamdır” dediği andır.

- Diğeri ise Milliyet Genel Yayın Yönetmeni Tayfun Devecioğlu’na “POSTA’da yazmamın sakıncası var mı?” diye sorduğum zamandır. Bu ‘yolculuk’ ne kadar sürer bilmem ama, ne olursa olsun bu iki isim, verdikleri destekten dolayı “unutulmayacak insanlar” olarak kişisel tarihime kayıtlandılar. Her ikisine de teşekkür ediyorum. Milliyet’teki görevime devam ediyorum. Bundan böyle salı ve cumaları da köşe yazılarımla POSTA’dayım.