Dink'in korktuğu zaten devletti

Salı, 17 Ağustos 2010 - 05:00

Hükümetin Hrant Dink davası için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) gönderdiği savunma tam bir skandal. Dink öldürülmeden önce TCK’nın 301’inci maddesine dayanılarak ‘Türklüğü aşağılama’ iddiasıyla verilen mahkumiyet kararı karşısında hakkını aramak için AİHM’e başvurmuştu.
Ama korkunç cinayeti planlayanlar, başvurusunu yaptıktan birkaç gün sonra onu vurdu. Cinayetten sonra ailesi ‘Hrant Dink’in öldürülmesinde devlet kurumlarının ihmalleri’ ile ilgili AİHM’e üç yeni başvuruda bulundu. Toplam dört başvuru birleştirildi.
Türk hükümeti adına Dışişleri Bakanlığı 19 Kasım 2009 günü bir savunma gönderdi.

Savunma değil suçlama belgesi...

Sanki Hrant Dink, Adalet Bakanı’nın izniyle TCK’nın 301’inci maddesine göre yargılanıp mahkum olmadı. Bu yargılama ile Dink’i hedef haline getiren hükümet bu konudaki sorumluluğunu kabul edeceğine katledilmesinden Dink’i sorumlu tutuyor. Hükümete göre ‘Dink, yazılarıyla halkı tahrik etmiş...’ Ayrıca hayatının tehlikede olduğunu düşünüyorsa devletten koruma istemeliymiş.
İyi de Hrant Dink’in korktuğu zaten devletti.
Dink, 2004’te Sabiha Gökçen’in Ermeni kökenli olduğuna dair yazdığı haberin Hürriyet’te yayınlanmasından sonra Orgeneral Hilmi Özkök’ün başkanı olduğu Genelkurmay’ın sert tepkisiyle karşılaştı. Genelkurmay’ın açıklamasının ertesi günü İstanbul Valiliği’ne davet edildi.
Gittiğinde Vali Yardımcısı Erkan Güngör ile MİT Bölge Başkan Yardımcısı Özel Yılmaz ve bir istihbaratçıdan ‘uyarı’ aldı. Celalettin Cerrah’ın başında olduğu İstanbul Emniyet’i, AGOS’un önüne kadar gelip onu tehdit edenleri seyretti.
Ramazan Akyürek’in başında olduğu Trabzon Emniyeti’nin gözü önünde cinayet planlanırken ‘Hrant Dink öldürülecek’ raporu, Ali Fuat Yılmazer’in başında olduğu Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanlığı C Şube’ye gönderildi. Bu rapor hiç bir işlem yapılmadan arşive kaldırıldı. Dink’in öldürüleceğini en yakından bilen Ramazan Akyürek daha sonra İstihbarat Dairesi Başkanı yapıldı ve olan biteni seyretmekle yetindi. Raporu arşive kaldırtan Yılmazer de Türkiye’yi sarsan bu cinayette sorumluluğu yokmuşçasına İstanbul’a Emniyet Müdür Yardımcısı yapıldı.

Dink’e haksızlık sürüyor

Dink’i ne yapıyor diye takip eden İstanbul Emniyeti’nin aklına onu korumak gelmedi.
Dink öldürülecek raporuna rağmen Emniyet İstihbarat Dairesi, İstanbul Valiliği ve Emniyet’e “Dink’i koruyun” yazısı göndermedi. Trabzon Jandarma Komutanlığı, cinayetin planlanması aşamasında her şeyi seyretmekle yetindi.
Dink, tehlikenin en çok devletten geleceğini bildiğinden koruma istememişti ama yakınlarına “Bir gün sokakta biri karşıma çıkacak beni öldürtecekler” demişti.
Devletin Dink’e yaptığı haksızlık öldürülmesinden sonra da sürüyor. Cinayetten sonra hazırlanan raporlara ve yapılan yargılamalara bakın. Yalnızca bir kaç kişinin yargılaması ile süren davada çok önemli tanıkların dinlenmesi talepleri reddediliyor. Gizli tanıklar unutuluyor, ses ve kamera kayıtları siliniyor. Cinayeti karartmak için mesajlar değiştiriliyor, içeriği yalan belgeler devletin istihbarat teşkilatları tarafından mahkemelere yollanıyor.
Öyle anlaşılıyor ki, devlet bu cinayette yalnız cinayeti işleyen bir kaç kişiye ceza verilmesiyle yetinecek. Hiçbir devlet görevlisine ceza vermeme konusunda da bir mutabakat hissediliyor. Dink ailesine de bir kaç milyon euro tazminat ödenir, bu dosya kapanır zannediyorlar. Ama öyle olmayacak.
Türkiye AİHM’de bu davaları kaybettiğinde çok ağır suçlamalarla karşılaşacak. Bugün batı ülkelerinde soykırım iddiasıyla hazırlanan belgesellerde olduğu gibi Hrant Dink ‘soykırımın son halkası’ olarak anılacak. Türkiye’de yaşayanlar da yurttaşımız, kardeşimiz Hrant Dink cinayetini çözememiş olmanın utancıyla yaşayacak. Dink’in korktuğu zaten devletti

Abdullah Gül, Yazıcıoğlu için yaptığını Dink için de yapsın

Bu arada Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Hrant Dink gerekli tedbirler alınmadığı için öldürüldü” demiş. Cümlenin yorumu bana göre şu olmalı: Tedbirleri alması gerekenler ya Hrant Dink’i uyarmak ya da cinayet planlarını seyretmekle vakit kaybettikleri için bu cinayet işlendi.
Gül, gerçekten samimiyse helikopter kazasında ölen BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu için harekete geçirdiği Devlet Denetleme Kurulu’nu (DDK) Hrant Dink cinayetini araştırmak için de görevlendirsin. Bilindiği gibi TBMM’de Yazıcoğlu için bir araştırma komisyonu kuruldu. Sonuç çıkmadı. İkincisi kuruldu. Üstüne Cumhurbaşkanı Gül, DDK’yı harekete geçirdi. Hrant Dink içinse TBMM’de bir alt komisyon kuruldu. Sonuç fiyaskoydu. İkinci bir komisyon kurulmadı. Eğer Cumhurbaşkanı Abdullah Gül yaptığı açıklamada samimiyse Azerbaycan dönüşü hemen DDK’yı harekete geçirip tarafsız bir rapor hazırlatır.