Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Diplomaside heyecanlı günler!

Perşembe, 03 Eylül 2009 - 11:38

 

Yaz sıcak geçti derken anlaşılan sonbahar daha da sıcak geçecek: Terör sorunu çözülebilir, Kürt kökenli TC vatandaşlarının kırılan kalbi onarılabilir mi diye tartışma sürerken Ermenistan’la sınır açılıyor, Kıbrıs’ta uzlaşmaya varılıyor bombaları patladı mı? İlk aklıma gelen, Amerika oldu. Yeni Amerikan yönetimi sandığımızdan da hızlı çıkmıştı. Obama ve ekibi, Ortadoğu’yu hizaya sokmayı kafaya koymuşken Türkiye’nin Kuzeydoğusuna da el atmış ve düzenlemeye mi başlamıştı? Hep deriz ya Türkün Türkten başka dostu yoktur diye. Yakın çevremizde sorunsuz olduğumuz komşu ülke yok! Yine de dışa açılmayı seven AKP hükümeti nisbeten bir yumuşama sağladı dış ilişkilerde, hele başbakanda şeytan tüyü var, Putin’den tutun, Berlusconi’ye, Esad’dan Katar Emiri’ne, herkesle kanka! Yeni Dışişleri Bakanı Davutoğlu, zaten Babacan’ın dışişleri bakanlığında da devletin dış politikasına yol haritasını çizen kişiydi. Sonunda bari bizzat yürütsün denip Dışişleri Bakanı olduğundan beri uçuruyor! Kendisi sürekli uçuyor, bazı gazetecileri de yanında götürüp uçuruyor. Burada bir parantez açıp şu uçak refakatciliği meselesine girebilir miyim? Kendim için bir şey istiyorsam namerdim. Geçenlerde hemcinsim bir meslektaş yazdı, niye o uçaklara kadın gazeteci alınmaz diye. Namahrem diye alınmıyorsa ayıptır! Niyetiniz mi bozuk yani? Davutoğlu’nun uçağa aldığı gazeteci arkadaşların notlarını okudum. Uçağa alınmayan gazetecilerinkini de. Ciddi görüş farkı var. Bilgisizlikten değil, örneğin bir Nagehan Alçı, dış politikayı yakından ve yerinden izleyen, giden, araştıran, değişik haber kaynaklarıyla konuşan bir gazeteci. Onun izlenimi, bu işin ABD’den değil, Rusya’dan ittirilerek çözüme gidildiği konusunda. İlginç. Ayrıca uçaktakilerin Ermenistan’la anlaşıldı, Karabağ’dan asker çekilecek, yakında sınır açılıyor, sevinç çığlıklarına, Erivan’dan ulaştığı kaynakları hiç de katılmamış. Ne asker çekimi, ne anlaşma, ne de maç seyretmeye gelme konusunda netleşmiş bir tavır yokmuş? Hatta hükümete yakın çevreler, biz hiç adım atmadan Türkiye sınırı açacak diye bayram etmedelermiş?

İKİ ÜLKEDEKİ HAVA BİRBİRİNE ZIT

Hükümetin iyi yaptığına ille de kötü demek değil amacım. Gazeteci yağcı değil, kuşkucu olur. Gerçeği araştırır. Amerika’nın sıkıştırmasıyla alelacele Kürt sorununu çözeceğiz diye ortaya çıktılar. Birinci yanlışı yaptılar. Kürt sorunu mu var? Başta PKK’lı olmayan Kürtler itiraz ettiler! Terör sorunu dersin, o zaman kapalı kapılar ardında PKK’yı da, açıktan DTP’yi de muhatap alman hak kazanır. Terörü yaratan onlar. Kimse artık “mış gibi” yapmıyor. DTP de yekten PKK’nın siyasi kanadı olduğunu, gerçek liderlerinin de İmralı’da oturduğunu davul zurnayla ilan ediyor. Hepsi fanatik değilse bile bu partiye oy vermiş iki buçuk milyonu yok sayamayız, yok edemeyiz. Öfke, korku ve hatta çatışma yaratmadan, Türk milliyetçiliğini azdırmadan bir biçimde çözüm aranmalı. Ama şu ana kadar izlenen yöntem ne yazık ki doğru değildi, tepki çekti, güven bunalımı yarattı. Ermeni meselesi, bence yine de Amerika’nın ittirmesiyle Ermenilerin köşeye sıkışması noktasında bir çözüme gidiyor. Belki de Nagehan’ın tespit ettiği gibi, Rusya, her meselede Amerika’nın başı çekmesinden rahatsız olarak bölgesindeki pürüzü, inisyati ele alarak çözmek için devreye giriyor. Ermeni hükümetinin de ABD’den çok Rusya’yı dinleyecek olması daha makul görünüyor. Kıbrıs’ta çözüm için umut var mı? Davutoğlu, Rumlar ikna olmazsa müzakereler sittin sene sürmez, başka yollar da aranır demiş. Blöf yapmak iyi de ne yolu? Yeni bir barış harekatı yapmayacaksak KKTC’den vaz mı geçeceğiz? Aman kardeşim alın sizin olsun mu diyeceğiz? Bu aman sizin olsun lafını giderek daha çok duyuyorum. Eskiden Konya Ovası’ndan çekilen çizgi, Ankara’ya kadar geldi. Bize İstanbul, Ege, Akdeniz kıyıları yeter diyen bile var! Hatta milli gelir şu kadara çıkar, oralarda AKP de yok, türbanlı da, Kürt de. AB’ye de girer, rahat ederiz diye tatlı rüya gören bile.

UMUT ETMEK DE BİR ŞEY

Gerçekler daha katı, daha tatsız. Güneydoğu’da kendi kendine ateş kes ilan eden, silah bırakın diye kent meydanlarından pazarlık etmeye kalkan bir terör örgütü ve “Oh oh, bu yıl özgürlük gelmiş, herkes rahat rahat konuştu” diye alkış tutan anlı şanlı medya mensupları var. Güneyde bir türlü çözülemeyen ve açılan kayıp dosyalarıyla can sıkan bir Kıbrıs var. En çok da TC vatandaşı Ermenilerin canını sıkan bir Ermeni sorunu var. Bugünden yarına çözümü kolay olmayan ama çözelim diye üzerinde uğraşılan. Heyecanla takip ediyor, çözülmesi için umut etmek istiyorum. Hadi bakalım, inşallah, inşallah, işler yolunda giderse ben mi memnun olmayacağım?