Diyabetle mücadelede Türk modeli örneği

14 Kasım şeker hastalığı tedavisinde kullanılan insülini bulan bilimadamı Charles Best'in doğum günü. Bu tarih Dünya Diyabet Günü olarak kutlanıyor

a
a
Cumartesi, 13 Kasım 2010 - 05:00


Diyabetle mücadelede Türk modeli örneği

Röportaj: Seral Cumalı

scumali@posta.com.tr

Son 10 yılda dünyada diyabet yüzde 100 artmış durumda. Diyabetli sayısı dünyada 300 milyonun üzerinde. Türkiye’de ise 2000 yılının 4.5 milyon diyabetli sayısı bugün 9 milyonu bulmuş. Özetle; durum vahim. Bunun nedeni de fastfood beslenen, internet-televizyon başında vaktini geçiren, egzersiz yapmak ve yürümek yerine her yere arabayla giden 21. yüzyıl insan modeli.

Türkiye Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Temel Yılmaz’la bu sarsıcı durumu ve diyabetle mücadele konusundaki projelerini konuştuk. Öğrendik ki ülkemizde oluşturulan mücadele projesi dünyaya örnek olmuş.

Diyabetli sayısı korkunç boyutlara ulaşmış...

Diyabet toplumsal bir hastalık, salgın halinde. Birleşmiş Milletler kendi tarihinde dördüncü kez bir hastalıkla mücadele için toplandı: Birincisi sıtmaydı. İkincisi tüberküloz, üçüncüsü AIDS, dördüncü ve sonuncusu da diyabet. Toplantıda, dünyadaki tüm sağlık örgütleri ortak mücadeleye çağrıldı.

 Neden bu hastalık bu kadar patladı?

Diyabet, 21. yüzyılın gündemimize getirdiği yeni hayat modelinden besleniyor. Artık insanlar uzun saatler bilgisayar ve televizyon başında. Kapalı odada yaşıyor, beslenme programını buna göre planlıyor. Fastfood, yağlı ve kalorili beslenme, otomobille ulaşımın hareketi azaltması, egzersiz yapılmaya yaşam, ortaya yeni bir insan modeli çıkardı. Bu, 10-15’li yaşlarda şişmanlamaya başlayan, 20’li yaşlarda yüksek tansiyon, kan yağı yüksekliği, insülin direncinden yakınan, 30’larında diyabet sorununu yaşayan, 40 yaşında kalp hastalıkları olan bir insan modeli.

O zaman mücadele çocuklardan başlıyor...

100 okulda çocukların beslenmesini inceledik. 100 okulun yatılı olan ikisi dışında 98’inde çocukların sıcak yemek yiyeceği restoran yok. 100 okulun 100’ünde cips, kolalı içecek, sosis, hamburger var. Salata bulunma oranı yüzde 8, meyve bulunma oranı yüzde 14, süt bulunma oranı yüzde 50’lerde. Ama gazlı içeceklerin hepsi var. Bunun anlamı; çocuklarımızı resmi olarak milli eğitim kanalıyla fastfood kültürüne alıştırıyoruz. Aynı zamanda çocuklar apartmanda büyüyor, güvenlik sorunu nedeniyle dışarı çıkamıyor, çevrede yeşil alan bulamıyor, saatlerce bilgisayarın önünde oturarak okul bitiriyor. İşe giriyor, yine internetin önünde, yine hızlı bir yiyecek modeli içinde. Ağır stres. Her yere otomobille gidiyor.

Bu nereye varıyor?

Dünya Sağlık Örgütü’nün bir saptaması var; “Yeryüzünde ilk kez, gelecek kuşağın ömrünün öncekinden daha kısa olması bekleniyor”. Çünkü hipertansiyon, kan yağının yüksekliği 20’li yaşlara, obezite 11 yaşına inmiş. Bunların arkasındaki ana problem insülin direnci, gizli şeker ve diyabet. Diyabet de 10’lu, 20’li yaşlardan itibaren başlıyor. Bir istatistikçi 2000 yılında “Türkiye’de diyabet yüzde 100 oranında artacak, hasta sayısı 10 milyona ulaşacak” dediğinde kimse inanmamıştı, oldu. Asıl patlama bundan sonra. İşte bu yüzden diyabetle mücadele, 21. yüzyılın yeni yaşam stiliyle mücadele anlamına geliyor.

 Diyabet ölüm nedeni olarak kaçıncı sırada?

Dünyada bir numaralı ölüm nedeni, kalp damar hastalıkları. Bunun birinci nedeni de diyabet. İki numaralı kanser. Üç numaralı ölüm nedeni ise felç, nörolojik hastalıklar ve kronik böbrek rahatsızlıkları. Bunların da başlıca sebebi diyabet. Dünyada, trafik kazalarından sonra kol, bacak kesilmelerinin baş sorumlusu da diyabet.

Belirtilere dikkat!

- Çok su içme ve ağız kuruması

- Çok idrara çıkma

- Çok acıkma, çok yeme, buna rağmen zayıflama

- Halsizlik

- Yaraların geç iyileşmesi

 - Ayaklarda uyuşma ve karıncalanma

 - Görmede bulanıklık

- El ayaları ve ayakların altında yanma

“Dünya Sağlık Örgütü projemizi çok beğendi”

Diyabetten radikal olarak kurtulmak mümkün mü?

Şu anda diyabetin radikal olarak silinmesi diye bir şey yok.

Diyabetle mücadele için planınız ne?

Birçok ülke diyabetle mücadele programı oluşturdu. 2 sene öncesine kadar bizim bu konuda ulusal bir politikamız yoktu. Nihayet diyabetle uğraşan her kesim, endokrinologlar, iç hastalıkları uzmanları, aile hekimleri, kardiyologlar, diyabet diyetisyenleri, diyabetli hastalar, ekonomistler, halk sağlığı uzmanlarının bulunduğu 26 sivil toplum örgütü ortak olarak bir çalıştay düzenledik. 6 ay sonra bir yenisi geldi. Bu çalışmalara TBMM İnsan Hakları Komisyonu, Hasta Hakları Komisyonu, Sağlık ve Aile Komisyonu başkanları da katıldı. Türkiye’de diyabet hastalarının durumu ve mücadele yöntemlerini belirledik. Bu projemiz o kadar beğenildi ki Dünya Sağlık Örgütü projeye kendi ismini ve logosunu verdi. Kırgızistan ve Azarbeycan’dan projemizi istediler. Bu, giderek uluslararası bir model olacak. Projenin adı ‘Diyabet 2020’.

Neden ‘Diyabet 2020’?

Projede bulunanlar, 2020 yılına kadar her yıl toplanacak, yapılanlar-yapılamayanlar konuşulacak. İlk kez “Sağlık Bakanlığı yapsın, biz bekleyelim” tavrına girmiyor, bakanlığa “Bizim belirlediğimiz mücadele programından şunları gerçekleştirdiniz, teşekkür ederiz ama şunlar da olmadı, izlemekteyiz” diyoruz.

Bu proje dünyada ilk mi?

İlk.

14 Kasım için hazırlıklar var mı?

Dikkat çekici bir eylem yapacağız. Diyabetlilerin yüzde 90’ını oluşturan, sinsice gelişip dünyada büyük artış gösteren, bu nedenle tanısı geç konulan tip 2 diyabet için halkı uyaracağız. Dünya 2’ncisi olan Türk Milli basketbol takımımız ve bir ilaç firması bize koşulsuz destek veriyor. Hastalık sessiz gittiği için farkındalaştırma kampanyaları çok etkin oluyor, umarım bu kampanya hedefine ulaşacak. Bu hafta 34 ilde ücretsiz kan şekeri taraması yapacağız.

(Bu röportaj 06.11.2010 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır.)

3