Diyanet'ten 'IŞİD' istirhamı: Uzun ismini söylemeyin

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez: 'Irak Şam İslam Devleti' demeyin 'IŞİD' deyin; çünkü uzun isminde 'İslam' gibi mukaddes bir kelime var

Diyanet'ten 'IŞİD' istirhamı: Uzun ismini söylemeyin

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, IŞİD'e ilişkin,"Hassaten bu tür oluşumların isimlerini telaffuz ederken, sizden istirhamım kısaltın. Kısaltılmış isimlerini kullanın ama uzun isimlerini kullanmayın. Çünkü uzun isminde İslam gibi çok mübarek, çok mukaddes bir kelime var" dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Başkanlığın Konferans Salonunda düzenlenen basıntoplantısında, gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. "Gazze için düzenlenen kampanyada 53 milyon lira yardımın ne kadar zamanda toplandığına ve ne kadarının ulaştırıldığına" ilişkin soru üzerine Görmez, yardımın 15-20 gün içinde toplandığını bildirdi. Bugüne kadar yardımların üçte birinin ulaştırıldığını ifade eden Görmez, "Bunlar ulaşmaya devam edecek. Bizim planımız, inşallah Diyanet İşleri Başkanlığı ve TİKA'dan bir heyetin, Sayın Bakanla, kapılar açılır açılmaz birlikte giderek, yaraları sarmaya devam etmeleridir" dedi.

"Kısaltılmış isimlerini kullanın"

Bir gazetecinin "Irak Şam İslam Devleti'nin (IŞİD) Yezidilere saldırılarına ilişkin" sorusu üzerine Görmez, "Hassaten bu tür oluşumları nisimlerini telaffuz ederken, sizden istirhamım kısaltın. Kısaltılmış isimlerini kullanın ama uzun isimlerini kullanmayın. Çünkü uzun isminde İslam gibi çok mübarek, çok mukaddes bir kelime var" diye konuştu. Bu gibi hadiselerin, İslam'ın kendi tarihi, medeniyeti, Kur'an'ın kavramlarıyla izah edilmesinin zor olduğuna işaret eden Görmez, "Bunlar belki daha çok tıbbın ve psikiyatrinin kelime ve kavramlarıyla ancak izah edilebilir. Cinnetin ve şiddetin gölgesinde, yaralı bilinçlerin ve ölümcül kimliklerin cehaletle buluşarak meydana getirdikleri toplumsal travmalardır. Bu travmaları İslam'da, İslam'ın herhangi mezhebinde, meşrebinde bulmak mümkün değildir" değerlendirmesinde bulundu.

"Dine ve İslam'a yabancıdır"

Bölgedeki gayrimüslim azınlıkların, birlikte yaşama ahlakı, hukukunu benimsediklerini dile getiren Görmez, "İslamın öngördüğü, herkes gibi eşit haklara sahip vatandaşlar olarak hayatlarını idame ettirmeleri, kendi inançlarında özgür olmaları, herhangi vatandaşın hak ve sorumlulukları neyse onların da hak ve sorumluluklarının aynı olduğu yönündedir. Bunun dışındaki anlayışlar ve düşünceler, dine ve İslam'a yabancıdır" diye konuştu.

Görmez, "Diyanet İşleri Başkanlığı olarak orta ve uzun vadede Gazze ziyareti düşünüp düşünmediklerine" yönelik soruyu cevaplarken, "İnşallah kapılar açılır açılmaz, büyük bir alimler heyetiyle birlikte ziyaret etmekten büyük onur ve mutluluk duyacağım" dedi.

AA

"Gaziantep'te mülteciler ile vatandaşlar arasındaki gerginliğin" sorulması üzerine de Görmez, şunları kaydetti: "Yaklaşık 3 yıldır Suriye'den, savaştan, şiddetten, varil bombalarından, insanlık dışı hareketlerden kaçarak çocukları, aileleri, eşleriyle ülkemize sığınan komşularımıza, akrabalarımıza, dindaşlarımıza, kardeşlerimize ülkemizin, vatandaşlarımızın gösterdiği kardeşlik, komşuluk, hamiyetperverlik her türlü takdirin fevkindedir. Hatay, Gaziantep, Şanlıurfa'da ve tüm bölgelerde, vatandaşlarımızın gerçekten gelen Suriyeli kardeşlerini nasıl bağırlarına bastıklarını, ekmeklerini, evlerini onlarla nasıl paylaştıklarını yakinen bilen ve takip eden bir kardeşiniz olarak söylüyorum; bu ve diğer bölgelerde yaşayan vatandaşlarımızın, savaştan kaçarak ülkemize sığınan misafirlerimize gösterdiği ilgi bugüne kadar her türlü takdirin üstünde olmuştur."

Çocukların eğitimi

Bir Batı ülkesinde böyle bir şeyi görmenin mümkün olmadığını belirten Görmez, "Ancak son zamanlarda organizasyon hatalarından kaynaklanan bir takım sıkıntıların ortaya çıktığını hepimiz biliyoruz. Belki üzerinde yoğunlaşacağımız en büyük husus, birlikte getirdikleri çocukların eğitimi" ifadesini kullandı. Suriye'de 6 milyon çocuğun eğitim hakkından mahrum bırakıldığına işaret eden Görmez, şunları kaydetti: "Dolayısıyla ileride bu ülkede yaşayan insanların ne tür büyük sorunlarla karşılaşacağını, bölgeye ve bütün dünyaya ne tür sıkıntılar çıkar hepimiz tahmin edebiliyoruz ve aslında tüm uluslararası kuruluşların, fikir adamları, düşünce insanları, akademisyenlerin bu konular üzerinde düşünmeleri gerekiyor. 3 yıldır adeta Peygamber döneminde, ensar ve muhacir arasındaki ilişkide gördüğümüz güzellikleri, bu bölgelerde vatandaşlarımızın Suriye'den gelen kardeşlerimize gösterdiğini yakinen bilenlerdenim. Ama elbette bazı sıkıntıların ortaya çıktığı da hepimizin malumudur. İnşallah en güzel şekilde,organizasyonu gözden geçirerek en azından, bu sorunların azalacağına inanıyorum."