Dizi dediğin herkese yapılıyor çünkü...

a
a
Salı, 19 Ocak 2010 - 05:00

Bazı dizilerin reyting listesinde gösterdiği farklı performansları anlamakta zorlanıyorum. Bakın mesela önceki gece toplam izleyici grubunda Aşk ve Hayal isimli atv dizisi 19.14 oranında bir izlenme elde ederek birinci olmuş...

Aynı dizi AB grubu izleyicide ancak 14. sırada yer bulabilmiş kendine. İzlenme oranı ise yüzde 9.48’de kalmış. Büyük bir uçurum diyebiliriz bu matematiğe...

Tek Türkiye, Arka Sokaklar, Arka Sıradakiler, Kollama gibi çok popüler dizilerde de yaklaşık olarak durum farklı değil. Yani bir dizi tek başına her izleyici grubuna aynı oranda hitap edemiyor... Kanalların hangi statü grubunu ciddiye aldığını bilemem. Kanalına göre değişiyor çünkü. Yine de bir ortak dil, ortak rakam için özen gerekiyor. Dizi dediğin herkese yapılıyor çünkü...

Büyük kapışma ne zaman?

Hatırlıyor musunuz, Adanalı (atv) başlarken, “İstanbul böyle kapışma görmedi” diye bir sloganı vardı. Dizinin ilk onbeş bölümü o kapışmayı bekleyerek geçti gitti... Kendi adıma umudumu yitirdim ben. Üç bölüm kadar önce ANTEB diye bir tim kurulmuştu. Dur bakalım belki şimdi kapışacaktır ahali diye bir umut ettim. Nafile... 47 bölüm bitti. İstanbul hâlâ görmediği kapışmayı bekliyor. Belki dizinin final sloganı içindir her şey; “İstanbul böyle bir kapışma görmedi, gören var mı bir kapışma; yok. O zaman sorun da yok, biz sözümüzü tuttuk çünkü”. Vallahi doğru...

Bu yarışmayı anlatan izlettiriyor!

Şu kadarı çok net; Wipe Out’tan Orhan Ayhan’ın sesini çıkarırsanız geriye koca bir sıfır kalıyor. Tamam, Asuman Krause çok başarılı. Evet, yarışmanın kurgusu da az bulunur cinsten. Ama hiçbiri Orhan Ayhan’ın anlatımı kadar çekmiyor ekrana... Önceki gün Arjantin Çıkmazı’nı metinsiz, görüntüleri izleyerek anlattı. Hakikaten önemli bir derbiyi izler gibi izledim. Metin yazarı çok güçlü ama Orhan ağabey, metinsiz de döktürüyor... Pazar ekranında izleyiciyi saatlerce kendine mıhlamak mümkün değil. Sonuçta oyunlar aynı, etaplar da keza. Ama o anlatım var ya; onun benzeri yok... Bu arada Ninja Savaşçıları’nı (Fox TV) seslendiren Hop Dedik Ayhan ve Hayri Hiçler’e de selam çakalım. Orhan ağabey kadar olmasa da onlar da gönül sultanı...

Zap bacakları...

Fox TV bir kurtarıcı olarak görüyor olmalı ki, ne kadar yayın boşluğu bulursa Zap Zup denilen yeni bir video programını yayınlıyor... Aslında format, yıllar önce Gülse Birsel’in yaptığı GAG’ın kötü bir kopyasından öte değil. Hele ki sunucusu, Var mısın Yok musun Tuğçe hakikaten vurgusuz ve kötü okuyuşuyla varsa bile, esprilerin içine okuyor... Sanıyorum programın Zap bölümü Tuğçe Kurt’un bol frikik veren derin yırtmacı, Zup bölümü ise video şakalara ayrılmış. Toplamı Zap Zup oluyor işte; artık kim ne kadarını yerse!

Prime time sonumuz olacak!

Uzun yıllar yurt dışında yaşadıktan sonra ülkesine döndüğünde annesini televizyon ekranına yapışmış, dizi izler şekilde bulan bir vatandaşımız çok dertli... İsmini vermek istememiş ama hemen her kanalda prime time diliminde sadece dizilerin oluşunu çok ciddi bir sosyal kopukluğa yürüyeceğimizin ifadesi olarak görüyor... Öyle ki, komşuları bile ev ziyareti için aynı diziyi seyretmeyi ön koşul olarak dillendiriyorlarmış. Peki Avrupa kanallarında aynı saatlerde ne var?.. Dizi filan yok. Yarışma ya da benzer TV şovu formatları. İsteyen istediğine, istediği saatte gidip geliyor kısacası. Biz dizilerin çukurunda en büyük erdemimiz olan ağırlama kültürünü yok ederken, asosyal dediğimiz Avrupalı insanlıktan koparmıyor bağını... Nasıl olacak bu işler sahi?..

Başın sağ olsun Fatih Altaylı

Televizyon izleyicisinin Teke Tek (HaberTürk) programından tanıdığı gazeteci Fatih Altaylı babasını yitirdi önceki gün. Baba acısını çok küçükken tattım. Bilirim... Altaylı’nın da uzun süredir yayınlarda rahmetlinin durumuna bağlı bir stresi olduğu göze çarpıyordu. Ve meşum son... Allah geride kalanlara sağlık, yanına aldığına da rahmet versin. Başın sağ olsun diyelim...

Çok zor sorular bunlar

Çok Güzel Hareketler Bunlar (Kanal D), salondaki izleyici yaşını 18 altına düşürdü birkaç bölümdür. Ama esprilerin ağırlığı 18 üstü cinsten. Bir tuhaflık var yani...

Pazar akşamı program resmen Genç Bakış’a döndü. Çok sayıda ayrı dershaneden katılan onlarca öğrenci skeç aralarında söz istedi, yorum yaptı, soru sordu...

Mesela; ismi “ay ışığı” anlamına gelen Afra isimli minik izleyici, sahnedeki Metin kardeşimize zaman kavramının anlamını sordu. Önce Metin afalladı... Ardından salondaki öğretmenler kavramı açıklamaya çalıştı. Ve son olarak bir matematik öğretmeni yaklaşık bir tanım koydu ortaya. Zaman eşittir, yol bölü hız... Hani deyim yerindeyse, kötünün iyisiyle yanıtlandı bu ahret sorusu. Bu arada iki skeç arası uzunluk bir hayli açıldı ki; yol bölü hız formülü bile bulamadı o açığı...