Diziler sert çünkü...

Pazar, 27 Eylül 2009 - 13:05

Öncelikle şunu söyleyelim. Hayatı sadece
televizyon izlemek olan biri için kitapçı
dükkanları cennet gibi bugünlerde.
Dizilerin her biri bir kitaptan uyarlama çünkü...
Hanımın Çiftliği de öyle. Türk romanının
en büyüklerinden Orhan Kemal’in
kaleminden çıkma. Diziyle paralel bir şekilde
okunacak kitap, farklı dünyalar açıyor izleyene...
Bu edebiyat çimdiğini bir kenara
bırakarak son bölümde ekrana gelen
dayak sahnelerine bakalım. Çok sayıda
izleyiciden itiraz aldı sahneler. Sert bulundu...
Peki hayatta karşılığı yok mu? Siz küçük
kentlerde kız çocuklarının sadece saçı
okşanarak mı büyüdüğünü düşünüyorsunuz.
Hâlâ bozulmamış ağalık düzeninde “tımar
etmek”, yanaktan öpmek anlamına mı geliyor?
Hayır, bunlar 60 yıl öncesinin Türkiye’sinden
farkımızın olmadığı temel yanlışlarımız. Ve
değişmiyor. Töre anayasasında dayak, ölüm
yani toplamda şiddet, kanla yazılan
maddeler; hiçbir deterjan çıkarmıyor...
Muzaffer Bey, bir köylünün tüm sürüsünü
vuracak kadar acımasız, Türkiye’de şimdi solu temsil
eden bir partinin adil sistem ve çağdaşlık çağrısı
yapan bir üyesi olacak kadar da aklı karışık...
Hanımın Çiftliği’nde diğer karakterlere de
mevcut ülke resmi içinde kolayca yer
bulabilirsiniz. Güllü ve kel imam gibilerine
çok da kolay üstelik. Diziler sert artık, gerçek
hayattaki gibi sert. Masal anlatmıyor ve bu çok iyi!

DÜNDAR AĞLATTI
Uğur Dündar önceki gün BBP Lideri Muhsin
Yazıcıoğlu’nun da hayatını kaybettiği helikopter
kazasında görev şehidi olan İHA muhabiri İsmail
Güneş’in eşini Star Haber’de canlı yayına almıştı...
Mesele, bir insanlık trajedisinin ötesinde mesleki bir
utancı da anlatıyordu. İsmail’in dul eşi, görevde
kullandığı fotoğraf makinesi ve kamerayı
çocuklarına bir hatıra olsun diyerek İHA’dan
talep etmiş, İhlas Haber Ajansı’nın buna
karşı talebi “8500 TL verirsen olur” olmuştu...
Bu utancın tutulur bir tarafı yoktu. Ve kendisi de
muhabirlikten yükselen bir meslek ağabeyi olan
Dündar, yitip gitmiş kardeşimizin emanetine canlı
yayında sahip çıktı. İHA’nın istediği parayı
cebinden ödeyeceğini duyurdu. Bunu yaparken,
içinde timsahlar dans etmiyordu. Yalındı.
Ve zaten haber sunmayı bıraktı o dakikadan sonra...
Memleketin ve mesleğin bir ayıbının
üstünü kişisel çabasıyla kapattı Dündar.
Kalan ayıplar daha da büyüdü içimizde.
Defolarımızla nasıl yaşayabiliriz, bu ne rahatlık sorularını
ne kadar daha erteleyebiliriz; bilemiyorum hiç?

SESSİZ VE DERİNDEN

Uyanık Bar’da (Fox TV) Serji yoluna devam ediyor.
Bu farklı talk show formatında görmediğimiz
konuk kalmadı. Başlangıçtaki kadar konuşulmasa da,
izleyici gönlünde sıkı bir yer edindiği kesin programın...
Serhat Kılıç iyi bir oyuncu. İyi de bir
şovmen. Komik olacağım diye kasmadığı
yerde zaten mevcutta sayıları iki üçü geçmeyen
şovmenlerin koltuğuna da aday...
Belki sessiz ve derinden yürüyor ama kesin
oturacak o koltuklara. Acele etmesin yeter!

İZLİYORUM ULENNNN!

Sokak, yani izleyici bir süredir
Yaban diyor da başka bir şey
demiyor. Kanal D’nin Haneler
isimli kabaresinin bir karakteri
bu... Biraz Kadir İnanır, biraz
Cüneyt Arkın, kısaca Türk sinemasının
bir dönem delikanlılığıyla izlenen
karakterlerinin sıkı bir karması. Rahmetli
Abdurrahman Palay’ın “Seviyorummmm ülennnn” nidasının
modern hali. Sevdiğini tokatlıyor, yanlış yapanın canına
okuyor. Naro gazozu içecek kadar da saf... Bir şeyleri
özlediğimiz kesin geçmişten. Yaban bu haliyle birkaçının hasretini gideriyor.
Delikanlılığın son markası olarak. Haneler de bu yüzden çok
izleniyor. Kısacası; “Severek izliyoruzzzzzzz ülennnnn”...

HANGİ AİLEDE KALACAĞIZ?

Dün yazmıştım ama bugün dikkat çekeceğim. Geniş
Aile (Kanal D), bir benzeri olan Canım Ailem’in
(atv) karşısına alındı. Salı günü iki aile çekişecek...
İki dizinin de müptelasıyım ben. Ve bu mecburi bölünme
haliyle nasıl başa çıkacağım bilemiyorum
hiç. Bir aileden feragat edecek gibiyim. Hangisinden ama?
Canım Ailem’den vazgeçemem. Sıcak ve olabilirliği
yüksek hikayesiyle insanı kavrıyor. Samim’den Meliha’ya
ve giderek Koca Yanak’a kadar herkes benim ailemin
bireyleri sanki... Geniş Aile’ye hiç kıyamam. Sokağı ve
gerçeği çok yüksek bir mizah diliyle anlatan başka hiçbir
iş yok ekranda. Peki ne yapacağım ben şimdi;
ne yapacağız? Vallahi olmadı bu iş, hiç olmadı!

TEK KİŞİLİK DEV KADRO!

Haber şu; Vahe Kılıçarslan kanalını değiştirdi.
Fox’taydı en son, artık Star’da. Önceki gün
söylemiştim tek kişilik bir yardım derneği gibi
Vahe. 600’e yakın hane halkının yüzünü
güldürmüş... Star’daki ilk programında da
felçli çocuk Murat’ın hem evini yapıyor,
hem de hayatını kurtarıyor. Bütün bir Türkiye’yi
seferber ederek üstelik... Dibini aydınlatmayan
fenerlere benzemiyor Vahe. Sadece bir sunucu
değil aynı zamanda. Sokağı doğru okuyan,
fukaralığı da anlayan bir halk adamı...
Yaşayan bilir. Yaşayan anlatabilir. Vahe’yi 4 Ekim’den
itibaren iştahla izleyeceğim. Hayırlı olsun!

ÖDÜLLER ÖNEMLİ

Ve haberin, yani hayatımızın
damarlarında dolaşan merak
sıvısının da yarışması başlıyor.
NTV gece kuşağında her gün,
haber izleyicisine “Haberin
Var mı?” diye soracak... İlk bölüm
yarın, canlı. Prof. Sedat Küçükay
beş soruyla gün içinde yaşanan
gelişmelerin ayrıntılarını isteyecek
izleyiciden. Bulursa da ödüllendirecek
haber müptelalarını... Ödüller şimdilik
net değil. Ama hafif olursa
izlenmeyeceği çok net. Başlamadan
söyleyelim, dilerim bundan
“haberleri vardır” yapımcılarının!