Diziler yurt dışındaki ünlü kurslara talebi arttırdı

a
a
Pazar, 07 Kasım 2010 - 05:00


Diziler yurt dışındaki ünlü kurslara talebi arttırdı

Dizi savaşları ekranları istila etmiş halde. Herkes safını belirler gibi dizi ya da dizilerini seçiyor. Sinema sektörü de televizyondan farklı değil. Vizyona her hafta en az bir Türk filmi giriyor. Bu diziler, filmler izleniyor ve hayaller kurulmaya başlanıyor... “Ben de bu kadar güzel ve yetenekliyim neden onun yerinde olmayayım?”, ya da “Benim de elim kalem tutuyor. Bir senaryo yazıp da evimde oturup her ay milyarlarca lira kazansam ne şahane olur! Hayali bile güzel değil mi? Çünkü gerçekten de bu sektörde kazanılan paralar diğer mesleklerle kıyaslandığında ciddi şekilde yüksek... Üstelik renkli bir dünyaya adım atacak ve belki de ünlü olacaksın...

İşte bu hayali kurmakla kalmayıp harekete geçen kişi sayısı son dönemde çığ gibi arttı! Film/ dizi sektörünün bir tarafında çalışmak için eğitim almak isteyenlerin tercihi ise eğitimlerin en iyi düzeyde verildiği Amerika, Kanada ve İngiltere’ye gitmek oluyor. Bu alanda hizmet veren ve organizasyonları yapanlardan biri de IEFT Yurtdışı Eğitim Fuarları & Oxford House College.

Kendilerine başvuranları istedikleri alana göre eğitimin en iyi verildiği ülkelere ve okullara yerleştiriyorlar. Kurumun Türkiye temsilcisi Deniz Akar’la konuştuk ve çok da ilginç bir şey öğrendik. Yurt dışında oyuncu, senarist veya kamera arkası eğitimi almak isteyenler arasında başı ev hanımları çekiyor! Finans gibi sıkıcı bulunan sektörlerde çalışanlar, öğretmenler, hukukçular, doktorlar bile var bu eğitimler için başvuranlar arasında... Hepsinin hedefi belli: Daha eğlenceli ve daha çok para getiren bir iş yapmak!

OKULLARA REKOR TALEP VAR

IEFT Yurtdışı Eğitim Fuarları Genel Koordinatörü ve Oxford House College’ın Türkiye temsilcisi Deniz Akar sektöre bağlı okullara olan ilgiyi şöyle açıklıyor: “Önceki yıllarda herkes aşçı olmak için Cordon Bleu’ye veya yine yurt dışında bulunan yemek okullarına gitmek istiyordu. Dizilerin, filmlerin artmasıyla son dönemde oyuncu olmak ve sinema sektöründe çalışmak isteyen kişi sayısı rekor düzeyde arttı. Tabii başvuranların hedefi bu eğitimin en kapsamlı şekilde sunulduğu yurt dışındaki kurslar.

Yurt dışına gitmek isteyenler bu mesleği en iyi orada öğreneceklerini, Türkiye’ye döndüklerinde de fark yaratacaklarını biliyorlar. Özellikle üniversite çağındaki gençler, finans sektöründe çalışıp yorulmuş olanlar ve çok ilginçtir, bir işi olmayıp çalışmayan, ama imkanı olan ev hanımları oyunculuk, yapımcılık, senaryo yazarlığını öğrenmek ya da sadece hayatında bir değişiklik yapmak için bize başvuruyor. Biz de onları Amerika, İngiltere ve Kanada’daki pek çok sinema ve oyunculuk okuluna yönlendiriyoruz”.

HOLLLYWOOD YILDIZLARININ OKULLARINI TERCİH EDİYORLAR

 Genellikle kısa süreli kursların tercih edildiğini söyleyen Deniz Akar, “Üniversite öğrencisi de, mesleği olan da film sektörüne girmek istiyor. Hayatlarına uzun aralar vermeden 4 ila 8 hafta arasındaki kısa süreli kursları tercih ediyorlar. Ve bu konuda çok seçiciler. Örneğin Steven Spielberg, Kevin Kline, Al Pacino, Robert Downey Jr., Jamie Foxx, Jodie Foster, Pierce Brosnan, Susan Sarandon, Tim Robbins, Bono, ünlü yönetmen Stephen Frears, Peter Bogdonavich, Roger Donaldson, James L. Brooks gibi birçok ismin de okuduğu, sonra da eğitim verdiği New York Film Academy çoğunluğun ilk tercihi oluyor. Ya da onları yine pek çok ünlü oyuncunun çıktığı London Film School, University of California Los Angeles ve Vancouver Film School’a yolluyoruz. Bu okullara girmenin tek şartı orta derecede İngilizce konuşabilmek ve anlamak” diye anlatıyor. 

KISA SÜRELİ KURSLARA KATILDILAR

Yakında senaryo yazacak

Kısa süreli eğitimi tercih edenlerden biri Türkçe öğretmeni Nurdan Yüksel. Üniversitede edebiyat bölümünden mezun olan Nurdan Hanım Amerika’ya gitme macerasını şöyle anlatıyor: “Birçok okulda görev aldım. Pozisyon açığına göre çalıştığım okul bir anda değiştiriliyor. Böyle bir durumda hayatınız bir anda altüst oluyor. Ayrıca bana göre öğretmenlik stresli ve yorucu bir iş. Bu nedenle hayatımda değişiklik yapmak istedim. Sinemayı, tiyatroyu, dizileri seviyorum. Kalemime de güveniyorum. Senaryo yazarlığı üzerine bir workshop’a katılmaya karar verdim. Araştırmalarım sonucu New York Film Academy’nin en iyisi olduğunu gördüm. Ve Amerika-New York’ta yaz tatilimde 8 haftalık bir eğitim aldım. Şimdi senaryo yazıyorum. Bakarsınız yakında karşınıza muhteşem bir dizinin senaryosuyla çıkarım!”.

Hayali yapımcı olmak

Finans sektöründe çalışan Derya Yılmaz’ın da hikayesi pek farklı değil. O da hayatını artık film sektöründe çalışarak kazanmak isteyenlerden. 27 yaşındaki Derya Yılmaz de kendi hikayesini şöyle anlatıyor: Kamera arkasına hep merakım vardı. Dijital film yapımcılığı ve kamera arkasında New York Film Academy’nin en iyisi olduğunu gördüm. 4 hafta boyunca dijital film yapımcılığı konusunda bu okula giderek eğitim aldım. Eğitim sonrası bakış açım, yaratıcılığım gelişti. Amatör olmaktan çıktım. Artık finans sektörü yerine, film sektöründe bu mesleği devam ettirmek istiyorum.

Hollywood filmlerindeki giysiler İstanbul’da satılıyor

Tüm dünyada bir vintage modasıdır gidiyor. Pek çok Avrupa ve Amerika şehri gibi İstanbul’da da giyimine özen gösteren pek çok kişi vintage butiklerin yolunu tutuyor. İlk mağazasını geçen yıl Çukurcuma’da açan, geçtiğimiz günlerde de Nişantaşı mağazasını hizmete sokan Tabe Kıyamet Vintagerie bunlardan biri. Ancak Tabe Kıyamet diğer vintage butiklerinden biraz farklı çalışıyor. Mağazada bulunan çoğu parça zamanında ünlü moda evlerine ve Hollywood film kıyafetlerine model toplanan depolardan getiriliyor. Tuba Alkan, Tunç Tuncay ve Barış Alkan adlı üç gencin işlettiği Tabe Kıyamet’te gözlükten elbiseye, çantadan aksesuara kadar pek çok çeşit var. Tabe Kıyamet’in bir başka özelliği de vintage ile disko ruhunu bir araya getirdiği ‘Disco Saturday by Tabe Kıyamet’ etkinlikleri...

Kullanılmış kıyafetler satıyorlar

Tunç Tuncay Tabe Kıyamet Vintagerie’nin hikayesini şöyle anlatıyor: “Kardeşim Tuba, eşi Barış ve ben giyimimize çok meraklıyız. İşim dolayısıyla yurt dışına seyahate sık sık giderdim. Tuba da öyle... Hep ikinci el olan ama kaliteli kıyafetler alırdık. Çok hoşumuza giderdi. Bir dönem İspanya’da yaşadım. Oradaki oda arkadaşım sayesinde dünyadaki en büyük moda evlerine ve Amerika’daki film stüdyolarına kostüm danışmanlığı yapan 4 büyük kostüm deposunun başındaki kişiyle tanıştım. Film yapımcısının ya da modaevinin 1980’lerde giyilen bir kıyafetten esinlenerek dönemine uygun model çıkartması gerekiyorsa Amerika’daki yapımcılar ya da modaevleri mutlaka bu depoların yolunu tutuyor. Depolardaki kıyafetlerin en iyi tarafı giyilmemiş, yıpranmış olmaması. Biz de bu depolardan beğendiklerimizi İstanbul’a getiriyoruz”...

Cumartesi partileriyle de ünlü

Depolaradan seçtikleriyle ilk butiklerini Çukurcuma’da açan kardeşlerin mağazası beklediklerinden çok daha hızlı yol almış. Önce özel bir şirkette çalışan Tunç Tuncay işi bırakmış ardından ünlü bir İspanyol mağazasında çalışan kardeşi Tuba Alkan istifa etmiş. Tabe Kıyamet’in bir başka özelliği de partiler düzenlemek. Birinci yaşını İngiltere Başkonsolosluğu’nda yaptığı partiyle kutlayan Tabe Kıyamet, vintage ruhu ile diskoyu bir araya getiriyor. Katılan herkesin dönem kıyafetleri giyerek geldiği etkinlik artık her ayın bir cumartesisinde GHETTO’da, ‘Disco Saturday by Tabe Kıyamet’ konseptiyle devam edecek. GHETTO’daki gecelere katılmak isteyenler www.biletix.com’dan 25 TL’ye bilet alabilir, biletleriyle Tabe Kıyamet’ten 25 TL.lik alışveriş yapabilirler. İlki dün gerçekleşen etkinlikte dünyaca ünlü Djler ve sanatçılar disko tutkunlarıyla bir araya gelecek.

(Bu yazı, 31.10.2010 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır.)