Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Doğu'da bayrak gibi dalgalanıyor...

Çarşamba, 07 Temmuz 2010 - 05:00

Türkiye, uluslararası kamuoyunun gözünde son birkaç aydır birden bire değişiverdi. Tayyip Erdoğan, bir süre öncesine kadar başka bir liderdi, bugün giderek başka bir gözle görünüyor. Belki önceki Erdoğan, belki de şimdiki Erdoğan farklı şekilde görülüyor, farklı biçimde yorumlanıyor.

İşin o tarafını bilemiyoruz.

Bilinen birşey var ki -doğrudur veya yanlıştır- dünyada Türkiye’yi ilgiyle izleyen başkentlerde Erdoğan artık başka bir şekilde görülüyor.

Bu görüntü yarın değişebilir veya değerlendirmeler farklılaşabilir. Ancak bugünkü resim çok heyecanlı.

Bana tasvir edilen veya gösterilen bir resimden söz edeceğim. Bu resmi paylaşıp paylaşmadığımı değil, durumu olduğu gibi yansıtacağım. Eğer hakkımızda neler söylendiğini bilirsek, o zaman değerlendirmelerimiz çok daha sağlıklı olur.

Başbakan iki ayrı dünyadan gözleniyor.

Önce Arap ve Müslüman ülkelerden başlayalım. Erdoğan, İran ve Filistin konusundaki tutumuyla bir bayrak oldu.

İslam dünyasının sokaklarında bir kahraman konumuna girdi. Kimselerin baş kaldıramadığı veya kaldırmak istemediği İsrail’e meydan okuyan bir özgürlük kahramanı olarak alkışlanıyor.

Bence daha da önemlisi, Türkiye’yi Arap sokaklarıyla barıştırdı. Laik Türkiye’ye soğuk bakan, kendilerinden saymayan bu sokaklarda şimdi Türk bayrakları ve Erdoğan’ın posterleri dalgalanıyor. Bu heyecanların fazla süreli olmayabileceği ve en ufak bir tutum değişiminde, bu defa sırt döneceklerini hepimiz biliyoruz, ancak bugünkü manzara böyle.

Aynı ülkelerin başkentlerindekileri yönetenler de Erdoğan’ı alkışlıyor, ancak aynı zamanda sinirliler. Özellikle Mısır başta olmak üzere, eski düzende ön planda bulunanlar rahatsızlar. Bu gelişmeden pek haz etmiyorlar. Nedeni de basit: Türkiye’nin Orta Doğu’da yıldızının yükselmesini, lider konumuna gelmesini istemiyorlar. Göstermiyorlar, ancak Erdoğan’ın ayağının takılmasını arzuluyorlar. Yıldızı parlayanları aşağıya çekmeye çalışanların bataklığı olan Orta Doğu’da bunları doğal karşılamak gerekir.

Batı’da ise, yeni kimliği sorgulanıyor...

Erdoğan batı dünyasının bir kesiminde ise şaşkınlıkla izleniyor. “Ne oldu Türk Başbakanına?” diyenlerin sayısı giderek artıyor. Bu şaşkınlığın nedeni, aynı çevrelerin Erdoğan’ı yıllardan beri, Türkiye’de demokrasiyi derinleştiren, tabuları yıkan, açılımlar yapan bir lider olarak görmelerinden kaynaklanıyor. Erdoğan’a muhalif olanların “Gizli ajandası var” şeklindeki kuşku dolu sorgulamalarına inanmayan Avrupa ve Amerikan çevreleri şimdi, Başbakan’ı hayretle izliyor ve sorguluyorlar. İran ve Filistin konularındaki tutum değişikliklerinin nedenini anlayamıyorlar.

Davos’daki one minute krizini bir yol kazası gibi değerlendirmişlerdi. Ani bir parlama, bir öfke patlaması olarak nitelemişlerdi.

Ardından, İran’ın nükleer politikası geldi.

Özellikle Washington’da ilk alarm zilleri, Erdoğan’ın İran‘a yaklaşımıyla çalmaya başladı. Amerikalı’lar Türkiye’nin bu yaklaşımının ne anlama geldiğini bir türlü anlayamadılar. Onların Tahran’a bakışlarıyla bizim bakışımız birbirinden öylesine farklı, Erdoğan’ı kendilerine öylesine yakın görüyorlardı ki, Başbakan’ın ısrarına bir anlam veremediler.

Sonra, Gazze krizi patladı.

Aslında Erdoğan’ın, Gazze ambargosu konusundaki duyarlılığı baştan beri biliniyordu. Ancak bunun da, belirli sınırlar içinde kalacağı, Türkiye’nin barış çabaları ve arabuluculuk çalışmalarıyla yoluna devam edeceği sanılıyordu.

Mavi Marmara Gemisi krizi ve ardından Hamas’ın terör örgütü olmadığını söylemesi, İsrail’i yerden yere vurması, üst üste gelince işin rengi değişti.

Batılılar için bugün Erdoğan bambaşka bir şekilde değerlendiriliyor. Kuşkuyla bakılan ve Türkiye’yi başka bir yere çekmeye çalışan bir lider olarak nitelendirilmek üzere... Hazırlıklı olalım...

Eğer bu yönde devam edeceksek, yolumuz gerçekten çok uzun, çok ince ve zorluklarla dolu...