Dost eli...

Cuma, 21 Mayıs 2010 - 05:00

Baykal’ı telefonla arayanlar çoğalıyor mu, azalıyor mu, merak ediyorum.

Evinin önündeki kalabalığın dağılması, İnadına Baykal sloganının yavaş yavaş sönmesi, ne anlama geliyor?

- Karagün ne demektir?

- Dost kimdir?

- Vefa nasıl birşeydir?

Kaç gündür bunları düşünüyorum.

***

Merhum Ecevit demişti ki:

- Siyasette duygusallığa yer yoktur.

Anladık, yoktur ama hançerlenmeye yer var mıdır?

Duygusallığa yer olmadığını, sanırım Kemal Derviş hepimize çok güzel göstermişti. O ders, siyasette ne ilk’tir ne de son... Durun bakalım, daha neler göreceğiz.

 ***

Lakin bu olayda, anlamadığım bir şey var.

- Hani bu komplo, sırf Baykal’a değil, CHP’ye yapılmıştı?

- Hani bu komplo, rejime karşı yapılmıştı?

- İşte bu sebeple, bu “alçak komplo” hani püskürtülecekti?

Ne oldu?

Özel hayata tecavüz, insan haklarına saldırı, böyle mi önlenir?

***

Kılıçdaroğlu iyi bir tercihtir. Ona sözüm yok.

Ama Baykal’ın uğradığı komplo için, yeri göğü inletip de sonra Baykal’a sırt dönmek nedir? Deselerdi ki:

- Komplo başka, bu başka... Baykal’ın artık çekilmesi lâzım... Yeter.

Eh, bunu anlarım.

Ama dediler ki, bu alçak komploya Baykal’ı kurban vermeyiz.

Hani, ne oldu?

Onu kurban verdiniz.

***

Diyeceksiniz ki, hırsızın hiç kabahatı yok mu?

Olmaz olur mu?

Anlamadığım noktalardan birisi de odur.

İşte, huzurunuzda soruyorum. Ben kriminal rapor falan anlamam:

- Sayın Baykal! O kasetteki zat siz misiniz?

Evet veya hayır.

Tek kelimeyle cevap verin.

Ne dediniz? “Hayır” mı?

Öyleyse son bir soru:

- Madem siz değilsiniz, niye istifa ettiniz?

Başka sorum yoktur. Ama bütün bunlar, Baykal’a yapılan ayıbı örtmeye yetmez. Üzgünüm. Koparan sinemi ağyâr elidir. Dost elinden yüreğim yârelidir.