Douze points pour la France

Cumartesi, 29 Mayıs 2010 - 10:00

(*Fransa’ya 12 puan)

Yer İsviçre’nin Cenevre şehri...

Konuşulan dil: Fransızca!..

UEFA Başkanı Michel Platini...

Konuştuğu dil: Fransızca!..

Kulis yapmak üzere Cenevre’ye gelen Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy... Konuştuğu dil: Fransızca!..

Oy kullanan 13 üyeden 11’i Avrupa Birliği vatandaşı... Konuşulan iki dilden biri: Fransızca!..

İsviçre’de 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası’nın hangi ülkeye verileceğinin belirlendiği oylamada Eurovision şarkı yarışmalarını hatırlatan görüntüler yaşandı. Kıbrıs Rum kesiminin ağabeyi Yunanistan’a her yıl klasik olarak 12 puan vermesi gibi bir şey oldu. Cenevre’deki oylar Fransa’ya gitti! UEFA Başkanı Michel Platini ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin uyguladığı abluka sonucu 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası’nı düzenleme hakkını Fransa kazandı.

Yukarıdaki paragraflarda ne kadar “Fransa” ve “Fransızca” sözcüklerini kullandığıma dikkat ettiniz mi? Cenevre’de bir tür “körler ve sağırlar birbirini ağırlar” durumu yaşandı.

Michel Platini, sonucun açıklan masının ardından nezaketten çok uzak açıklamalar yaptı ve Türkiye konusunda aşağılayıcı değerlendirmelerde bulundu.

Nicolas Sarkozy zaten her fırsatta ve gittiği her ülkede Türkiye’nin bir Avrupa ülkesi olmadığını iddia ediyordu. Platini’nin UEFA üyeleriyle tek tek tanıştırdığı Sarkozy Avrupalı dayanışmasını gösterin!” ifadesini öyle bir güçle vurguladı ki, delegeler kendilerini büyük bir psikolojik baskı altında hissetti.

Basketboldaki aksaklıklar

Gelelim bu işin Türkiye cephesine. Biz bu organizasyonu kazanabilir miydik? Evet, kazanabilirdik. Fransa’nın futbol kültürü, spor ve ulaşım altyapısı Türkiye’ye göre daha ileri seviyede ama daha önce iki kez bu şampiyonayı düzenlemiş olması Türkiye seçeneğini güçlendirmeliydi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’den Başbakan Tayyip Erdoğan’a, Devlet Bakanı Egemen Bağış’tan Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener’e kadar herkes 2016 hedefi için çok çalıştı. Erdoğan ve Bağış kişisel ilişkilerini kullanarak Türkiye için oy istedi.

THY’nin Mancester United ve Barcelona gibi takımlara sponsor olarak dikkatleri çekmiş olması, Türkiye’nin son yıllarda elde ettiği ekonomik başarılar, dinamik dış politika ve gelişme çizgisi 2016’yı kazanmaya yetmedi. Çünkü Avrupalılar hala Türkiye’ye bir güven sorunu yaşıyor ve burada yapılacak her büyük organizasyona kuşkuyla bakıyor.

Türkiye’nin devlet olarak altyapı yatırımları konusunda garanti vermesini bile -anlaşılan o ki- yeterli görmüyorlar. Nitekim Avrupa basını, bu yaz Türkiye’de düzenlenecek 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’yla ilgili hazırlıkların hâlâ tamamlanamadığına dikkati çekiyor. Böylesine dev bir organizasyonla ilgili tek bir konuşmasına bile tanık olmadığım Basketbol Federasyonu Başkanı Turgay Demirel’in kulakları çınlasın! Binbir güçlükle alınan bu önemli şampiyonayı inşallah alnımızın akıyla tamamlarız. Umarım basketboldaki heyecanımız futboldaki gibi hüzünle sona ermez.