Dubai şokuyla birlikte borçlu ülkeler yeniden hatırlandı

Salı, 01 Aralık 2009 - 05:00

Gidip gelenlerden, iş yapanlardan Dubai’nin ‘batma’ aşamasına geldiğini duyuyorduk. Kredi risk sigortasındaki artış da bunun işaretlerini aslında çok önceden veriyordu. Ama riski, gerçekleşinceye kadar almayan uluslararası piyasalar, Dubai hükümetine ait Dubai World adlı şirketin, “Borçlarımızı ertelemek istiyoruz” açıklamasıyla paniğe kapıldı. Şimdi 80 milyar dolarlık borcun nasıl, hangi vadede ve kim tarafından ödeneceği tartışılıyor. Birleşik Arap Emirlikleri’nin zengin üyesi Abu Dabi’nin destek açıklaması piyasaları biraz yumuşatsa bile, ‘krizi atlattık’ havasına girenlerin morali bozuldu. ‘İkinci dip geliyor mu’ endişeleri de arttı.

Endişenin kaynağı borçlu ülkeler

Endişeleri ise Dubai benzeri ülkelerin sayısının artması olasılığı artırıyor. Yunanistan ile ilgili tereddütler zaten vardı. Litvanya ve komşu ülkelerin sıkıntıları da biliniyor. Bunlarda beklenti gerçekleşir ve ‘zincir etkisi’ ile yenileri eklenirse, global bankacılık sistemi yeni bir şok ile karşı karşıya kalabilir. Böyle bir riskin sinyalleri de kredi riski sigortası (CDS) oranlarından geldi. Dubai’nin CDS’i 134 puan artıp, 675’e çıktı. Tabloda geçen haftanın son iş gününe ait oranları görüyorsunuz. Ancak, Malezya, Tayland, Litvanya ve Macaristan gibi borçlu ülkelerde oranlar biraz daha yükseldi.

15.3 trilyon dış borç

Bu oranları artan borçluluk rakamları yukarı çekiyor. Rating kuruluşu Moody’s tarafından yapılan bir araştırma, aslında endişeleri haklı çıkarıyor. Araştırmaya göre, ülkelere ait borç miktarı 2007 sonundan bu yana yüzde 50 oranında arttı ve 15.3 trilyon dolara yükseldi. Daha kötüsü var. Moody’s, önlemler alınmazsa, 4-5 yıl içinde borcun en az yüzde 50 düzeyinde artıp, 22 trilyon doları geçmesini bekliyor...
İşte ABD ve Avrupa’daki bankaları Dubai ile birlikte bu devasa gerçek strese sokuyor. Yoksa tek başına 80 milyar dolarlık borç, varlıkları da düşünüldüğünde dünya sistemini çökertecek bir yapı değil. Dubai hükümetinin mal varlığına bakınca durum daha da iyi anlaşılıyor.

IMF defteri yeniden açılır mı?
Dubai’nin çöküşünün ilk etkileri bayram öncesinde dünya borsalarında hissedilmişti. Bayram sonrası Asya piyasaları hızlı toparlandı, Ortadoğu ve Avrupa’da düşüşler devam etti.
İMKB’nin açılışı, büyük ölçüde Avrupa ve ABD’nin kapanışına bağlı... Ama düşük açılması olasılığı yüksek görünüyor. Abu Dabi’nin desteği ile borsalardaki düşüş dursa da gelişmekte olan ülkelere kırılgan bakış bir süre devam edebilir. Bu, Türkiye ve benzeri ülke ekonomilerini olumsuz etkileyebilir. Belki böyle bir ‘kırılgan’ dönemde, büyümeyi riske atmak istemeyen hükümet, IMF ile anlaşmayı yeniden gündeme getirebilir.

Yatırımcı için altında yeni gerçekler

1. Altın 1200 dolara koşuyor. Biraz daha gider mi? Gidebilir. Ancak, gidebileceğinden daha fazlasını geri de gelebilir. 1000 dolara gittiği dönemde, hızla 800 dolara kadar gerilemişti.
2. Altını iyi anlamak için, gerçeklerini de bilmekte yarar var. Çıkışın arkasında arz eksikliğinin olmadığı kesin... Çünkü, arzdaki artış devam ediyor. Yeni altın yatakları da bulunuyor.
3. Fiyatı, arz değil, daha çok talep belirliyor. Altın talebi, yeni altın arzından 40 kat daha önemli. Yani talepteki yüzde 0.25 oranındaki artış, arzdaki yüzde 10 artıştan daha büyük etki yapıyor.
4. 150 bin ton altının, 108 bin tonu para politikası ve yatırım amaçlı tutuluyor. Kalanı ise mücevher sektörüne gidiyor. Fiyatı da esasen ilk bölüm, yani yatırım amaçlı olan belirliyor. Yüzde 40 daralan mücevherat sektörünün etkisinin olmadığı biliniyor.

Dolar ve borsalar çok önemli

5. Son 2 yılda altını büyük ölçüde dolar kuru, kredi faizleri ve enflasyon etkiliyor. Bu etki önümüzdeki dönemde de kendini hissettirebilir.
6. 1966-1982 yılları arasında hisse senedi piyasasında yaşanan ‘ayı’ (düşüş) trendine, altın fiyatlarındaki ‘boğa’ (yükseliş) dalgası eşlik etmişti.
7. 1982-2000 yılları arasında hisse senedi piyasasındaki yükseliş döneminde ise altın fiyatı düşüş ağırlıklı bir trend izlemişti. Yani borsalar tekrar kalıcı şekilde güçlenirse, altındaki trend değişebilir.
8. 1991 yılından 2009’a kadar merkez bankaları altın stoklarını yüzde 10 düşürmüşlerdi. Şimdi ise alım yapıyorlar. Bu da fiyat üzerindeki baskıyı, en azından kısa vadede artırıyor.
9. Büyüme ve işsizlik rakamlarındaki iyileşme, altın fiyatlarındaki yükselişi engelleyebilir, hatta düşüşe çevirebilir.