Dünya çapında olabilmek zor mu?

Salı, 24 Ağustos 2010 - 05:00

Dünyanın en iyi 500 üniversitesi listesi yani 2010 Dünya Üniversiteleri Akademik Sıralaması, ‘Dünya Standartlarında Üniversiteler Merkezi’ tarafından açıklandı. Söz konusu liste 2003 yılından bu yana her yıl yayımlanıyor. Her zaman olduğu gibi üst sıralarda Amerikan üniversiteleri yer aldı. Birinciliği Harvard Üniversitesi yine kimseye kaptırmadı. En iyi 100 üniversite sıralamasının yarıdan fazlasını Amerikan üniversiteleri oluşturuyor. Amerika’yı, İngiltere, Japonya, Kanada ve diğer Avrupa üniversiteleri izliyor. İlk 500 üniversite arasında Türkiye’den yalnızca İstanbul Üniversitesi var. 2008 ve 2009 yıllarında olduğu gibi İstanbul Üniversitesi listede ancak 400 ile 500 diliminde yer buldu.
Yunanistan, Macaristan, İsrail ve Polonya gibi çok daha az nüfusa sahip olan ülkelerdeki üniversitelerin listede Türk üniversitelerinden önde yer alması ise dikkat çekici.
Sıralama yapılırken üniversitelerin akademik ve araştırma alanlarındaki performanslarının yanı sıra üniversitedeki öğretim görevlileriyle mezunlar arasından kaçının Nobel ya da diğer bilim ödüllerine layık görüldükleri de yer alıyor.
Biz ise her yıl ne kadar çok üniversite açtığımızla övünüyoruz. Oysa üniversite sayısıyla değil, kaliteli üniversitelerimizle övünmemiz gerekiyor. Vakıf üniversiteleri arasında kaçı dünya standartlarında eğitim veriyor?
Geçen yıl Dünya Bankası Eğitim Direktörü Jamil Salmi’nin kaleme aldığı ve Kadri Yamaç’ın çevirdiği ‘Dünya Çağında Üniversiteler Kurmanın Zorluğu’ adlı kitap, dünyadaki en iyi üniversitelerin genel durumunu ve nasıl dünyanın önemli üniversitesi olduklarını bunun koşullarını inceleyen bir rapor niteliği taşıyor.
Peki, dünya çapında üniversite olmak ne demektir? Bu terim Jamil Salmi’nin kaleme aldığı kaynakta şöyle tanımlanıyor: “Yükseköğretimin sadece öğrenme ve araştırma kalitesinin iyileştirilmesi için değil, aynı zamanda ve daha da önemlisi gelişmiş bilgiyi elde ederek, uyum sağlayarak ve yaratarak küresel yükseköğretim pazarında rekabet yeteneğini artırmak.”
Sonuç olarak dünya çapında üniversite olmanın belki belli bir reçetesi yok. Fakat nitelikli iyi yetişmiş insan gücü, doğru ve esnek yönetim anlayışı ve kaynak kullanımı ortak paydadır. Bunları sağlamak Türkiye için zor olmamalı. Üniversiteler, dünya çapında başarılı akademisyenleri kadrolarına katabilir, öğretim üyelerini bilimsel yayım konusunda motive edebilir. Çözüm çok, yeter ki istensin.