Dünya çiftçileri bir Türk'ün izinde

Röportaj konuğumuz Abdullah Aysu (59) Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu Başkanı. Ankara- Haymana'da çiftçilik yapıyor. Endüstriyel tarıma karşı. 'Babadan kalma' tarımın yanında. Türkiye'de yanlış uygulanan tarım politikaları onu dünya çapında bir ekolojistçiftçi yapmış. Pek çok ülke gezmiş, ünlü politikacılarla tanışmış. Özetle Abdullah Bey sadece çiftçilik konusunda ders verecek kadar uzman değil, Hugo Chavez'den Daniel Ortega'ya kadar ünlü devlet adamlarıyla 'kanka' olmuş renkli bir kişilik de

Dünya çiftçileri bir Türk'ün izinde

Geçimini tarımla sağlayan bir çiftçisiniz, değil mi?

Evet. Ankara-Haymana’da çiftçilik yapıyorum. Arpa, buğday, nohut, kimyon, bakla gibi ürünler yetiştiriyorum.

Aynı zamanda Çiftçi-Sen’in Genel Başkanı’sınız. Nasıl oldu bu örgütlenme?

2000’lerde Ege köylerinde gezerken böyle bir örgütlenmeye ihtiyaç olduğunu düşündüm. Ürünleri satamamaya başlamıştık. Gübre, mazot ve ilaç fiyatları yükselmiş ama ürünlere düşük fiyat verilmişti. Devlet desteği de sona ermişti. O zaman çiftçilerle buluştum. Görüşmelere Trakya’dan başladık. Ergene Nehri zift gibi akıyordu. Tarlalarını bu nehrin suyuyla sulayan çiftçilerin toprakları kirlenmişti. Zor durumdaydılar. Toprağa, suya sahip çıkmak adına, ÖDP’nin (Özgürlük ve Dayanışma Partisi) desteğiyle yürüyüş yaptık. 10-15 kişiyle başladığımız yürüyüşün sonunda 300 kişi olmuştuk. Hareketimiz böylece başlamış oldu.

Röportaj: Ali R. Karadağ

alirkaradag@gmail.com

Devamında neler yaptınız?

2001’de, Ergene Nehri protestosunu yaptığımız günlerde Meclis’te Tütün Yasası çalışmaları vardı. Yasada çiftçiyi mağdur edecek bazı maddeler vardı. “İMF, tütünden elini çek” sloganı ile bir kampanya yürüttük. Ege’de 386 köy dolaşarak köylülere yasayı anlattık. Meclise gittik. Ama onlar tabii İMF’yi dinlediler. Sonuç ne? O dönemde 486 bin ev tütün üretiyordu, bugün ise 60 bin. 2004’te Manisa- Alaşehir’de Üzüm Sendikası (Üzüm- Sen), aynı yıl Ordu’da Fındık-Sen, 2005’te Edirne-Keşan’da Ayçiçek- Sen ve Hububat-Sen kuruldu. 2007’de Rize-Pazar’da kurulan Çay-Sen, Bursa-Orhangazi’de Zeytin-Sen hayata geçti.

Sendikalaşma yolunda köylülerin tepkileri nasıldı?

Sanılanın aksine, köylüler kentlilerden daha fazla siyaset konuşuyor. Hatta kahvehaneleri bile siyasi görüşlere göre bölünmüş. Ama organize olamamışlardı. Ürün bazlı sendikalaşma fikri köylülerden çıktı.

Çiftçinin zaferi

Mitinglerden sonuç alabildiniz mi?

Sesimizi duyurunca taleplerimiz dikkate alındı. Tariş (Tarım Satış Kooperatifleri Birliği) 2004’te sezon zamanı ürün alım fiyatını açıklamadı, Üzüm-Sen miting düzenleyince fiyatı açıklamak zorunda kaldı. Bu durum çiftçileri birbirine yakınlaştırdı. Tütün ve fındık için de mitingler düzenlendi. 2005’te Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) fiyatı açıklamadı. Sonra da alım yapmayacağını duyurdu. Çiftçilerin ürünlerini koyacak yeri olmadığı için aracılar hububata çok düşük bir fiyat verdi. Bunun üzerine Edirne-Keşan’da miting düzenledik. TMO’nun silolarını işgal eden çiftçilerin direnişi sayesinde TMO ürünleri almak zorunda kaldı. Benzer eylemleri zeytin, çay ve fındık için de yaptık, olumlu sonuçlar aldık.

Tam olarak savunduğunuz çiftçilik nasıl bir şey, anlatır mısınız?

Köylü üretimini savunuyoruz. Hibrid değil, yerli tohumun kullanılmasını esas alıyoruz. Çünkü kimyasal olmadan hibrid tohumdan verim alamazsınız. Kullanılan kimyasallar sadece ürünü değil, yabani otu da büyütüyor. Ve zararlı böcekler... Daha fazla ilaç, daha fazla gübre ile toprağın verimini koruyamazsınız. Üstelik, ilacın kalıntıları insan sağlığına zararlı. Ama geleneksel üretimle verimi ikiye katlamak mümkün. Kadim üretim biçimi en iyisidir. Örgütümüz, küçük aile işletmelerini hedefliyor. Tarımda ölçek büyürse kimyasal ve fosil yakıt kullanmak zorunda kalır, tek tip üretim yaparsınız. Oysa toprağın ihtiyaçlarını karşılamak için dönüşümlü ürünler yetiştiriyoruz. Biz; işçi çalıştıran değil, imece usülü yardımlaşmayı esas alıyoruz. Eksiklerimizi de parayla değil, takasla karşılıyoruz. 

Çiftçilik sadece ülkemizde değil, tüm dünyada sorun yaşıyor sanırım.

İMF ve Dünya Bankası’nın dayatmaları yüzünden tüm dünya çiftçileri benzer kaderi paylaşıyor. Çokuluslu şirketlerin dayatmalarına karşı çiftçiler harekete geçti, La Via Campesina (Çitfçinin Yolu) adlı örgüt 1993’te kuruldu. Bizim sendikamız da örgütün üyesi. Bu sayede küresel düşünüyoruz. Yurt dışındaki toplantılara katılıyor, etkin görevler alıyoruz artık.

“Che Guevara’nın kızı Aleida ile tanıştım”

Hangi ülkelere gittiniz?

Portekiz ve İsveç hariç tüm Avrupa ülkelerine gittim. Ayrıca Mozambik, Mali, Hindistan, Endonezya, Brezilya, Küba..

Kongrelerde ünlü isimlerle tanıştınız mı?

Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales, Venezuela Eski Devlet Başkanı Hugo Chavez, Che Guevara’nın kızı Aleida Guevara, Nikaragua Devlet Başkanı Daniel Ortega, Ekvador Devlet Başkanı Rafael Correa ile tanıştım. Evo Morales, devlet başkanı olmadan önce yerli çiftçi önderlerinden biriydi. Hapisten yeni çıkıp kongreye gelmişti. Üç gün aynı odada kaldık. Coşkulu, sevecen ve neşeli biri. Daniel Ortega bir filozofu andırıyordu. Halktan biri gibiydi. Rafael Correa bizde tanınmaz ama 21. Yüzyıl sosyalist hareketini hayata geçiren insanlardan biri. Hugo Chavez ise insanı kendine hayran bırakan bir enerjiye sahip.