Dünyanın en zor pazarlarında marka olabilmek

a
a
Cumartesi, 06 Kasım 2010 - 05:00

Bugün cumartesi ve ben, Ankara’dan “CHP, AK Parti, MHP ya da diğer partilerde neler oluyor?” gibi bir yazı yazmak istemiyorum. Pazartesi günü bu kısır meselelere yine döneriz nasıl olsa.

Biraz başka şeyler konuşalım, önümüze konulan gündeme hapsolmayalım istiyorum. Türkiye kabına sığamıyor, şirketler büyüyor, yabancı yatırımcılar buradaki dinamizmi yakından izliyor. İletişim, medya ve internet ortamı kıpır kıpır. Her gün farklı alanlardan binlerce haber akıyor önümüze. Dünyada daha fazla merak edilen bir Türkiye var artık.

Eğer geçenlerde Süleyman Orakçıoğlu ile sohbet etmemiş olsaydım, bilgisayarımdan akıp giden diğer haberler gibi hazır giyim sektörümüzdeki önemli bir başarıyı da fark edemeyecektim. Damat, D’S ve Tween markalarının sahibi, Orka Group’un Yönetim Kurulu Başkanı Orakçıoğlu, dünyanın en zor pazarları olarak gösterilen Hindistan, Çin ve Japonya’da modanın zirvesine nasıl tırmandıklarını anlattı.

[[HAFTAYA]]

Avrupa, Amerika ya da Rusya gibi dünyaya açık, rekabetçi pazarlarda bir şekilde var olabilirsiniz. Ancak Çin, Hindistan, Japonya gibi içine kapalı ve sıra dışı ülkelerde bu başarıyı tekrar edebilmek kolay iş değil. Herhangi bir Türk moda markasının ‘bu üç pazarda aynı anda’ ürün sattığını bilmiyordum. Hindistan ve Çin tekstilde düşük iş gücüyle de tanındığı için, buralara ancak güçlü tasarım ortaya koyarak girebilmek mümkün.

Orakçıoğlu da bunu yapmış. Temsil ettiği markaların Londra’daki dizayn stüdyolarında elde ettiği bilgi birikimini İngiltere ile güçlü bağlara sahip Hindistan’a taşımış. Orka Group, Yeni Delhi’deki 2 mağazadan sonra Bollywood filmlerinin de kalbi olan Mumbai’nin en prestijli bölgesinde 3’üncü mekânını açmış. Bu pazardaki çalışmaları Genel Koordinatör Osman Arar eliyle yürüten Orakçıoğlu’nun hedefi, Hindistan’da 10 mağazaya ulaşmak. Orka, dünyanın en büyük pazarı konumundaki Çin ve Asya’nın en zengin ülkesi Japonya’daki satış merkezleriyle 10 yıl içinde Asya’nın en etkili Türk hazır giyim ve moda markası olmayı amaçlıyor. Hedef Hindistan’ın bol seyahat eden ve dünyayı tanıyan zenginleri.

Çok değerli diplomat dostum Ankara Büyükelçisi Raminder Sing Jassal’ın ısrarlarına rağmen şimdiye kadar bir türlü Hindistan’ı göremedim. Ancak geçenlerde Mumbai’den dönen bir arkadaşım dünyanın en lüks alışveriş merkezleriyle karşılaştığını söylemişti. Bu ilginç bir bilgi, zira Hindistan, Türkiye’de fillerin üzerindeki çocuklar ve derenin çevresinde yıkanan yoksul insanların ülkesi gibi klişelerle tanınıyor.

Ekonomi iyi yönetiliyor

Orakçıoğlu’nun söylediklerinden, otomotiv, turizm ve inşaat gibi hazır giyim sektörünün de kalıplarını zorlayıp en iddialı şekilde dünya sahnesine çıktığını anlıyorum. Orka, gelecek ay Sibirya Novosibirsk’teki satış merkeziyle yıl sonuna kadar Rusya’daki mağaza sayısını 10’a çıkarıyor. Londra moda çevrelerinde “Çıkışta olan en iyi 2 marka arasında gösterildiklerini” söyleyen Orakçıoğlu’na göre Türk ekonomisi doğru yolda. Onun ağzından aktarıyorum; “Krizi bir kez daha fırsata çevirdik. Geçen yılın aynı dönemiyle mukayese edersek 2010’da hazır giyimde yüzde 40’lık satış artışı var. 200 kişiyi işe aldık. Çok daha ağır günler yaşadığımız 2001’de de aynı başarıyı göstermiştik. Hem yükselen pazarlarda hem moda başkentlerinde varız. Bursa’da üretilip dünyaya ihraç edilecek olan elektrikli otomobil Renault Fluence ile nasıl gurur duyuyorsak, moda markalarımızı da böyle görmeliyiz. Londra’da 150 yıllık Londra Akademisi’nin öğrencileriyle master sınıfı düzenliyoruz. Türk moda markalarının artık fason üreticiler olarak görüldüğü dönem geride kaldı. Lübnan asıllı Ömer Kaşura’ya koleksiyon yaptırdık. Lokomotifi Türk, vagonları diğer küresel oyunculardan oluşan bir ekspres tren gibiyiz. 2011’de hedefimiz Amerika pazarı. Tüm Amerika’ya seslenebilecek bir yapılanma peşindeyiz...” Orakçıoğlu, hükümetin ekonomiyi iyi yönettiği görüşünde. Cari açığın ulaştığı seviyeyi ise pek çok kişi gibi o da tehlikeli buluyor.