Ebedi gençliğin formülü

Kremler, serumlar, renkli kozmetik ürünleri güzelliğinizi vurgular. Ama asıl yatırım yapmanız gereken, güzel bir beden ve güzel bir cilttir. Peki bunu nasıl başaracaksınız?

09 Kasım 2013, Cumartesi 05:00
A A

Zaman su gibi akıp gidiyor. Beraberinde doğuştan sahip olduğunuz bebek gibi cildiniz, taş gibi kalçalarınız, füze gibi göğüsleriniz de... Kol içlerinde sarkmalar, popo düşmesi, selülitler, kırışıklar, ciltte matlaşma, saçlarda cansızlık ve dökülme başlıyor. İyi de zamana karşı nasıl güçlü durabilir, gençliğinizi nasıl uzun süre koruyabilirsiniz? Elbette kozmetik sektörü, gençliği uzatmak için harika ürünlerle destek veriyor. Ancak bunlar diri bir vücut ve ışıldayan bir cilt için yeterli değil. Kendinize yatırım yapmak istiyorsanız öncelikle ne yediğinize dikkat etmelisiniz. Çünkü gençliğin altın anahtarı, kaliteli beslenme. Ne kadar doğru beslenirseniz kendinizi o kadar iyi hissedecek, mental sağlığınızı koruyacak ve genç kalacaksınız. Var olanı korumanız için işte altın anahtarlar:

Mina YAZICI

1-KARBONHİDRATI SEVİN

Karbonhidrat vücudun enerji kaynağıdır. Kompleks karbonhidratlar, glikozun yavaşça açığa çıkmasını sağlarlar, ki bu da kendinizi daha iyi hissetmenize ve sakinleşmenize neden olur. Karbonhidrat için en zengin kaynaklar tam tahıllı olanlardır; esmer pirinç, sebzeler ve bezelyeyi bol tüketin.

2-PROTEİNİ AZALTIN

Proteinler, vücudun yapı taşları. Pek çok şey için onlara ihtiyaç duyarız: Büyüme, enerji, gençleşme ve pH seviyesinin ayarı bunlardan sadece birkaçı. Bununla birlikte ihtiyaç duyulandan fazlasını tüketmeye yönelten yoğun protein diyetleri son yıllarda popüler hale geldi. Oysa vücut için günlük protein ihtiyacı 50 gramdır. Örneklemek gerekirse bir dilim somon balığı yaklaşık 20 gram, bir yumurta 13 gram, 100 gram mercimek 26 gram, 30 gram kabak çekirdeği 8 gram protein içerir. En kaliteli protein yağlı balıklarda, yağsız ette, bakliyatta ve çekirdekte bulunur. Hayvansal proteinler ve süt ürünlerinin ölçüsü, işlenmiş oldukları için değişmiştir. Bu tip ürünler daha yüksek seviyede doymuş yağ içerir. İnsan beyninin yaklaşık yüzde 60’ı yağ asitlerinden oluşur ve vücut işlevini yerine getirmek için doğru bir seçime ihtiyaç duyar.

3-İYİ YAĞLARDAN ŞAŞMAYIN

Birinci kural; düşük yağ tercihi asla sağlıklı değildir. Daima en doğal yağları tüketin. İyi yağlar beynin anahtarıdır; özellikle de omega-3 ve omega-6 (yağlı balıklar, fasulye, fındık ve çekirdekte bulunur). Araştırmalar omega-3’ün beyin fonksiyonlarını ve hafızayı desteklediğini ortaya koyuyor. Omega-3 desteği almayı ihmal etmeyin.

4-MÜKEMMEL TABAK HAZIRLAYIN

Günde üç öğün düzenli yiyin. Atıştırmalıklar için fındık, çekirdek, maydanoz ve ıspanak yaprağını tercih edin. Yemeklerinize biraz keten tohumu ekleyin. Keten tohumu, hücrelerin yenilenmesi için gerekli olan 10 temel amino asidi içerir. Günlük beslenmenizin 1/4’ü protein, 1/4’ü karbonhidrat, 2/4’ü yani yarısı da yeşil yapraklı sebze tüketimine dayanmalı.

5-YAĞA SU KATIN

Yemek pişirirken dengeli yağ kullanın ki serbest radikallerin vücutta oluşturduğu hasarla savaşabilin. Tereyağ, dengeli yağlara alternatiftir. Kızartma yapacaksanız tereyağına ya da hindistancevizi yağına biraz su ekleyin. Böylelikle yağın yanmasını önlemiş olursunuz.

6-IŞIĞI İZLEYİN

Paketlenmiş taze ürünlerin, doğal ya da suni ışıktan uzak şekilde depolanmış olmasına dikkat edin. Çünkü nereden ve ne şekilde gelirse gelsin ışık, değerli besinleri yok eden oksidasyona yol açar.

7-BİRAZ TARÇIN SERPİN

Tarçın kan şekerini dengelemeye yardımcı olur, insulin reseptörlerini düzene sokar; düşük kan şekeri seviyesine, düşük pankreatik strese, iltihaplanmaya iyi gelir ve metabolizmayı hızlandırır. Bu da daha fit kalmak demektir.

8-KAHVENİZE KREMA EKLEYİN

Kafein içeren ürünleri minumumda tüketin. Çünkü kafein, böbreküstü bezi ve kortizol seviyesinin birden yükselmesine neden olur. Günde bir kahve tüketiyorsanız, süt yerine krema dökün. Kremada bulunan stabil yağ ve proteinler vücudunuza kademeli olarak yavaş yavaş dağılır.

VİTAMİNSİZ OLMAZ

Özellikle 40’lı yaşlarını sürmekte olanlar mutlaka beslenmesine bu vitaminleri eklemeli.

B VİTAMİNLERİ: Enerji seviyesini ayarlamaya yarayan adenozin trifosfat üretimi için mutlaka gereklidir. Vitamin B12, besinleri enerjiye dönüştüren alyuvarlar üretimini uyarır, sinir sistemi için gereklidir. Ayrıca hamile kadınlar için çok önemli olan folik asitin absorbe edilmesine yardım eder. B vitamin kompleksi alın ve alternatif olarak yumurta, balık, süt tüketin.

D VİTAMİNİ: Düşük D vitamini seviyesi güçsüz bir bağışıklık sistemine ve yorgunluğa neden olur. Ana kaynağı Güneş, yağlı balıklar ve süt ürünleridir. Ancak dışarıdan destek olarak da alabilirsiniz. Ampul formları direkt kana karışacağı için daha etkilidir, öneririz.

MAGNEZYUM: Kalp de dahil olmak üzere maksimum kas fonksiyonlarıyla, stresle başetmek ve sağlam bir sinir sistemi için çok önemlidir. Magnezyum kapsülleri alabileceğiniz gibi fındık, çekirdek ve avokado tüketerek de ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz.

PEYGAMBER DİKENİ: Alkol ya da kafein tüketiyorsanız bu bitkiyi mutlaka almalısınız. Peygamber dikeni ya da boğa dikeni olarak bulabilirsiniz. Peygamber dikeni, kafein ve alkol nedeniyle ekstra yük binen karaciğeri rahatlatır.

PROBİYOTİKLER: Güçlü bir sindirim sisteminin anahtarıdır. Besinlerin emilimini kolaylaştırır. Yoğurt, probiyotiklere en iyi örnektir. Bol yoğurt tüketin ya da iyi bakteri oranı yüksek bir destek probiyotik alın.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;