Eğitim meselesi

Cuma, 15 Kasım 2013 - 05:00

Babam sağlığında vasiyetname yapmış ve sahibi bulunduğu üç daireyi üç evladı arasında paylaştırmış. Ancak sonradan dairelerden birini kardeşlerden birine satmış. Ölümü üzerine dava açtık ve dairelerde bizim de hakkımız olduğunu iddia ettik ama davayı kaybettik. Temyiz de aleyhimize karar verdi. Bundan sonra yapılacak ne var? Biz haksızlığa mı uğradık? E.B.

Bana yazan okuyucum, kız evlat. Olay ise ülkemin bir klasiği, erkek evlat düşkünlüğü. Bu klasiğin ne zaman ortadan kalkacağını çok merak ediyorum. İkinci kızım doğduğunda hastanede doğum yapan diğer hanımlar ve aileleri hep beraber beni teselli etmeye gelmişti. İnsanın iki kızı birden olur mu? Olursa da teselliye ihtiyacı vardır, zihniyet bu.

[[HAFTAYA]]

Ancak okuyucum için çok iç açıcı şeyler de ne yazık ki söyleyemeyeceğim. Zaten davaları kaybetmiş ancak bari nedenini açıklayayım. Bir vasiyetname varsa bile, vasiyet eden bundan vazgeçebilir, değiştirebilir ve hatta vasiyet ettiği mallardan tasarruf ederek, bunları satabilir. İşte okuyucumun babası da bunu yapmış, dairelerden birini satmış. Kime satmış, oğluna. Bu durumda gerçekte satış değil bağış olduğunu ispatlayamadıkça bu davadan sonuç alınmaz. Nitekim alınmamış. Zira satış bedelinin terekeye dahil olduğu kabul edilir. Davayı kazanmanın tek yolu, gerçekte herhangi bir bedel ödenmediğinin ispatıdır ki oldukça zordur. Konu Yargıtay’da da değerlendirilip sonuç aleyhe çıktı ise artık yapacak fazla bir şey kalmamış. Bundan sonra iş topluma kalıyor. Evlatlar arasında ayrım yapılmaması gerektiğini, kız çocuğun da erkek çocuk gibi evlat olduğunu, eşit haklara sahip olduğunu anlatmak ve kabul ettirmek gerekiyor. Hemen olur mu? Olmaz, zaman alır ama eğitimle her şey olur. Bir yerden başlamak lazım.