Ek iş yapan öğretmenler ders başında…

a
a
Cuma, 24 Eylül 2010 - 19:55

Türkiye’de kişi başına düşen milli gelir 9 bin dolar seviyelerinde, Merkez Bankası rezervi 70 milyar dolar, %10 büyüme, Avrupa’nın 6. dünyanın en büyük 17. ekonomisi, 120 milyar dolara ulaşan turizm gelirleri, 2010’un 3 çeyrek enflasyonu % 9.3, artan kredi notu, IMF’yle kesilen alışveriş… Allah bereket versin, iyi hoş da bunların ceplere, cüzdanlara, çantalara, mutfağa, üste-başa, çocukların okul ihtiyacına, hane halkının giderlerine yansıması söz konusu mu? Hayır. Ülke genel klasmanda ‘zengin’ statüsüne sahip olabilir, ya, ‘mutlu azınlık’ dışında, burada yaşama tutunmaya çalışan insanların milyonlarcası? Kelimenin tam anlamıyla ‘züğürt’. Durum böyle olunca köşe dönücüler, hortumcular, rüşvetçiler, umut tacirleri, rant peşinde koşanlar, dolandırıcılar, gaspçılar ya da borçlar, kredi kartı blokajları, hacizler, iflaslar, intiharlar…  Böbreğini satanlar, bedenini sermaye yapanlar, aracı kurumlar… Diplomasını yakanlar, komşusunu vuranlar, çocuğunu kesenler… Herkes aynı tablo içinde…Her şeye rağmen onuruna payandalar dayayan, duruşunda kararlı, kolektif bilince vakıf, sevgili Çetin Ağabey’in (Altan) dediği gibi ‘enseyi karartmayan’, yarı mutsuz, yarı umutlu nice insan… Genel hal böyle ama bu durumu 12 Eylül 2010’a endekslemek maharet ister doğrusu.
 
Anadolu sermayesine taraf mısın?
 
‘Creme de la creme’ ‘Kaymağın kaymak tabakası’ perspektifiyle, referanduma sosyo-politik ‘yorumsamalar’(!) katanlara getireceğim lafı…  
Efendim referandumda ‘evet’ diyenler, ‘fakir fukara, garip gureba’ imiş, ‘hayır’ a basanlar da ‘tuzu kuru, dünya turu’ olanlarmış. Açıkçası, ‘yellen yellen, dolsun yelken’ saptırmalar… Sanırsın AKP oldu sana TKPCHP’ye bir şey demiyorum, onu siz biliyorsunuz zaten. Nerdeyse diyeceğiz ki, bunlar ‘merkezkaç parti’ olmuş, ‘sınıfsal bir duruş’ sergiliyorlar. ‘Sınıfın bil, safa gel’ vaziyetleri anlayacağınız. ‘Anadolu sermayesine taraf mısın?’, ‘Sadece sahillerde tavaf mısın?’ bahsini duymamış herhalde ‘yazıcı’(!) arkadaş. Bir başka ifadeyle, ‘pazardan deterjanı açık alanlarla’, ‘üstü açık yazanlar’ arasındaki bir sıklet gösterisi… 
‘Turizm rehberi’ne bakıp ‘toplum mühendisliği’ yapmak öyle kolay iş değil. Masasına ‘mavi bayrak’ dikip, 3 yıldız ‘Michelin nişanını’ iliştirmek lazım.
 
‘Diploma-free olanlar’
 
Gelelim referandum sonucuna bir de ‘diploma fetişizmi’ penceresinden bakanlara: “Azizim, bu ‘evet’ diyenler var ya, okumamış, kültürden muaf, aileden tuhaf, mektep, medrese görmemiş, ‘diploma-free’ olanlar, ‘hayırcılar’ ise daha üniversiteye hazırlık kurslarından başlayarak muhalefeti tercih eden, TOEFL’lı, CPE’li, DAF’lı, ABİTUR’lu, tiyatroya gidip, perde aralarında komplo teorileri konuşan, konser çıkışı, bir yerde parlatırken içtikleri birkaç kadehe ‘ne olacak bu memleketi hali?’mezesini katan, mastırlı, doktoralı, ‘diploma-gani’ olanlar… Böyle bir ‘sosyo-demografik çözümlemeleri’ (!)‘casus uydularla’ bile arasanız, bulamazsınız valla… ‘Şucularla’, ‘bucular’ listesine ‘okumuşlar’ ve ‘okumamışlar’ hanesini de ekleyin, ayrımcılık tam olsun.
 
Dolardan altı sıfır atmak
 
Yeni bir eğitim-öğretim yılı başladı. Öğrencisiyle, öğretmeniyle, idarecisiyle, velisiyle, servisçisiyle, müfettişiyle, okul alışverişi, trafik çilesi ile herkese kolay gelsin. Her şeye kaynak bulan Başbakan Erdoğan’ın, 13.5- 15 milyar lira olan dershane gelirlerinin, sadece 2 katı olan 28 milyar küsur liralık Milli Eğitim Bakanlığı Bütçesi’ni biran evvel ıslâh etmesini diler, çorapçı, simitçi, tamirci, şoför, pazarcı, garson öğretmenlerimize(!), bu ulvi meslekte, artık hak ettikleri maaşı vermesini hatırlatırız. 350 milyar dolar civarında seyreden iç-dış toplam borcu, lirada yaptığı gibi ‘dolardan da altı sıfırı atmak’ suretiyle 350 bin dolara düşürür, onu da bir arkadaşına kitler, olur bitir. Kaynaktan bol ne var?