Ekonomi ve siyasi istikrar siyam ikizleri gibidir

Başbakan Yardımcısı Arınç "Siyasi istikrar sağlanmadan ekonomik gelişme olmaz. Ekonomik gelişme olmazsa siyasi istikrar tehlikeye düşer" dedi

19 Kasım 2013, Salı 22:23
A A

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Four Seasons Hotel Bosphorus'da, Cumhurbaşkanlığı himayesinde Uluslararası İşbirliği Platformu (UİP) tarafından Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ev sahipliğinde "Sürdürülebilir Küresel Rekabette Ortadoğu ve Kuzey Afrika" başlığıyla düzenlenen 4. Boğaziçi Zirvesi'nin açılış yemeğinde yaptığı konuşmada, dördüncüsü düzenlenen organizasyonun, her yıl daha etkin ve tanınan bir faaliyet haline geldiğini belirtti. 

 

Boğaziçi Zirveleri'nin temel amacının, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Balkanlar ve Orta Asya arasında karşılıklı olarak siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkileri ve iş birliğini geliştirmek olduğunu söyleyen Arınç, "Bu amaç kapsamında seçilen coğrafyanın, son 10 yılda ve gelecek 10 yıl içinde, ekonominin ve küresel siyasetin merkezi konumunda olması, bu tercihin isabetli olduğunu göstermektedir. Ayrıca, son yılların yükselen yıldızı Asya-Pasifik'in de yine bu kapsamda Boğaziçi Zirvelerinin bir parçası olmasının faydalı olacağına inanıyorum. Zirvenin ev sahibi ve bu coğrafyanın merkezinde yer alan İstanbul, bu amaca hizmet edecek şekilde bir finans ve ulaşım merkezi olarak yerini her geçen gün daha da sağlamlaştırmaktadır. İstanbul'a bu payeyi kazandıran hiç kuşkusuz Türkiye’nin son yıllarda, özellikle Hükümetimizin son 11 yıllık iktidarı sırasında gösterdiği ekonomik başarı ve siyasi dinamizmdir" diye konuştu. 

Orta Doğu, Kuzey Afrika, Balkanlar ve Orta Asya coğrafyasının, tarihte medeniyetin ve dolayısıyla ticaretin beşiği olmuş bir bölge olduğunu anlatan Arınç, şöyle devam etti:

"Bu bölge, tarihte bünyesinden nice alimler ve bilim insanları çıkarmış, dünya ticaretine yön vermiş, kültürel zenginliklerin kaynağı olmuştur. Maalesef zamanla bu özelliğini Batı olarak tanımladığımız Avrupa ve ABD’ye kaptırmıştır. Ekonomik cazibe, Avrupa ve ABD’nin uzun süre devam eden küresel ekonomik krizle birlikte düşüşe geçmesiyle doğuya kaymaktadır. Hatta artık Asya-Pasifik bölgesinin, dünya ticaretinin yeni merkezi olacağına dair haklı öngörülerle birlikte, ekonomide yeni fay hatlarının da oluşacağı bir dönemi yaşamaktayız. Bunu rakamlarla ifade etmek gerekirse dünya ticaretinde Avrupa'nın payı yüzde 40'tan yüzde 33'e düşerken, ABD'nin payı yüzde 17'lerde kalmış, Asya'nın payı ise yüzde 30'lardan yüzde 40'lara yükselmiştir. Dünyanın ilk 20 ekonomisi arasında Asya-Pasifik'ten güçlü ülkeler, Avrupa ve Amerika ile yarışmaktadır. Bu sıralamada 16. sırada yer alan Türkiye ile birlikte Orta Doğu bölgesinden 17. sırada İran ve 18. sırada Suudi Arabistan bulunmaktadır. Ekonomik fayların kırılması elbette, siyasi hareketliliği de beraberinde getirmektedir. Hepimiz bilmekteyiz ki ekonomik gelişme ve siyasi istikrar, iç içe geçmiş, birbirini tamamlayan unsurlardır. Her toplantıda ifade ettiğim gibi, ekonomi ve siyasi istikrar, siyam ikizleri gibidir. Siyasi istikrar sağlanmadan ekonomik gelişme olmaz. Ekonomik gelişme olmazsa, siyasi istikrar tehlikeye düşer." 

AK Parti iktidarındaki son 11 yılın bu konuda güzel bir örnek olduğunu belirten Arınç, "AK Parti hükümetlerinin ilki, Türkiye'yi ekonomik bir kriz sonrası devraldı. Kısa bir zaman içinde, krizden rekorlar kıran bir ekonomi konumuna geldik. 2009 yılında ise küresel krizin etkileri Türk ekonomisinde de hissedildi. Türkiye’nin en fazla etkileşim içinde olduğu batı coğrafyası kriz içindeydi. Türkiye, krizde olan batı ile ekonomik ilişkilerdeki durgunluğunu, Orta Doğu ve Kuzey Afrika pazarları ile ikame etmeyi başardı. Kriz döneminde alternatif üreterek, yönünü açık ve kazançlı pazarlara çevirme stratejisi, küresel krizin Türkiye'yi teğet geçmesini sağladı" ifadelerini kullandı. 

Arınç, mevcut durumda Avrupa ve ABD toparlanırken, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'nın siyasi istikrarsızlıklar sebebiyle kısmen ekonomik zorluklar yaşadığına işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu durumu aşmak için dış politika alanında her türlü çabayı sarf ediyoruz. Türkiye olarak, yakın coğrafyamızdaki cereyan eden olaylara, insan unsurunu ön plana çıkararak ve siyasi istikrarın bir an önce gelmesi paralelinde bakıyoruz. Küresel bir iddiada bulunmak için, Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki tüm ülkelerin de bölgede bir tane istikrarsız ülke kalmayana kadar aynı perspektiften bakmasını çok önemli buluyorum. Savaşın, kargaşanın, kavganın olduğu bir ülkeye veya coğrafyaya sermaye gelmez. Sermaye güvenilir ve istikrarlı ortam ister. Küresel rekabet için ancak ve ancak Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde, tüm düşmanlıkların, iç çatışmaların ve siyasi istikrarsızlıkların bitirilmesi için çalışmak ve çabalamak zorundayız. En kötü barış en masum savaştan iyidir. Bu coğrafyada, siyasi krizlerin aşılması ve ekonominin canlanması ile tekrar yükselişin yaşanacağına gönülden inanıyorum."

 

2

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;