Ekran satranç tahtasına döndü!

Cuma, 23 Kasım 2012 - 05:00

TV ekranında dengeler değişiyor. Yeni ölçüm sistemiyle bir sürü dizi taca atılmıştı biliyorsunuz. Bir sürü alışkanlık da yer değiştiriyor... Acımasız bir rekabet var. Eskisi gibi sağlam kalelerden bahsetmek mümkün değil. Bakın işte bin yılın “Arka Sokaklar” dizisi Kanal D tarafından cuma gününe alındı... Yerine cuma akşamları alışkanlık yaratan “Yalan Dünya” gelecek. Peki, Kanal D tarafından büyük sürpriz olarak gördüğüm bu atak iş yapacak mı?

Bu formülün cuma akşamları toplam izleyicinin ilgisini çekeceği kesin. Ama pazartesi gibi çok çetrefilli bir akşamda “Yalan Dünya” iki sıkı rakibinin karşısında ne yapacak; ondan emin değilim... Kanal D’nin başlattığı bu stratejik operasyonlar başka kanallara da sıçrayacak. TV’de günler artık altın değerinde. Ve bir gün kaybederseniz, yerine koyabileceğiniz başka bir maden yok! Kısacası, alışkanlıklarınızı değiştirmeye hazır olun sevgili okurlarım...

[[HAFTAYA]]

VİZENİZİ GÖREBİLİR MİYİM?


Kuzey gidemedi. Mahkemesi sürdüğü için yurt dışına çıkamadı. Babasıyla geçen hafta yaptığı o müthiş helalleşme sahnesi aklımıza kazındığıyla kaldı... Bir yandan da izleyici olarak sevindim. “Kuzey Güney” (Kanal D), insanın damağında ilginç bir tat bırakan yegane dizilerden çünkü... Yine de ne bileyim, mesela bir yurt dışına çıkma meselesinin pasaport kontrolünden ibaret olmadığını anlatmak gerekiyordu izleyiciye. Yanılmıyorsam Kuzey’in yeni hayatı için seçtiği Almanya sabıkalı vatandaşlara vize vermek için bin dereden su getiriyor; bunu bilmeliydi izleyici... Ya da vize koyan ülkelerden giriş onayı alabilmek için konsolosluk makamlarıyla yüz yüze mülakat yapmak gerekiyor. Elini kolunu sallayarak gidebileceğin ülke sayısı bir elin parmak sayısını geçmiyor kısacası... Toparlarsak, tatları yaratan baharat oranlarına da dikkat etmek gerekiyor; haksız mıyım?

Bir dişi Ezel hikayesi mi?

“20 Dakika” isimli dizinin yeni tanıtımını izledim. Tuba Büyüküstün’ün oynayacağı rol belli oldu ki bir nevi dişi Ezel karakteri... Bunu sadece oyuncuyu demir parmaklıklar ardında görünce hissetmedim. Önceki gün senarist ekibinin netleşmesiyle bu durum biraz belli oldu... Ezel’in yaratıcısı iki kafadar kalem Pınar Bulut ve Kerem Deren, “20 Dakika” için bir araya gelmişlerdi. Her ikisinin de tek başına kaleme aldığı diziler seyredilmiş olsa bile hiçbir zaman Ezel’in havasını yakalayamamıştı... Zaten bu yüzden çoğu yarım kaldı. Neyse, bu yeni bir oluşum ve eğer mürekkep uyumunu yitirmemişlerse Star TV’de yayına hazırlanan “20 Dakika” sezonun ikinci yarısının en iddialı işlerinden biri olacak gibi!

Nice 20 yıllara

Hayatımıza gireli 20 yıl olmuş. Benim sokağın mesela hemen her köşesinden “Biz de sizi izliyoruz” diye işmar ediyorlar... Samanyolu televizyonu şu ya da bu şekilde 20 yıl içinde bir hayli ses getiren işlere imza attı. Şimdi neredeyse ergenliğini bitiren bir genç gibi sokağa da inmiş oldu... Bu köşede defalarca tenkit edildi, defalarca alkışlandı. Kimi zaman taraflı bulundu, kimi zaman nokta atışı yapabilecek kadar kabiliyetli... Ama ne olursa olsun 20 yaşını tamamlayan bir kurum olarak ekranda rüştünü ispat etti. Buradan gerisi bir TV eleştirmeninin ağzından “iyi işlerle övgüye, kötü işlerle didişmeye devam” denebilecek bir süreç... Nice yeni yaşlara diyelim...

Hangi tarafı tutmalıyım ki?

Okurumuz Feyza Bayrak, Hürrem Sultan ile Firuze Sultan (Muhteşem Yüzyıl/Star TV) arasındaki çekişmede beni “Hürrem tarafı olmakla” itham ediyor... Oysa Mesut Yar’ı 25 yıldır futbol maçları dahil hiçbir tribünde göremezsiniz. Buralarda genel olarak izleyicinin eğilimlerini dillendiriyoruz. O eğilim ne tarafa çark ederse nabız sayısını not düşen sağlıkçılar gibi notu sayfamıza yazıyoruz... Neyse Feyza Bayrak kardeşimiz kendisinin ve önemli bir çoğulun Firuze tarafında olduğunu, Kanuni ile Firuze aşkının çok daha romantik olduğunu da ekleyerek iddia ediyor... Ne mutlu Firuze’ye o halde. Ama bildiğim tek şey resmi tarihin kendisi. Onun içinde Hürrem’in dışında savrulup gidenlerle ilgili tutulmuş bir kayıt yok. Dolayısıyla bu romantizme ancak bir izleyici olarak şapka çıkarabilirim. Taraf olmadan “olursam bertaraf olurum çünkü” diyerek...

Turizme sıkı destek...

Karadeniz turizmi hareketleniyor. Bunu özellikle iç turizmin verilerine bakarak söylüyorum. Kafa dinlemek ya da tatil için Ege ve Akdeniz kıyılarını tercih eden tatilcilerin çoğu artık Karadeniz’in kıyılarından başlayarak tüm coğrafyasını keşfetmeye eğilimli... Bu, bölgenin yeni bir gelir kaleminin oluşacağının göstergesi. Ve bu yatırım isteyen bir kalem olacak. Yatırıma girmişken konuya da girelim... “Benim İçin Üzülme” (atv) bugüne kadar belgesel ve yeni dönem uzun metrajlı filmlerin haricinde Karadeniz coğrafyasını en iyi resmeden dizi şu anda... Görüntü yönetmeninin dizide kameraya aldığı görüntülerin hepsi kartpostal gibi duruyor. Ve insanın içinde “orada olmak” isteği uyandırıyor... Karadeniz’in önümüzdeki günlerde dizinin içeriğini bir kenara koyarak resmedilen bu tablolara bir hayli ihtiyacı olacak... Çıtayı bu kadar yüksek tutan bir iş de hakikaten arasan bulunmayacak cinsten.