Ekranda neyi niçin izliyorum?

Perşembe, 02 Haziran 2011 - 05:00

Bir TV eleştirmeninin kişisel notlarını paylaşmak istiyorum bugün sizinle.

Sıradan bir izleyici olarak neyi niçin izlediğimin detaylı bir tarifini okuyacaksınız, kolay gelsin...

 Öyle Bir Geçer Zaman ki (Kanal D): Sert bir dizi. Özellikle orta yaş izleyici kuşağını derinden sarsıyor. Yıllarca kapı arkalarında yaşanan bildik meseleleri sarsıcı bir dille getiriyor ekrana. Şiddet, terk edilmişlik, romantizm ve siyaset kokteyli gibi. Tadı çok buruk ama...

Yorum Farkı (NTV): Eğer ekranda kaliteli bir espri dili arayışı içindeyseniz, siyaset üzerinden yapılan nükteleri ve örtülü hicvi bizzat Emre Kongar ve Mehmet Barlas ikilisinin NTV’deki adresinde bulabilirsiniz. Bir de nezaket var ki; onu ekranda bulmak hakikaten zor bugünlerde...

Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi (Star TV): İnsanı yormayan ve hayatı olduğu gibi resmeden bir dizi. Evet, argo da var içinde şiddet de. İyi de memleketin neresine gidersen git hepimizin hayatında var bu dozda küfür ve hareket. İtirazınız varsa gazetelerin 3’üncü sayfalarından başlayarak manşetlere kadar tüm haberleri okumanızı rica ederim...

[[HAFTAYA]]

Geniş Aile (Star TV): Aslında hiç olmayacak denli iyi ilişkilerin resmedildiği bu komedi dizisini gülmekten ziyade, artık uzun yıllar öncesinde kalan mahalle birlikteliği nostaljisini gidermek için izliyorum. Babacan tavırlı tek dizi neredeyse...

Beni İkna Et (CNN Türk): Jürisinde ben olmasam da deli gibi izleyeceğimi söyleyebilirim. Çünkü neredeyse artık hiç kalmamış bir tartışma kültürünü edep, zeka ve bilgi üçlemesi içinde aktarıyor izleyene. Üstelik fikri tartışmaların öznesi üniversite öğrencileri olan münazaralar. İstikbale ait umudumuzu arttırmak için enfes bir adres...

Tarihin Arka Odası (Habertürk): Hani sadece Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın gözlerini kısıp baktığı ufukta gördüklerini görebilmek, hissedebilmek için izler insan. Murat Bardakçı ile İlber Hoca’nın derin bilgi ve hafızaları tarihle arası açık olan herkesin derdine derman niteliğinde. Neşeli bir üniversite anfisinde hissediyor insan kendini izlerken...

2. Sayfa (Kanaltürk): Konukları ve konuşulanları ile neredeyse ertesi günün bütün gazetelerine sistemli bir haber çıkarma iddiasını taşıyor program. Magazin dünyasının şalalasını bir kenara koyarsak, anlatılanlar hepimizin bir dönem camdan cama yaptığı tatlı dedikoduları andırmıyor mu sahi? Müge Dağıstanlı ve Gülşen Yüksel, kırıp dökmeden gidiyorlar; bravo...

Muhteşem Yüzyıl (Show TV): Bir eleştirmen olarak izlemek zorunda olmasam sadece Filiz Ahmet’in canlandırdığı Nigar Kalfa için izlerim. Bir de herkes küçümsüyor ama 100 dakikalık bir işte o denli iyi bilgisayar animasyonları çıkarmaları da her babayiğidin harcı değil...

Kelime Oyunu (Bloomberg HT): İhsan Varol çok uzun zamandır hissettiğim bilgi yarışması sunan adam boşluğunu tek başına ve aslan gibi dolduruyor. Bir de yarışmanın meselesi sorularıyla bilgilendirip, eğlendirmek olduğu için kendini hiç kasmıyor izleyen de!

Arka Sokaklar (Kanal D): “Her gün başka bir uzmanlık alanına giren polis timinin gerçek ihtisasının asayiş olduğunu senaristler acaba ne zaman hatırlayacaklar?” sorusuna yanıt bulmak için izliyorum. Ama biliyorum o yanıt hiç gelmeyecek...

Karadağlar (Show TV): En yavaş akan senaryo ve hikaye rekorunu ele geçirdiler mi diye bakıyorum her hafta. Önceki akşam dizi bir milim ilerlemedi mesela. Değişmeyen tek şey Hatice Şendil’in göbek dansı. Bak sadece onun için bile izlenebilir bu dizi!

Leyla İle Mecnun (TRT 1): Gülmek için izlediğim tek dizi. Gülüyorum, çok gülüyorum, muhteşem gülüyorum, öyle böyle gülmüyor; kahkahalar atıyorum!

Ezel (atv): Eğer ekranda bir oyunculuk akademisi olsaydı adı mutlaka Ezel konmalıydı. Bu dizide sıradan tiplerin bile nasıl lezzetli birer oyuncu haline geldiğini hep birlikte gördük. Tuncel ustanın, Haluk üstadın ve diğerlerinin mimiklerine sağlık!

Doktorum (Kanal D): Sağlık her şeyin başı. Yıllardır neredeyse birkaç kez tekrar etmelerine rağmen her hastalığa yaklaşımlarının sıcak ve samimi oluşu nedeniyle izliyorum. Bir de kaliteli bilgiye ulaşmak gerçeği var tabii ki Doktorum’da...

Söz Sende (Habertürk): Balçiçek İlter’i bir ekran karakteri yapmak fikri benden çıkmıştı. Ve ne mutlu ki onu her izlediğimde iyi ki aklıma gelmiş diyorum. Konuklarını her açıdan iyi ağırlayan ama torpil yapmayan haliyle, bağırıp çağırma olmadan da sohbet edileceğinin göstergesi bu program...

Tadı Damağımda (NTV): Vedat Milor ve çatal ve bıçak ve kaşık ve tava ve tencere ve şef ve restoran ve... Bir programı izletecek ve’ler silsilesi bu saydıklarım. Hakikaten sofrada neler yapmayacağımın ve lezzette nelere hayır diyeceğimin listesini yapıyor Milor!

Hayat Gezince Güzel (CNN Türk): Evet doğru, bu yüzden hayat Fatih Türkmenoğlu’na güzel. Şaka bir yana Fatih, memleketin en ücra köşelerinde üstü örtülü bırakılmış tüm güzellikleri taşıyor ekrana. Müthiş bir gezgin. Sıcak bir program...

Survivor Ünlüler Gönüllüler (Show TV): Herkes Nihat Doğan için izlendiğini iddia etse de ben resmen yeni fenomenimiz Taner için izliyorum. Bir de “1 ayda nasıl 10 kilo verilir?” meselesini yakından görebilmek için...

İzmir Çetesi (Star TV): Bana göre bu yılın en samimi işlerinden biri. Şimdilik reytingleriyle gülümsetmese de benim diyen mizah dizisine tur bindirir. Kadir İnanır’ın bu babacan tipinin tadını çıkarın derim ben. Hakikaten farklı, çok farklı...