Ekranın en iyi 10 soranı!

Çarşamba, 11 Kasım 2009 - 05:00

O kadar çok tartışma programımız var ki. Bir de talk showları katarsanız ekranda soru ve yanıttan geçilmiyor. Peki kim sorabiliyor, kim geveliyor?..

Birkaç zamandır hemen tüm programları izliyorum. Türkiye’de ekrandaki herkes Jay Leno ya da Oprah Winfrey olma telaşında. Fakat karşılığı yok... Bizimkiler nevi şahsına münhasır. Bu yüzden esinlenme defolarını görmezden gelerek sıralıyorum. İşte ekranın en iyi 10 soranı... Balçiçek Pamir (HaberTürk), Okan Bayülgen (Kanal D), Ruhat Mengi (Star TV), Ayşenur Arslan (CNNTürk), Müjde Ar (NTV), Kenan Erçetingöz (Kanal 1), Fatih Altaylı (HaberTürk), Serra Karaçam (TRT 1), Serhat Ulueren (KanalTürk) ve Rıdvan Akar (Kanal D/ CNN Türk)... İsimlerin bir ortak yönü daha var. Fazlasıyla cesur ve lafı eğip bükmeden diyalog kurabilmeleri...

En kötü 10 sıralamasını yapmama gerek var mı? Bence yok. Daha doğrusu fantezisini yapmak size kalmış!

Diziler ayda üç bölüm!

Arka Sokaklar (Kanal D), Ezel’in verdiği arayı iyi değerlendirdi ve toplam izleyicide pazartesi gecesinin lideri oldu. Bu önemli bir gelişme...

Ekranda tekrarlarıyla birlikte aralıksız yayın yapan bir dizi Arka Sokaklar. Ve mevcut polisiyeler içinde kimi zaman tekrara da düşse en istikrarlı öykülere sahip olanı...

Peki, Ezel’in verdiği bir haftalık aradaki düşüşünü nasıl değerlendirmek lazım. Basit; seyirci soğuması. Fakat işin ilginç bir tarafı da var...

Bundan böyle yüksek prodüksiyonlu diziler için kanallar yeni bir işletme politikası benimseyecek gibi...

Ayda dört bölüm yerine üç bölüm. Böylece ortalama maliyetleri aşağıya çekecekler. Seyirci ne mi yapacak; alışacak elbette. Maalesef yine alışacak!

Lost olacaklar!

Bir dönem ilgiyle izlediğim bir yarışmaydı Maceraya Takıl. Erci ile Dolunay isimli iki Türk genci altı Avrupa ülkesinden yol arkadaşları bulup, ellerindeki küçük paralarla Türkiye’ye ulaşmaya çalışıyorlardı.

Alp Kırşan’ın sunumuyla çok eğlenceli bir maceraydı bu ve bildiğim kadarıyla çok sayıda fanın alkışlarıyla yarışmanın birincisi olan Erci uzaya yolculuk etmişti... Atv’nin değerini bilemediği (alışkanlık oldu bu) bu gençlik yarışmasının ikinci bölümü çekime hazırlanıyor. Bu kez iki farklı Türk genci memleket yollarına düşecek ve yine “gençler için kıt kanaat eğlence rehberi” olacaklar. Ama asıl bomba yarışmanın büyük ödülü. Uzaya yolculuktan daha fantastik. Uğuru kaçmasın diye söylemeyeceğim. Ama ipucu için başlığa bir bakın, bulabilecek misiniz bakalım?

Bakan kim?

Medya Kralı’nda (Kanal D) Esra Erol, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı’nı Nimet Çubukçu olarak telaffuz ediyor. Gecenin o saati hafıza şaşkınlığı tuhaf değil... Tuhaf olan Hakkı Devrim ve Okan Bayülgen gibi iki bilgi fıçısının “Bakan artık Çubukçu değil, Selma Aliye Kavaf” demiyor oluşu... Medya Kraliyetine bilgi gecikmeli mi geliyor sahi?

Ya gitme ya dönme!

Seda Sayan (Kanal D) kasım sonu itibarıyla ekranı bırakıyor. Bu yıl talihsizlikler yakasını bırakmadı Seda’nın. Yapımcılarla anlaşamadı. Program saatini sevemedi. İzleyicisini kaybetti... Tüm bunlar tek başına bir ekran starının kariyerinden umudu kesmesi için yeterli neden. Fakat anladığım o ki, Seda kolay teslim olacak türden biri değil... İki ay sonra tekrar ekranda olacağım diyor. Yeni bir formatla hem de. Ben de bir dostu olarak diyorum ki; hayır Seda ya ara verme ya da çabuk dönme. Ara verme çünkü işleyen demir ışıldar. Çabuk dönme çünkü özlenen değerini ikiye katlar!

Domatesin çekirdeği kırmızı!

Yemekteyiz'e (Show tv) takıldım önceki akşam. Belli ki şimdi haberlerde çokça tartışılan GDO'lu ürünler henüz yarışmaya uğramamıştı... 

Bana göre yarışmacıların kendi GDO'luydu ya neyse. Bu kanaatin bir nedeni var; domates. Hadi açalım...

Haftanın daha ilk akşamı. Ama sanırsınız ki yarışmacılar altı aydır sofrada oturuyor. Ev sahibi hazırladığı mönüde ciddi bir domates ağırlığı var. Çorba, et, pilav, ara mezeler hep domatesli...

Tamam, bu kadarı fazla ama şu kadarı da tuhaf. Sofradaki herkes bir anda domates düşmanı kesiliyor. Kimi ağzına hiç domates sürmediğini söylüyor, kimi domatesin yemeklerde kullanılmaması filan gerektiğini...

Ben bir şekilde meseleyi hormonlu ya da GDO'lu tüketim hassasiyetine bağlayacaklarını düşünüyorum ki, nerede?...

Sırf çıkıntılık için gösterdikleri bu baş kaldırıyı gerçek yaşamda da yapabilseler ya. Hangi çılgın bana GDO'lu ürün yedirecekmiş, şaşarım o zaman? Elbette yine soracağım; neredeeeee?...