'Elbiselerin de ikinci bir yaşam hakkı var'

Adını söylemeyen ve kendini "PP" olarak tanıtan modacı, sadece kıyafet değil aynı konseptte ayakkabı da yaratıyor. Bu çılgın modacıyı size tanıtmak için kısa bir söyleşi yaptık...

a
a
Pazar, 12 Eylül 2010 - 05:00


'Elbiselerin de ikinci bir yaşam hakkı var'

Röportaj: Seral Cumalı

scumali@posta.com.tr

Moda çılgınlıklarla dolu. PP de, ‘modanın çılgın çocuğu’ olarak adlandırılanlardan. Adını söylemiyor, kısaca PP diyor. Markasının adı da ‘PP From Longwy’. “Longwy’den PP” demek. Çünkü bu çılgın Fransız modacı Fransa’nın Lorraine bölgesindeki küçük endüstri şehri olan Longwy’de doğup büyümüş. Kendisinin ve adının değil, tasarımlarının ön planda olmasını istiyor. Hatta defilelerinde mankenlerin de yüzüne maskeler takıyor. Ve birçok Hollywood yıldızı onun yarattığı kıyafetlere bayılıyor. Neden mi?

Gerçek vintage parçalarla günümüzün popüler trendlerini bir arada kullanarak yeni ve farklı giysiler yaratıyor da ondan! Vintage bir elbiseden bir detayı alıyor, onu olduğu gibi yeni yarattığı giysiye ekliyor. Böylece aynı elbisede iki farklı dönem bir arada yaşıyor.

İşte bu nedenle de kıyafetleri ‘zamansız’ olarak nitelendiriliyor. PP, sadece kıyafet değil aynı konseptte ayakkabı da yaratıyor. Bu çılgın modacıyı size tanıtmak için kısa bir söyleşi yaptık...

Modayla nasıl tanıştınız?

Uzun yıllar Lorraine- Longwy’de yaşadım, markanın ismi de buradan geliyor. Sıradışı bir süreçti. Ben kendi kendimi yetiştirdim. Kendime bir çıkış kapısı arıyordum, modaya girdim, sonra da kariyerimi yaptım. ‘PP From Longwy’ markamı 2004’te yarattım.

Modaya yaklaşımınız nedir?

Daha sanatsal, tabusuz ve limitsiz bir tasarım anlayışım var.

Niçin ‘vintage’ı seçtiniz?

Çünkü elbiselerin bir ruhu var, giyilmiş, yıpranmışların unutulması üzücü diye düşünüyorum. Bu parçalar sahibinin izlerini taşıyor; bu nedenle de ikinci bir yaşam hakları var. Ben de onlara ikinci bir yaşam hakkı tanımak istedim.

Vintage ile moderni birleştirme fikri nasıl çıktı?

Çok basit çünkü çok nostaljik biri değilim. Giysilerin geçmişini seviyorum ama ben hep ileriye bakıyorum.

Sizin kreasyonlarınızı özel kılan nedir?

Bunu siz bana söylemelisiniz... Sanırım geçmişe yapışma gibi bir eğilimim yok, kendi öz inançlarımla hareket ediyorum. Ortaya bunlar çıkıyor...

Tasarımlarınızda yeni nerede, vintage nerede yer alıyor? Birlikteliklerinde bir limit var mı?

Elimdeki malzemeye ve o anki esinlenmeme bağlı olarak bu hep değişiyor. Ben bu konuda kendime hiçbir limit koymuyorum.

Kullandığınız vintage parçaları nereden, nasıl buluyorsunuz?

Seyahatlerim sırasında özel mağazaları geziyorum, ayrıca arkadaşlarım da gittikleri yerlerde benim için bakıyorlar, topluyorlar.

Moda açısından tercih ettiğiniz seneler hangileri? Tasarımlarınızda en çok hangi senelere ait parçaları kullanıyorsunuz?

80’li yıllara fazla takık durumdayım. Tüm parçalar zevkli değildi belki ama bu yılların eksantrikliğini ve çılgınlıklarını seviyorum.

Birkaç sezondur toplumda hakim olan vintage eğilimi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Eğilimler üzerine fazla düşüncem yok. Ben estetiğe karşı duyarlıyım. Kah seviyorum, kah sevmiyorum.

Niçin özellikle de gençler vintage modası ile ilgileniyor?

Sanıyorum bir yere, bir gruba ait olma isteği ya da tam tersi farklılık isteğinden kaynaklanıyor bu. Moda toplumun içinde insanın kendi kimliğini bulmasına imkan tanıyor.

Sizin müşterileriniz kimler?

Japonlar ve Amerikalılar çok seviyor. Giysilerin yeniden doğuş felsefesini özümseyen tüm kadınlar benim müşterim. Modanın herkese açık olma fikrini çok seviyorum.

Hangi ünlüler bu modanın müşterisi ve en güzel taşıyanlar?

Julie Depardieu, Lilly Allen, Beth Ditto.

Sizin stiliniz nedir? Günlük giyiminizde vintage kullanıyor musunuz?

Bir üniformam var her zaman onu giyiyorum: Jean- tişört- basket şapka.

Evinizin dekorasyonu nasıl? Antika ya da vintage parçalar var mı?

Evet antika ve dizayn karışımı. Siyah, beyaz ve gri tonlar hakim.

2